31 Ocak 2021

Belki yapabiliriz!

Latin halkların efsanevi lideri, bir insan hakları aktivisti, bir vegan, bir tarım işçisi hakları mücadelecisi ve hatta tüketici haklarının gücünü ispatlayan büyük boykotlardan birinin lideri olarak Cesar Chavez, yeni başkanın başucunda duruyor

Bir insan hakları aktivisti olan Cesar Chavez, Amerikan tarihinde tarım işçilerinin sendikalaşması, emeklilik ve mülk sahibi olmak gibi hakları elde etmeleri için hayatı pahasına mücadele etmiş, işçi partisi kurmuş ve yönetmiş bir karakterdi. En ünlü eylemi 1964-1969 yılları arasında süren Delano Üzüm Boykotu oldu. Chavez bu boykotta hem liderdi, hem de 25 gün süren bir açlık grevi yapmıştı.

Üzüm işçilerinin diğer tarım işçilerinden de düşük haklara sahip olmasından doğan bir hak arama mücadelesi olan Delano Üzüm Grevi'nin bir boykota dönüşmesi, tarihe not düşmeyi hak edecek değerde özellikler içeriyor. Boykot yıllarca sürmesine ve özellikle işçiler tarafında büyük mağduriyetlere neden olmasına rağmen sonunda başarıyla tamamlandı. Üzüm işçileri talep ettiklerine kavuştu. Çünkü bu sadece üzüm işçilerinin hak mücadelesi örneği değildi. Aynı zamanda tüketici hakları bilincini tetikleyen ve şirketleri "doğru"ya sevk etmek için tüketicinin ne denli güçlü olabildiğini ispatlayan bir iletişim stratejisinin başarısıydı.

Boykotlar; bir kişi, kurum, siyasi parti ya da ülkelerin yaptıkları davranışları sonlandırmaları için hedef kitleleri tarafından bir çeşit "yok sayılmaları" eylemi. Ürünlerini satın almama, hizmetlerinden faydalanmama, söylediklerini dinlememe gibi şiddet içermeyen ama başarıyla sonuçlanabilirse muhatabında ciddi zararlar doğurabilen protesto türü. Hedefi; haksızlığı, yanlışı görünür kılmak, dikkat çekmek. Doğaldır ki kritik bir iletişim sürecinden besleniyor. Dikkat çekilmek istenen yanlışı yapana karşı duyulan sosyal desteği zayıflatabilen ve medya araçlarını etkin kullanabilen boykotlar başarıyla sonuçlanıyor. Çünkü boykotun başarısı, haklı bir sebebe dayanmasından belki de daha çok, kitleleri yanına çekebilmesinde yatıyor. Başka bir deyişle ne kadar haklı bir boykot çağrısı olursa olsun, duyulmaya, katılıma ve yaygın desteğe ihtiyaç duyuyor.

Bir grev bir boykota nasıl dönüşür?

Delano Üzüm Grevi sırasında tüketicilerle paylaşılan bilgilerden biri şuydu: Üzüm işçilerinin şartları insanlık dışı ve adaletsiz. Bunu engellemek için satın alacağınız şarapların etiketindeki sendika ibaresine dikkat edin. Çiftlikteki işçilerin sendikalı olduğu şarapları tercih edin. Konuyla hiç ilgisi olmayanın bile kolaylıkla dikkat edebileceği, basit ve kapsayıcı bir yöntem. Grevi geniş çaplı bir boykota dönüştüren en güçlü taraflardan biri de bu zaten. Üretimdeki adaletsizliğe tüketicinin dikkatini çekmek, tüketicinin konuya ikna olmasını sağlamak ve desteğini almak.

Öylesine kalabalıklar tarafından sahiplenilmiş ki sendikasız işçi çalıştırmaya devam eden şarap üreticileri, şarapların arkasına yalan ibareler yapıştırma yöntemini denemiş. Bazı kaynaklar 14 milyon Amerikalının boykota destek verdiğini yazıyor. Böyle bir ayrıştırıcı ve böylesine kolay bir yöntemle boykot çağrısı bugünün güçlü sosyal medya dünyasında yapılsa boykotun başarıya ulaşması değil 5 yıl, 5 gün bile sürmeyebilirdi.

Chavez, Delano Üzüm Boykotu boyunca şiddetten uzak durdu. Hatta şiddetsiz bir yöntemi benimsediği için kazanımlara doğru çok yavaş ilerlendiğini düşünenler tarafından çokça eleştirildi. Ancak o ısrarla baskının şiddetsiz de yaratılabileceğini savundu. "Şiddete başvurmamak eylemsizlik değildir. Güçsüzlerin harcı hiç değildir. Fedakârlığa razı olmaktır. Kazanmaya sabretmektir" dedi. Çünkü haklıysanız, doğru iletişim pek çok şeyi değiştirir.

Chavez kendini, "sıradan insanlara sıradışı şeyler yapmaları için yardım eden" biri olarak tanımlıyordu. Öyle de yaptı.Temel yöntemini de yaygın iletişim olarak belirledi. 1983 yılında kurduğu Radio Campasina, bu anlamda tam bir sembol oldu. Bugün Cesar Chavez Vakfı, eğitim gibi temel alanlardaki faaliyetlerinin yanı sıra İngilizce ve İspanyolca yayın yapan, haftalık 1,5 milyondan fazla dinleyicisi olan bir radyo grubunu yönetiyor. Latin Amerika kökenlilerin ortak değerlerinin paylaşılması, bir grup olarak hareket etmesine destek olması, hem eğitim hem de eğlence içeriklerini bir arada sunması radyo kanallarını güçlü bir iletişim mecrası kılıyor. 

Başkan'ın ajandası

Onlarca boykot örneği varken neden 50 yıl önce Amerika'da yaşanan bir boykotu konu ettiğime gelince… Joe Biden görevi devraldığı gibi Beyaz Saray'daki odasını da baştan aşağı yeniledi. Perdelerin renginden masasının arkasına koyduğu aile fotoğraflarına kadar her şeyin mesaj taşıyıcı olduğu bu ortamda çok önemli bir sembol daha kullanıldı. Joe Biden, aile fotoğraflarının yanına aktivist Cesar Chavez'in bronz büstünü yerleştirdi. Biden'ın odasında ayrıca Martin Luther King Jr., Rosa Parks, Eleanor Roosevelt ve Robert F. Kennedy'nin büstleri de bulunuyor. Her birinin Başkan'ın ajandası hakkında sembolik anlamları var. Tıpkı Papa ile çekilen fotoğrafının başköşede olması gibi, Cesar Chavez'in büstü de dikkate değer anlamlar taşıyor. Cesar Chavez, Başkan Obama'nın seçim kampanyasında, Chavez'in aktivist ortağı Dolores Huerta ile birlikte yarattıkları "Sí, se puede!" (Evet, yapabiliriz!) sloganını "Yes, we can!" şeklinde kullanmasıyla da siyasete dahil edilmişti. Ama bu sefer Oval Ofis'e kadar girmeyi başardı.

Bazı kaynaklarda Cesar Chavez'in parti ve birlik içinde otoriter tavırlar gösterdiği yönündeki eleştirileri bu noktada dışarıda bırakarak düşünelim. Chavez "gönüllü yoksul"du. Yılda 6 bin dolardan fazla kazanmayı reddetti, hiç ev sahibi olmadı, 66 yaşında öldüğünde ailesine hiçbir maddi miras bırakmadı. Latin halkların efsanevi lideri, bir insan hakları aktivisti, bir vegan, bir tarım işçisi hakları mücadelecisi ve hatta tüketici haklarının gücünü ispatlayan büyük boykotlardan birinin lideri olarak Cesar Chavez, yeni başkanın başucunda duruyor. Hangi özelliğini alırsak alalım, eyleme dönüştürülebilirse önemli kazanımların habercisi gibi duruyor. Bir Amerikan Başkanı'nın ajandasından söz ettiğimizi unutmadan "Evet, yapabiliriz!" demeye temkinlice yaklaşsak bile biraz umutlanmayı tercih edebiliriz: "Belki yapabiliriz!"

Yazarın Diğer Yazıları

Dünyayı "günaydın" mı kurtaracak?

Siyasilerin ve şirketlerin, küresel sıcaklığın 1,5 °C'nin üzerine çıkmaması için alınacak önlemleri bireylerin "günaydın" mesajları seviyesinde sunmasının bizi oyaladığını ve sistemin "yakasından düşmemizi" sağladığını görmemek için de kör olmak gerek

Cesaret her kuruma çok yakışır

Bazı düşük notları bulunsa da 8 Mart 2022 itibarıyla görünen o ki iş dünyası, kadına yönelik ayrımcılık içeren iletişimden uzak durması gerektiğini gayet iyi anlamış. Kadınları sadece birer müşteri olarak görmekten çok, sorunlarını anladıklarını ifade etmek zorunda hissettikleri birer paydaş olarak konumlamayı başarmış. Ancak şimdi sıra geldi bu eşitlikçi bakış açısı iletişimini, gerçekle paralel kılmaya

Rakamlar acı, ihtimaller daha acı

Hepimiz gayet iyi biliyoruz ki kadınların sadece sosyal yaşamda değil, iş hayatında, eğitimde, siyasette, kısacası her alanda mücadele etmek zorunda olduğu, hayatının her anında maruz kaldığı bir önyargı ihtimali söz konusu ve ne yazık ki bu önyargıların yaşamlara mâl olması da mümkün