07 Şubat 2021

Birleşik Devletler'de bir aktivizm olarak nefret grupları (4)

Yüzlerce nefret grubunun ortak özellikleri, aslında nefretin de tanımını yapmamıza olanak sağlar: Belirli bir kişi ya da gruba karşı üretilen önyargılı ve kelimenin genel anlamıyla şiddet içeren bir dil yoluyla açığa çıkan yıkıcı enerji

Yazı dizisinin bu son bölümünde, ABD'nin başkentinde faaliyette olan birbirlerine benzer söylem ve motivasyonları olan nefret gruplarından bahsetmek istiyorum.

Bunlardan ilki, Israelite School of Universal Practical Knowledge (ISUPK) (Evrensel Uygulamalı Bilgi Yahudi Okulu). Kökten dinci olan grup üyelerinin ortak özelliği siyah "ırkın" üstünlüğüne olan inançları. ISUPK, aslında Siyah Yahudi İbrani Hareketi'nin bir parçası ve Afro-Amerikalıların soyunun İsrailli on iki kabileye dayandığını iddia ediyor. Nefret grubu olarak anılmalarının temel sebebi ise; seksist, homofobik ve beyaz karşıtı bir üslubu benimsemiş olmaları. Özellikle Washington D.C.'de kamusal alanlarda çok yüksek sesle yaptıkları ibadetle ünlü olan grubun çıkardıkları gürültü, mahalle sakinleriyle sürekli karşı karşıya gelmelerinin en büyük sebebi. İbadetlerinde, özellikle eşcinsel ve beyazları "köle taciri", "beyaz şeytan" ve "köle sahibi" gibi sözlerle yaftalayan ISUPK, hem beyazların hem de eşcinsellerin Afro-Amerikalı mahallelere Amerikan tarihi boyunca zarar verdiklerini dile getirmektedir.

Buna benzer bir başka grup Abdul Alim Musa önderliğindeki Masjid Al Islam As-Sabiqun. Özellikle, anti-Semitizm söylemleri bulunan grup, temel amacını Amerikan yaşam tarzını, İslami forma sokmak olarak belirlemiştir. 1960'larda popüler olan Kara Panterleri kendisine referans alan grup üyelerini, çoğunlukla Müslüman Afro-Amerikalılar oluşturmaktadır. Özellikle Alim Musa, 11 Eylül saldırılarının İsrail tarafından yapıldığını ve tüm Amerikan medyası, ekonomisi ve siyasetine Yahudilerin egemen olduğunu, neredeyse her demecinde dile getirmektedir. Hamas'a ve İran devrimine olan sempatilerini kimi toplantılarında ima eden As-Sabiqun üyeleri, İsrail'in ortadan kaldırılması gereken bir devlet olduğunu belirttiğinden özellikle Amerika'da anti-Semitizmi yaydıkları gerekçesiyle nefret grubu olarak kabul edilmektedir.

1930'da kurulan Nation of Islam (NOI) (İslam Ulusu) da ISUPK ve As-Sabiqun gibi Afro-Amerikalıların oluşturduğu bir örgüt ve As-Sabiqun gibi NOI'nin temel referans noktası da İslam. Malcolm X ve Muhammed Ali'nin gruba katılmasıyla özellikle 1950 ve 1960'larda popülerliği artan ve Birleşik Devletler'deki en geniş tabanı ve en zengin gruplardan olan NOI'nin retoriği, sadece anti-Semitik ve ırkçı değil aynı zamanda içinde yoğun LGBTIQ+ karşıtı bir dil de içerir. Siyah "ırkın" beyazlardan üstün olduğunu savunan grup üyeleri, bu üstünlüğü ülkedeki diğer Müslümanların buna itiraz etmesine rağmen her fırsatta dile getirmektedir. Bunu, özellikle eşcinseller ve Yahudiler arasında bir analoji kurarak dile getirmekteler. Örneğin, grup üyelerinden Louis Farrakhan yaptığı bir konuşmada, lezbiyenlik ve homoseksüelliği Yahudilerin yaydığını iddia etmiştir. Bir başka konuşmasında da Farrakhan, Hitler'e olan hayranlığını açıkça ifade etmiştir. Khalid Muhammed ise hem beyaz Arapların hem de beyaz Yahudilerin siyah cemaatlerin "kanını emdiğini" beyan etmiştir.

Afro-Amerikalıların 2013 yılında oluşturduğu bir başka grup The New Black Panther Party for Self Defense (Öz Savunma İçin Yeni Kara Panter Partisi) beyaz karşıtı, anti-Semitik ve LGBTQI+ karşıtıdır ve etkinliklerinde İslam Ulusu'nun izinden gittiğini dile getirmektedir. Nefret söylemlerine örnek olarak, Jay Jackson'ın 2018'de ifade ettiği "iyi polis yoktur; iyi ölü polis vardır", Hashim Nzinga'nın "beyaz insanların her biri ile Yahudilerin her biri doğuştan şeytanın kendisidir" demeci verilebilir. Nzinga'ya göre, siyahlar Tanrı tarafından "seçilmiş" kişilerdir ve İsa'nın kendisi de aslında siyahtır. Imam Akbar da beyaz mahallelerin "zehir yayan yerler" olduğunu belirtmiştir. Grup üyeleri, özellikle karşıtı oldukları kişileri açık hedef göstererek, "ölü ya da diri" bu kişileri kendilerine teslim etmelerini salık veren konuşmalarından dolayı sık sık gözaltına alınmaktadırlar. Örneğin, Khalid Muhammed, 1994'te yaptığı bir konuşmada Güney Afrikalı beyaz "kadınları, çocukları, bebekleri, ‘körleri', ‘sakatları', lezbiyenleri, hepsini" öldürmeleri gerektiğini, özellikle kadınların ordunun "imalathanesi" olduğu için bu grubun katlinin vacip olduğunu dile getirdiği bir nefret konuşması yaparak Birleşik Devletler'de büyük tepki uyandırmıştır.

Afro-Amerikalılardan oluşan nefret gruplarına son örnek ise 1970'te kurulan ve Nuwaubianizm ismini verdikleri bir dine inanan tarikat Nuwaubian Nation of Moors (Magripli Nuwaubian Ulusu). İbadetlerinde özellikle antik Mısır ve Mısır piramitlerinin ruhani ve üstün oldukları için bunlara bir çeşit tapınma ritüelleri yapan grup üyeleri, UFO'lara olan inançlarıyla da öne çıkmaktadır. Grubun kurucu lideri Dwight York, grup üyelerinin çocuk istismarı ile öne çıkmaları ile işlediği çeşitli suçlar (özel mülke tecavüz gibi) nedeniyle 2004 yılında 135 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. York, yeni Siyah Panterlere benzer şekilde beyazların "şeytan" olduklarına demeçlerinde sıklıkla yer vermiştir. Hristiyanlığın Magriplilerin köleleştirilmesi için şeytan tarafından kullanılan bir araç olduğunu dile getiren York, Kafkas "ırkının" "soysuz", bununla birlikte siyahların üstün olduğunu, Mağrip tarihinin diğerlerinin aksine kadim olduğunu dile getirmiştir. 

Sonuç olarak, Amerika Birleşik Devletleri'nde yüzlerce nefret grubunun ortak özellikleri, aslında nefretin de tanımını yapmamıza olanak sağlar: Belirli bir kişi ya da gruba karşı üretilen önyargılı ve kelimenin genel anlamıyla şiddet içeren bir dil yoluyla açığa çıkan yıkıcı enerji. Ülkenin başkentinde kümelenen grupların bu yazıda incelenenler dışında Trump yönetimine destek olmaları, bu yazıdaki nefret gruplarının ise Trump yönetimine karşı bir tutum sergileyen faaliyetleri Trump'ın da bir başkan olarak nefretin faili ve nesnesi konumuna getirilmesi bakımından ilginçtir. Trump'ın gerek ulusa seslendiği gerekse uluslararası gündeme dair konuşmalarında, geniş bir nefret art alanının varlığını harlayanların da her ne kadar siyasi analizlerde çok görünür olmasa da bu nefret grupları olduğunu belirtmek sanırım yanlış olmayacaktır. Bu yüzden geçtiğimiz ay, Washington D.C.'de Capitol'e yapılan saldırılar bir tesadüf ya da anlık bir öfke patlaması değil, iktidarlar eliyle ülke damarlarında yoğunluk kazanan nefret söylemlerinin kümülatif bir sonucu.


Yazının içeriğindeki bilgilerin kaynağı büyük oranda SFLC'nin (Southern Poverty Law Center) araştırmalarına dayanmaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları

Bir direniş sembolü olarak Gergerlioğlu'nun terlikleri

Bir kültürel imge olarak ayak-kabı, aslında yürüyeceğin yolu da bir kalıba-kaba dökme, şekle sokma ve belirleme çabasıdır. Ter-likte ise etimolojik olarak emeği içine çeken bir anlam gizlidir. Gergerlioğlu'nun terlikleri bu bağlamda hak ihlaline uğrayan her kesimden bireyin haklarını korumaya çalışan, belirli bir kalıba ya da şekle girmeye direnen hak savunuculuğu ve bu savunma sırasında akan terin sembolüdür

Dar alanda 'karlı', 'farklı' ve eril paslaşmalar: Vakıf üniversitelerinin sloganları aslında ne söylüyor?

Sloganlarda asıl vurgulanan, öğrencinin birey olarak biricikliğinden ziyade üniversitenin çalışan bir mekanizma olarak diğerlerinden farkıdır

Postmodern Amerikan sanatının muhalif sesi: Edward Kienholz, Dehşet Sanatı ve Portatif Savaş Yadigârı

Kienholz, var olan tüm sanat akımlarından daha gerçek bir dünyayı yaratmak ister ve eserlerinde bize çağdaş Batı toplumunun ve kapitalizmin karanlık, sorunlu ve avlak yönlerini göstermeyi hedefler