31 Ocak 2021

Birleşik Devletler'de bir aktivizm olarak nefret grupları (3)

Aile Araştırmaları Konseyi (FRC), her ne kadar asıl amacını "kutsal aile kurumunu" korumak olarak belirtse de, özellikle LGBTQI+ları hedef alan demeçleri ve etkinlikleriyle ünlü...

Bu hafta, Amerika Birleşik Devletleri'nin başkentinde etkili olan bir başka nefret grubundan bahsetmek istiyorum: Family Research Council (FRC) (Aile Araştırmaları Konseyi). Washington'da etkili olan en geniş LGBTQI+ karşıtı olan konsey, her ne kadar asıl amacını "kutsal aile kurumunu" korumak olarak belirtse de, özellikle LGBTQI+ları hedef alan demeçleri ve etkinlikleriyle ünlü. Southern Poverty Law Center'a göre bu etkinliklerinin köşe taşlarını eşcinsel evlilikler, nefret suçu yasaları, akran zorbalığı karşıtı programlar ve Amerikan silahlı kuvvetlerinin "Sorma, Söyleme" yasasının (Clinton döneminde yürürlüğe konan yasa gereği, orduda eşcinsellerin cinsel yönelimi ve cinsiyet kimliklerini açıkça söylemeleri yasaklanmış, herhangi bir ifade de ordudan ihraç edilmeleri kanunlaşmıştı. Bu yasa, Obama döneminde yürürlükten kaldırıldı) kaldırılmasına karşı yürüttükleri kampanyalar oluşturuyor. Bu kampanyaları da özellikle Kongre'de yasa değişikliği tartışmaları yapılırken FOX TV gibi ana akım medya üzerinden yürüten grup, geçerli ve güvenirliği bir hayli tartışmalı olan çeşitli araştırmalarla eşcinselliğin toplum için ne kadar zararlı olduğunu "kanıtlamaya" çalışıyor.

Peki grup üyeleri hangi nefret söylemleriyle LGBTQI+ karşıtlığını dolaşıma sokuyor?

Örneğin, 1999'da FRC'nin kıdemli yazarlarından Steven Schwalm, homoseksüelliği, "dine karşı nefretin vücut bulmuş hali" olarak tasvir etmiştir. Aynı yıl, FRC'nin kültürel çalışmalar direktörü Robert Knight ve Frank York "Homoseksüel Davranış ve Pedofili" başlıklı yazılarında "homoseksüel haklar hareketinin temel amaçlarından biri[nin] reşitlik yaşı yasalarının kaldırılması ve nihayetinde pedofillerin yeni cinsel düzenin 'peygamberleri' olarak tanınmasını sağlamak" olduğunu iddia etmişlerdir. Benzer iddiayı 2010'da FRC başkanı Tony Perkins konseyin resmî web sitesinde tekrarlamış ve pedofilinin "homoseksüel bir sorun" olduğunu belirtmiştir. 2002'de FRC'nin bir başka yayını "Homoseksüel Ebeveynlik: Çocukları Riske Atmak"ta, Timothy Dailey homoseksüelliğin ve lezbiyen ilişkilerin geleneksel aile düzeninden çok daha "zalimane" olduğunu yazmıştır.

Peter Sprigg ise 2010'da yayınlanan "Orduda Homosekseül Saldırı" isimli yazısında açık eşcinselliği, ordunun gücünü ve etkisini azaltan önemli bir "sorun" olarak tarif etmiştir. Sprigg, "Homoseksüellikle Çekişme: İki Görüşü de Anlamak" isimli yazısında da homoseksüel erkeklerin heteroseksüel erkeklerden daha fazla çocuk istismarına karıştıklarını destekleyen "çalışmalar" olduğunu yazmıştır. Bunun dışında, başkan Perkins, 2011'de yaptığı bir konuşmada LGBTQI+ aktivistlerinin "çok asabi, anlayışsız, nefret dolu, rezil ve kindar" olduklarını söylemiştir. Bir başka beyanında da aktivistlerin "It Gets Better" ("Her Şey İyi Olacak") videolarını hedef alarak eşcinsellerin, küçük çocukları "dolaptan çıktıklarında" ya da trans kimliklerini açıkladıklarında karşılaşacakları akran zorbalığına rağmen cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerini beyan etme konusunda bu çocukları ikna etmeye çalıştıklarını ve bunun "iğrenç" olduğunu ifade etmiştir.

FRC'nin web sitesinde homoseksüellerin bireylere ve topluma zararlı oldukları, zaten homoseksüelliğin doğal olmayan ve fiziksel ve psikolojik sağlığı olumsuz etkileyen bir problem olduğu belirtilmiştir. 2018'de yayınlanan bir FCR bildirisinde ise toplumda intihar vakalarının özellikle cinsiyet geçiş ameliyatları sürecinde gerçekleştiğini ve özellikle translar arasında yaygın olduğu bilgisi yer almaktadır. Aynı yıl, FRC başkanı katıldığı bir radyo programında "görünüşü erkek, genetik olarak erkek, biyolojik olarak da erkek olan birisinin, 'aslında ben bir erkek değil, kadınım' demesini" kesinlikle anlamadığını ve bunu diyen birisinin "kendisine pekâlâ ben bir hayvanım da diyebileceğini" düşündüğünü söyleyerek sadece homofobik olduğunu değil aynı zamanda türcü de olduğunu açıkça göstermiştir.

Son olarak, FRC direktörlerinden Sarah Perry, 2019'da verdiği bir demeçte transların, özellikle otizmli ve özel ruh sağlığı gereksinimli çocukları etkilediklerini dile getirerek; transların, toplumun bu "özel çocuklarına" karşı önemli bir tehdit olduğunu ima etmiştir.

Aslında 1980'de tohumları atılan konsey, özellikle Reagan döneminde eğitim ve içişleri danışmanlığı yapan Gary Bauer tarafından yapılandırılmıştır. 1990'lardan itibaren çalışmalarını özellikle kürtaj, kök hücre araştırmaları, pornografi ve eşcinsel haklarına karşı kampanyalar düzenlemeye yoğunlaştıran konsey, özgür ve adil bir toplumun İbrani-Hristiyan bir dünya görüşü ile mümkün olabileceğini iddia etmektedir. Özellikle siyasi sağ kanadın desteğini alan grup üyeleri de yine sağcı çevrelerden önemli fonlar almaktadır.


FRC Başkanı Tony Perkins

2000'lerle birlikte ise FRC faaliyet alanını göçmenlik ve İslam karşıtlığını da içine alacak şekilde genişletmeye başlamıştır. Örneğin, George W. Bush başkanlığı döneminde Savunma Bakanlığında görev alan General William G. Boykin, 2012'de konseyin başkan yardımcılığına getirilmiş ve konuşmalarında özellikle satanizm ve İslam'a karşı "ruhani bir savaş" içinde olduklarını belirterek özellikle bu iki unsurun Amerikan ordusuna zarar verdiğinin altını çizmiştir. Obama yönetimi döneminde ise LGBTQI+ hakları alanında yapılan düzenlemelere şiddetle karşı çıkan grup, Obama'yı "totaliter homoseksüel lobisini" kullanan ve ülkeyi yozlaşmaya sürükleyen bir başkan olmakla suçlamıştır.

Peki ya Trump? Trump yönetimi döneminde konseyin etki alanı nasıldı? 

Aslına bakılırsa, bu sorunun cevabı zor değil. FRC, Trump'ın başkanlığı döneminde özellikle başkentte kendine geniş bir alan sağlamayı başardı. Örneğin, FRC üyelerinden Ken Blackwell; Trump'a, özellikle Obama döneminde yasalaşan trans sığınma evlerinin federal bütçeyle yapılması ya da sağlık alanında translara ve eşcinsellere karşı ayrımcılığın kaldırılması gibi kimi LGBTQI+ kararlarının yürütmelerinin durdurulması konusunda hazırladığı bir listeyi sunmuştur. FRC başkanı Perkins ise Trump'ın ilk ayında Beyaz Saray'da geçirdiği zamanın Bush döneminin tamamında geçirdiği zamandan bir hayli fazla olduğundan övünerek söz etmiştir. Perkins ayrıca, Trump'a orduda trans birlikler oluşturulmasını yasaklama konusunda da en önemli baskıyı yapan kişinin kendisi olduğunu ve 2017'de Trump'ın bunu faaliyete geçireceğini söylediği konuşmasının kendisinin sayesinde yapıldığını vurgulamıştır. Saray'a yakınlığı Perkins'in, 2018'de Birleşik Devletler Uluslararası Özgürlük Komisyonuna atanmasını sağlamıştır. Her fırsatta Evanjelistlerin Trump'ı desteklemeye devam edeceğini belirten Perkins, bunun için tek koşulun Trump'ın FRC çizgisinden çıkmaması gerektiği olduğunu söylemiştir. FRC lideri Perkins'in, Macaristan hükümetinin totaliter lideri Orbán ile de yakın temasta bulunması grubun nefret dilinin LGBTQI+ Amerikalılar ile sınırlı olmadığını da göstermektedir. Bunun yanı sıra Perkins defalarca Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile de görüşmüş, hatta kimi görüşme metinleri bakanlığın websitesinde de yayınlanmıştır. Perkins'in Amerikan yönetimindeki etkisine belki de en iyi örneklerden biri Rewire.com'un haberidir. Habere göre, Perkins hem Trump'ın hem yardımcısı Mike Pence'in hem de Mike Pompeo'nun "kulağıdır".

Kısacası, Amerika'daki nefret grupları, FRC'nin söylemlerinde de görüldüğü üzere, ötekileştirici, ayrımcı ve fobik bir dil kullanarak devletin önemli mekanizmalarında görev alabilmektedir. Bunların etkisiyle, Montana, Oklahoma, Florida, Kentucky, North Dakota, Tennessee, Idaho, New Hampshire ve South Carolina gibi eyaletlerde trans karşıtı çeşitli eyalet yasaları çıkarılsa da (transların milli atlet olarak takımlara alınmaması gibi), Biden'ın başkanlık koltuğuna oturur oturmaz yaptığı ilk işlerden birinin Trump döneminde alınan trans karşıtı kimi kararların iptali olması, FRC gibi nefret gruplarını şimdiden kızdıracağa benziyor. Özellikle Prof. Rachel Levine'in, Sağlık Bakanı yardımcılığına aday olması ve seçilmesi durumunda ülkenin bu düzey bir göreve getirilecek ilk trans kadın olacak olmasının da nefret söylemlerine karşı hak mücadelesinde önemli bir kazanım olacağı muhakkak.

Rengarenk bir hafta dileğiyle.


NOT: Yazının içeriğindeki bilgilerin kaynağı büyük oranda SFLC'nin (Southern Poverty Law Center) araştırmalarına dayanmaktadır.


TIKLAYIN - Birleşik Devletler'de bir aktivizm olarak nefret grupları (1)

TIKLAYIN - Birleşik Devletler'de bir aktivizm olarak nefret grupları (2)

Yazarın Diğer Yazıları

Bir direniş sembolü olarak Gergerlioğlu'nun terlikleri

Bir kültürel imge olarak ayak-kabı, aslında yürüyeceğin yolu da bir kalıba-kaba dökme, şekle sokma ve belirleme çabasıdır. Ter-likte ise etimolojik olarak emeği içine çeken bir anlam gizlidir. Gergerlioğlu'nun terlikleri bu bağlamda hak ihlaline uğrayan her kesimden bireyin haklarını korumaya çalışan, belirli bir kalıba ya da şekle girmeye direnen hak savunuculuğu ve bu savunma sırasında akan terin sembolüdür

Dar alanda 'karlı', 'farklı' ve eril paslaşmalar: Vakıf üniversitelerinin sloganları aslında ne söylüyor?

Sloganlarda asıl vurgulanan, öğrencinin birey olarak biricikliğinden ziyade üniversitenin çalışan bir mekanizma olarak diğerlerinden farkıdır

Postmodern Amerikan sanatının muhalif sesi: Edward Kienholz, Dehşet Sanatı ve Portatif Savaş Yadigârı

Kienholz, var olan tüm sanat akımlarından daha gerçek bir dünyayı yaratmak ister ve eserlerinde bize çağdaş Batı toplumunun ve kapitalizmin karanlık, sorunlu ve avlak yönlerini göstermeyi hedefler