19 Nisan 2024

St. Petersburg’da farklılaşma ve sovyet devrimi izleri

SPEC-2024’ün başladığı günlerde, finansın en önde olduğu iktisat dünyasında konu şuydu: ABD faiz oranı Euro Bölgesi ve diğer bölgelerdeki faize göre yüksek kalacak mı?

3-5 Nisan 2024 tarihlerinde IX. St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Kongresi'ne (SPEC-2024) katıldım. Bu kongrede ve benzerlerinde farklı bir bakış açısı var; finans ve finansallaşma en öndeki konu değil. Üretim, teknoloji, yatırım ve bu alanlarda uluslararası iş birliği daha önemli sayılıyor. 

Halbuki SPEC-2024’ün başladığı günlerde, finansın en önde olduğu iktisat dünyasında konu şuydu: ABD faiz oranı Euro Bölgesi ve diğer bölgelerdeki faize göre yüksek kalacak mı? Hatta aradaki fark daha da açılacak mı? 

Böylece ABD Doları, Euro ve diğer paralara karşı, daha da değerlenecek mi? Bu değerlenme sonucunda ABD hisse senedi piyasaları gerileyecek mi? Bu gerileme diğer hisse senedi piyasalarını da peşinden sürüklemeyecek mi? 

SPEC-24’e giderken bu gibi soruları geride bıraktım. St. Petersburg’a 2013 yılında da gitmiştim; acaba 11 yıl önceye göre, Rusya’da ve St. Petersburg’da farklar var mıydı? Ukrayna savaşının hangi etkileri olmuştu? 2013’de göremediğim Sovyet Devrimi izleri nerelerde vardı? 

Bir de kongreye İtalya’dan katılan yayıncı meslektaşımızın beni heyecanlandıran ifadesi vardı. Nutuk başta olmak üzere Türkçe’den İtalyanca’ya kitaplar çevirip yayımlamışlardı. Bu konu ile başlayalım.  

Türkçe’den İtalyanca’ya çevrilen kitaplar

İtalyancaya çevrilen kitapların editörlüğünü ve yayıncılığını yapan meslektaşımız Sandro Teti’dir. Kitaplar şunlar:

1. Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, “Il Grande Discorso”. 720 sayfa. Atatürk hakkında, antiemperyalist özelliğine vurgu yapan tanıtıcı yazı var. 

2. Behçet Sabit Erduran, Gelibolu Savaşı, “La Battaglia Gallipoli”. 192 sayfa. Kitap, Atatürk’ün Çanakkale’de doktoru olan yazarın anılarından oluşmaktadır ve anılar 100 yıl sonra ortaya çıkmıştır. 

3. Abdülbaki Gölpınarlı, “Yunus Emre”, 368 sayfa.  

4. Dede Korkut’un Kitabı, “İl Libro di Dede Korkut”, 272 sayfa. 

5. Emre Aracı, “Giuseppe Donizetti”, 376 sayfa. İtalya Bergamo’dan gelip Osmanlı sarayında müzik eğitimi de veren bestekâr veya Donizetti Paşa.

St. Petersburg’da farklılaşma

Evet, savaş nedeniyle St. Petersburg’da (SP) göze çarpan bazı önemli farklar vardı. Bunlar daha çok savaşla birlikte AB ve ABD’nin uyguladığı yaptırımların sonucuydu.

Şehrin uluslararası havalimanı Pulkovo (LED), bu gidişimde çok daha tenha ve sakindi. Yolcuların büyük çoğunluğu Rusya ve bazı komşu ülkelerin (Belarus, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan...) vatandaşlarından oluşuyordu. 2013’tekinin tersine, hemen herkes Rusça konuşuyordu. Halbuki SP bir tarih ve kültür merkezi idi ve çok sayıda yabancı ziyaretçisi olmalıydı.

Bu sakinliğin nedeni, Rusya’dan ve Rusya’ya seyahatin özellikle AB ve ABD tarafından değişik yollarla zorlaştırılması ve tavsiye edilmemesi idi. AB ve ABD ve onlarla birlikte hareket edenler, Rus uçaklarının hava sahalarını kullanmasına izin vermiyordu. Kendi uçak şirketlerinin de Rusya’ya uçmasına izin yoktu. 

Bu durumda genel olarak Rusya’ya ve elbette SP’ye ticaret ve turizm amaçlı seyahatlar doğrudan yapılamıyordu. AB ve ABD vatandaşları Rusya’ya üçüncü ülkelerden seyahat edebilirlerdi, ancak bu da tavsiye edilmiyordu. Rusya tarafında da bazı sorunlar olabiliyordu. 

Sonra öğrendim ki; SPEC-24 kongresine AB ülkelerinden ve ABD’den katılanlar önce İstanbul’a gelmişlerdi. Sonra genellikle THY ile SP’ye uçmuşlardı. LED havalimanında savaşı akla getirebilecek önlemler ve askeri bir varlık yoktu. 

Kısacası, Rusya’ya ve SP’ye gelen turist sayısı çok hızlı düşmüştü. OECD’ye göre 2018’de Rusyaya gelen yabacı turist sayısı 24.55 milyon idi. (OECD, 2023). Tahminlere göre aynı yıl SP’ye gelen yabancı turist sayısı 4 milyon idi, 2022 yılında bu sayı 0.34 milyona inmiş, yüzde 90’dan fazla azalmıştı. (Statista, 2024).

Yabancı turistlerin çok sınırlı sayıda olduğu, hâttâ olmadığı şehirde de gözleniyordu. 2013’deki ziyaretimizde şehirde bir yabancı kalabalıklığı görülebiliyordu. 

Havalimanında ve şehirde gördüğüm bir başka farklılık, 2013’te hemen hiç görmediğim Çin yapımı veya markalı otomobillerin sıkça gözüme çarpmasıydı. Sanırım, yerli Lada otomobiller kadar, başta Geely olmak üzere, Çin markalı otomobiller vardı. 

Döviz Kuru

Bir değişiklik de döviz kurunda olmuştu. Rusya’da döviz kurları 2013’te oldukça sakin seyrediyordu; 1 ABD Doları ortalama 33-35 Ruble arasında değişiyordu. 2024 Nisan başında ise 1 ABD Doları 92-96 Ruble dolayında idi. 

Ruble son 11 yılda önemli değer kaybetmişti ama, Rusya 2013-2024 döneminde önemli inişler, çıkışlar yaşamıştı. Petrol fiyatları 2014-2016 arasında hızla düştü, 2014 Haziran-Aralık döneminde 6 ayda petrol fiyatı yarıya indi. 20a6’ya kadar fiyatta gerileme sürdü. Rusyanın ihracatının büyük bölümünü oluşturan petrol ve doğal gaz gelirleri hızla gerilemiş oldu.  

Kırım’ın 2014 ilkbaharında Rusya’ya ilhakı ile AB ve ABD’nin yaptırımları başladı. Petrol fiyatlarındaki hızlı düşüş ve yaptırımlarla Ruble hızla değer kaybetti. Sonuçta 2016 başında 1 Dolar 70 Rubleye kadar yükseldi. 

Rublenin değerinde bir hızlı düşme de Ukrayna savaşı ile oldu. Bir ara 1 Dolar 100 Rubleyi gördü. Ancak şimdilerde daha istikrarlıdır. Türkiye’deki döviz kuru gelişmeleri ile karşılaştırınca, Rusya’nın bu bağlamda çok daha istikararlı olduğunu söylememiz gerekir. 

Türkiye’de 2013 yılnda 1 Dolar ortalama 2.3-2.4 TL idi. Bugün geldiği değer bunun 14, hâttâ 15 katıdır. 

Çinli meslektaşımla birlikte Petrograd sovyetinin toplantı yaptığı üniversite kilisesi önünde

St. Petersburg Devlet Üniversitesi (SPDÜ) ve St. Petersburg sovyeti

SPDÜ birçok nedenle Rusya’nın en önemli üniversitelerinden birisidir. Burada Çinli melektaşım Prof. Yiwei Wang ile bazı sınıflar da dahil olmak üzere birkaç saat gezdik. Bu olanağımız oldu, çünkü Prof. Wang SPDÜ’nün öğretim üyelerinden birini tanıyordu. 

1) SPDÜ’nün önemli bir tarihi var. 1724’te bizzat Çar I. Petro tarafından kurulmuştur, Rusya’nın en eski üniversitesi olarak bilinir. L. Euler, D. Mendeleev, P. Chebyshev, A. Lyapunov, A. Markov gibi birçok ünlü bilim adamı burada ders vermişlerdir.  

2) SPDÜ, birçok ünlü siyasetçinin/devlet yöneticisinin mezun olduğu üniversitedir. Siyasetçi mezunları arasında Vladimir Lenin, Vladimir Putin, Dimitry Medvedev vardır. 

3) Şimdiye kadar Nobel ödülü almış 9 mezunu bulunuyor. Bunlar arasında iki iktisatçı da yer alıyor; Wassily Leontief (1973) ve Leonid Kantorovich (1975). 

4) SPDÜ birçok siyasi olayda da ev sahibi olmuştur. Örneğin, St. Petersburg Sovyetinin Ekim 1905’teki bazı toplantıları, katılımcı sayısı giderek yükseldiği için, üniversite içindeki kilisede yapılmıştır. 

5) Sovyet, konsey veya meclis demektir. Oluşumu Ocak 1905’teki Kanlı Pazar’a gitmektedir. Kanlı Pazarda barışçıl yürüyüş yapan, daha iyi koşullar isteyen işçilere askerler ateş açmış, çok sayıda işçi ölmüştür. Ertesinde işçiler hükümetle görüşecek temsilcileri seçmek için sovyet oluşturmuşlardır.

Tauride sarayı, Smolny enstitüsü ve denizcilik müzesi

Bazen karıştırılır; St. Petersburg sovyeti 1905’te oluşmuş, o yılın sonunda kendini sona erdirmiştir. Petrograd sovyeti ise Mart 1917’de, Şubat devrimi girişimi sonrasında işçilerden ve askerlerden oluşturulmuştur. 

Aslında, tarihleri farklı olsa da, her iki sovyet de aynı şehirdedir.  Ancak şehrin adı 1914’te St. Petersburg’dan Petrograd’a değiştirilmiştir. 

Petrograd sovyeti, Bolşeviklerin önderliğinde yapılan Ekim (yeni takvime göre Kasım) devrimi için toplantılar ve hazırlıklar yapmıştır. Bu sovyet, genellikle Leon Trotsky’nin başkanlığında faaliyet göstermiş ve Bolşevikler giderek çoğunluğu sağlamıştır. 

Petrograd sovyeti, toplantılarını ve tartışmalarını hep Tauride sarayında yapmıştır. Bu sarayı ancak dışarıdan görebildik. Bu saray daha sonra şehrin belediyesine tahsis edilmiştir. 

Ekim devrimine hazırlıkta Bolşeviklerin ve Lenin’in kullandığı bir önemli bina Smolny enstitüsü binasıdır. Ekim devrimi öncesinde de sonrasında da Lenin bu binada ikâmet etmiştir. Bu binanın önemli bölümü Lenin Müzesi yapılmıştır. 

Bu bina aslında kız öğrencilerin eğitimine tahsis edilmiştir. Çariçe II. Katerina döneminde kız öğrencilere ilk kez eğitim hakkı verildiğinde, bu binada öğrenim görmüşlerdir. 

St. Petersburg’da Sovyet Devrimi izleri için gördüğümüz son yer, Denizcilik Müzesidir. Çar I. Petro zamanında oluşturulan bu müzede önce Çarlık Rusya’sının, sonra Sovyetler Rusya’sının denizcilik faaliyetleri sergilenmektedir. Denizci askerlerin oluşturulan sovtetlere katılımı, heykellerle ve resimlerle ifade edilmiştir. 

Kaynaklar

OECD (2023) Tourism Trends and Policies, 2020

https://www.oecd-ilibrary.org/sites/d9d56902-en/index.html?itemId=/content/component/d9d56902-en

Statista (2024) Number of Tourists in St. Petersburg

https://www.statista.com/statistics/1273162/number-of-tourists-in-st-petersburg-russia-by-origin/

Ercan Uygur kimdir?

Türkiye'nin önde gelen ekonomistleri arasında yer alan Prof. Dr. Ercan Uygur, 1969'da ODTÜ'yü bitirdi. Mezuniyetinin ardından Devlet Planlama Teşkilatı'nda (DPT) 'uzman yardımcılığı' sınavına girdi. Ancak, Uygur'un da aralarında olduğu sınavda başarılı olan üç kişi göreve başlatılmadı.

Uygur, daha sonra sınavına girdiği Maliye Bakanlığı'nda göreve başladı. Bir yıl sonra iki yıllık lisansüstü öğrenim bursu için OECD'ye yaptığı başvuru, davet edildiği mülakatın ardından kabul edildi. İngiltere Warwick Üniversitesi'nde yüksek lisans eğitimi aldı. Doktorasını East Anglia Üniversitesi'nde yaptı; bu sırada bir yıl 'ekonometri' dersi verdi. 1977 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) İktisat ve Maliye Bölümü'ndeki 'ekonometri' kürsüsünde asistanlık sınavına girdi; aynı yıl bu kürsüde göreve başladı.

Doçentlik çalışmaları için 1981'de dokuz aylık Norveç Hükümeti bursu ile bu ülkeye gitti, Prof. Dr. Leif Johansen ile çalıştı. Türkiye'deki doçentlik sözlü sınavının yapılacağı gün, 1402 Sayılı Sıkıyönetim Kanunu ile iki jüri üyesi, Prof. Dr. Tuncer Bulutay ve Prof. Dr. Nuri Karacan üniversiteden uzaklaştırılınca yapılamayan jüri toplantısı yedi ay sonra gerçekleştirilebildi. 12 Eylül 1980 darbesini izleyen süreçte üniversiteden uzaklaştırılan Türkiye'nin önde gelen iktisatçılarından Prof. Bulutay'ın "Bizleri temsilen Mülkiye'de kalacaksın" dediği Uygur, 1983'te 'doçent' unvanını aldı.

1988'de Fulbright bursu ile ABD'ye gitti, Prof. Dr. Lawrence Klein ile LINK projesinde çalıştı. 1989'da 'profesör' unvanını aldı. 1994-2012 döneminde Koç Üniversitesi'nde yaz dersleri verdi.

Mülkiye'den 2010 sonunda erken emekli oldu. Mülkiye'de öğretim üyesiyken şu kurumlara danışmanlık yaptı: - İslam Ülkeleri İstatistik, Ekonomik ve Sosyal Araştırma ve Eğitim Merkezi (1986-1994) - Wharton Econometric Forecasting Associates (1988-1991) - T. C. Merkez Bankası (1988-1993 ve 1997-1998) - Devlet İstatistik Enstitüsü, TÜİK (1990-1996) - ILO / Uluslararası Çalışma Örgütü (proje danışmanı, 1990) - T. C. Hazine Müsteşarlığı (proje danışmanı, 1992-1993 ve 1997-1999) - Dünya Bankası (proje danışmanı, 1999, 2002, 2009, 2010-2011) - Birleşmiş Milletler ECE (proje danışmanı, 1999-2000) - Third World Network (2009)

Yeni Yüzyıl gazetesinde köşe yazarlığı (1995-1998), Mülkiye'de İktisat Bölümü Başkanlığı (1996-2008), Ankara Üniversitesi Bilim Kurulu üyeliği (2002-2010), Türkiye Ekonomi Kurumu Başkanlığı (2003 -2019), Ekonomi-Tek dergisi editörlüğü (2012-2020), Uluslararası Final Üniversitesi Rektör Yardımcılığı ve İİBF Dekanlığı (2016-2021) yaptı.

2011'de Uluslararası Ekonomi Birliği (IEA) Danışma Kurulu üyeliğine seçildi, bu görevi halen devam ediyor. 2012'de Kyoto Ödülü Danışma Kurulu üyeliğine davet edildi; editörlüğünü yaptıkları dahil olmak üzere Türkçe ve İngilizce 12 kitabı yayımlandı, 50'nin üzerinde bilimsel makale yazdı. Eylül 2021'den itibaren, Mülkiye'den öğrencilerinin kurup yönettiği T24'te köşe yazısı yazıyor. Prof. Dr. Ercan Uygur, 38 yıllık üniversite hayatını; 18 Mayıs 2017'de davet edildiği Mülkiyeliler Birliği Çarşamba Söyleşileri'nde Prof. Dr. Tuncer Bulutay'ın konuşması için koyduğu başlıkla özetliyor: "ODTÜ'de Öğrenci, Mülkiye'de Hoca…"

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

TL’ye talep kalıcı olarak arttı mı?

"Bu talep kalıcı mıdır?" sorunun yanıtı, döviz kuru ve enflasyon beklentisine, faizin kur artışından yüksek kalmasına ve cari açığın bitmesine bağlı

Talepte varlıklı ve yoksul farkı

Yüksek gelirlilerin eğitim harcamalarındaki payı hızla artarken, düşük gelirlilerin bu konudaki harcama payları hızla düşmekte ve neredeyse sıfıra gitmektedir. Bu gelişme, sonrası için endişe vericidir

'Talep' hesabında köpük var: TÜFE'deki yanlışlar, açlık ve yoksulluk çeken dar gelirlilerin talebini yüksek gösteriyor!

Türkiye’de dar gelirlinin talebi yüksek midir? Yoksulluğunu ve açlığını söylemeye bile çekinirken!