06 Temmuz 2011

YENİ KABİNENİN ARTILARI, EKSİLERİ

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün onaylamasıyla kurulan 61. Hükümet'in ilk bakışta yöneltilebilecek eleştiri, Başbakan dışındaki 26 bakan arasında sadece tek kadının bulunmasıdır.

 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün onaylamasıyla kurulan 61. Hükümet'in ilk bakışta yöneltilebilecek eleştiri, Başbakan dışındaki 26 bakan arasında sadece tek kadının bulunmasıdır.  Bir önceki hükümette iki olan kadın sayısı bire düşmüş bulunuyor. Türkiye nüfusunun yarısını oluşturan kadınların, Türkiye'yi yönetecek hükümette 26'da 1 oranında temsil edilmesi sadece kadınlar açısından değil, bütün ülke için ciddi bir sorun anlamına geliyor. Zira, erkek egemen siyasete hakim olan şiddet diline sadakatin, kadınların alabildiğine bastırılmasından da beslenen bir sorun olduğu inkâr edilemez. Diğer yandan kabinedeki tek kadın bakan için tercihin, Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin'den yana kullanılmasını doğru bir seçim olarak not etmek gerekiyor.

 

Varlık gösteremeyen Kavaf olumlu beklenti yaratan seçim

 

Cuma günü programı okunacak, çarşamba günü güvenoyuna sunulacak 61. Hükümet'te görev alan bakanlar ve kabinenin yapısı hakkında dikkat çeken bazı noktaları şöyle sıralayabiliriz:

- Töre cinayetlerine karşı TBMM'de kurulan komisyonda ve kadınlara ilişkin mevzuat çalışmalarında içtenlikle çalışan, “kadın kolları”ndan sorumlu olarak AKP'deki çalışmalarıyla önemli bir yer tutan Fatma Şahin'in, eşcinsellere hakaret anlamına gelen takıntılarını ifade etmekten çekinmeyen, kadın ve aileden sorumlu bakanlıkta etkili olamayan Selma Aliye Kavaf'tan çok daha iyi bir performans sergileyeceğini  söyleyebiliriz. Şahin, kuruluşunda da bulunduğu AKP'de erkek ağırlığı karşısında yılmadan çalıştı, muhalefetle diyalog kanallarını açık tuttu ve daima özenli bir dil kullandı.

 

Yardımcısı da sivil olacak Savunma Bakanı

 

- Kabinede sürpriz olarak görülen isimlerin başında, 3 Kasım 2002'den beri bütün AKP hükümetlerinde Vecdi Gönül'ün getirildiği Milli Savunma Bakanlığı'na atanan İsmet Yılmaz geliyor.  Hem İTÜ Denizcilik Fakültesi'nde teknik eğitim (Makine bölümü), hem de lisans ve yüksek lisans düzeyinde hukuk eğitimi almış ve AKP'nin ilk kez iktidara geldiği 3 Kasım 2002 seçimlerinin hemen ardından Denizcilik Müsteşarlığı'na atanmış bir isim. Yılmaz ismi üzerinde dikkat çeken çok sayıda nokta var. Bunlardan birisi, Yılmaz'ın 2007 yılında “seçim dönemi Ulaştırma Bakanı” olarak hükümete girmesi. Diğeri, kabinedeki sol kökenli tek isim olarak yerini koruyan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın müsteşarlığını yapması. İsmet Yılmaz, Denizcilik Müsteşarlığı'nda askerlerle yakın mesai yapmış bir isim olarak da Savunma Bakanlığı'na atanmış görünüyor. İlk kez geçen yıl bugüne kadarki en ciddi hukuk tartışmasına sahne olan Yüksek Askeri Şûra'nın Başbakan dışındaki tek sivil üyesinin Milli Savunma Bakanı  olduğu dikkate alındığında, Yılmaz'ın hukuk alanında iki yüksek lisans derecesine sahip olması önemli görünüyor. Yılmaz'ın, yaklaşık üç hafta sonra başlayacak ve Balyoz davası tutuklamaları nedeniyle yine emeklilik ve terfi krizi yaşanması beklenen YAŞ için kabinede en acil mesaiye başlayacak bakan olacağı anlaşılıyor.

Bu konuda son bir not; Başbakan Tayyip Erdoğan'a, kabineyi açıkladığı basın toplantısında yeni uygulanacak bakan yardımcılığı sistemi konusunda yöneltilen tek soru Milli  Savunma Bakanlığı üzerinden oldu. Erdoğan, Milli Savunma Bakan Yardımcılığı görevine sivil mi, yoksa asker bir kişimi atanacağı sorusuna hiç duraksamadan “Sivil” karşılığını verdi.

 

Nimet Çubukçu'nun düşüşü

 

Önce TBMM Başkanlığı için adı geçen, olmayınca yeni hükümette yerini koruyacağı yolunda tahminler yapılan Nimet Çubukçu'nun kabine dışında kalması sürprizlerden biri olarak görünüyor. Çubukçu'nun, geçen dönemde CHP (Güldal Mumcu) ve MHP'nin (Meral Akşener) sergilediği tutuma paralel olarak AKP kontenjanından TBMM Başkanvekili yapılabileceği konuşuluyor.  Ancak Başbakan Erdoğan'ın, “ilk kadın Milli Eğitim Bakanı” yaptığı Çubukçu'nun TBMM Başkanvekili mi yapılacağı sorusu karşısında pek renk vermediğini de not edelim.

 

- İntihal ile suçlanan Dinçer eğitimin başında

 

Çubukçu'nun yerine Milli Eğitim Bakanlığı'na getirilen Ömer Dinçer, Erdoğan'ın “iç kabinesi”ndeki isimler arasında bulunuyor. AKP iktidarından önceki dönemde laikliği hedef alan sözleri nedeniyle ağır eleştirilere hedef olmasına ve “intihal” (bilimsel aşırma) tespitiyle “profesörlük” unvanı iptal edilmesine karşın Erdoğan daima Ömer Dinçer'e sahip çıktı. Dinçer önce, kamu bürokrasisinin zirvesi olan Başbakanlık Müsteşarlığı'na getirildi. Ardından milletvekili yapılarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na atandı. Uyumlu bir kişiliği bulunan ve Erdoğan'ın en güvendiği isimler arasında yer alan Dinçer'in, “intihal” ile suçlanan bir isim olarak Çalışma Bakanlığı'ndan eğitimin başına kaydırılmasının tartışma yaratması sürpriz olmaz. Erdoğan'ın, hayata geçirilemeyen kamu yönetimi reformunu hazırlayan isim de olan Dinçer'den, yerel yönetim reformuna katkı beklediğini tahmin ediyoruz.

 

Erdoğan'ın iç kabinesinden İçişleri'ne

 

- Kabineye giren altı yeni isim arasında bulununan ve İçişleri Bakanlığı'na getirilen İdris Naim Şahin de Erdoğan'ın “iç kabinesi”nde bulunan isimlerden. Erdoğan, 1994 yılında yönettiği İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde “Genel Sekreter Yardımcılığı”na getirdiği Şahin'i hiçbir zaman bırakmadı. 3 Kasım 2002'de milletvekili olan Şahin, AKP'de ikinci adam olarak “Genel Sekreterlik” yapıyordu. 2005 yılında hazırlanan enerji yolsuzluğu iddianamesinde Ankara Başsavcılığı tarafından dosyayı kapatmaları için müfettişlere baskı yapmakla suçlandı ve hakkında fezleke düzenlenerek dokunulmazlığının kaldırılması istendi. 3 Kasım 2002 seçimlerinden beri milletvekili olan Şahin'in dokunulmazlığı kaldırılmadı.

Hukuk eğitimi alan, maiyet memurluğu, kaymakamlık ve mülkiye müfettişliği  yapan Şahin, Ergenekon, Balyoz ve şike soruşturmaları nedeniyle daha önce bürokrat olarak çalıştığı İçişleri Bakanlığı'nda yoğun bir mesai içine girecek. Şahin, en güvendiği isimlerden biri oarak Erdoğan'a yakın çalışacak.


Gülen'i kürsüde de savunan Bozdağ Başbakan Yardımcısı

 

- Başbakan Yardımcılığı görevine getirilen kabinedeki yeni isimlerden biri, Bekir Bozdağ. Bozdağ, geçen dönemde AKP Grup Başkanvekili olarak çok sayıda hukuki düzenlemede rol üstlendi. Bozdağ, tutuklanan gazeteci Ahmet Şık'ın yayımlanmadan toplatılmaya çalışılan kitap çalışması “İmamın Ordusu” için TBMM'de yapılan tartışmada Fethullah Gülen için yaptığı kuvvetli savunmayla da dikkat çekmişti. Bozdağ, TBMM Genel Kurulu kürsüsünden, “Fethullah Gülen bu ülkenin yetiştirdiği değerli bir kıymettir. Seversiniz, sevmezsiniz ama değerli ve bilge bir insandır. Bu ülkede milli ve manevi değerlere bağlı nesillerin yetişmesi için hizmetini yapıyor. Her şey devletin denetimi ve gözetimi altında, açık” diyerek CHP sıralarına yanıt vermişti. Bozdağ'ın, parlamentoyla ilişkilerden sorumlu olması bekleniyor.

 

Dört bakan cumhuriyet tarihinin rekorunu kıracak

 

- Başbakan Yardımcılığı'na getirilen ya da bu görevdeki yerini koruyan diğer isimlere gelince... Ali Babacan ve Beşir Atalay, 3 Kasım 2002'den sonra kurulan bütün hükümetlerde aralıksız yer alan bakanlar olarak, Cumhuriyet tarihine geçecekler. Olağanüstü bir gelişme olmazsa yaklaşık 9 yılın ardından 4 yıl daha bakanlık vizesi alan bu isimlerin kıracağı rekor, 2002'den beri Sağlık Bakanı olan Recep Akdağ ve Ulaştırma Bakanı olan Binali Yıldırım için de geçerli. Erdoğan'ın; Babacan, Akdağ ve Yıldırım'dan vazgeçmemesinin en önemli nedeninin, AKP'nin seçim zaferlerinde tayin edici bir rol oynayan bisimlerin icraatı olduğunu söyleyebiliriz.

 

Seçim zaferi ödülü bakanlık

 

- AKP'nin seçmenden aldığı desteğin artışında önemli bir rol aldığı düşünülen bir isim de, 61. Hükümet'te ilk kez bakanlık koltuğuna oturuyor. AKP iktidarları döneminde yaklaşık 500 bin konut yapılırken TOKİ Başkanı olan Erdoğan Bayraktar, yeni kurulan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı koltuğuna oturan ilk isim olacak.  “Çevre ve Şehircilik” gibi birbiriyle karşıt görünen iki alanın aynı bakanlıkta buluşmasının nasıl bir sonuç yaratacağını, çalışkanlığıyla bilinen Bayraktar'ın mesaisiyle göreceğiz. Bu arada MHP lideri Devlet Bahçeli'nin seçim kampanyasında sürekli dile getirdiği en önemli yolsuzluk iddialarının TOKİ ihalelerine ilişkin olduğunu hatırlatalım, ancak bu yolda ortaya hiçbir belge konmadığını da ekleyelim.


Erdoğan Hakan Şükür riskini göze almadı

 

- Eski futbolcu Hakan Şükür'ün getirilebileceği yolunda iddialar öne sürülen,  Gençlik ve Spor Bakanlığı'na, dinleme zorluğu yaratacak ölçüde  kitabî konuşmasıyla dikkat çeken meslektaşımız Suat Kılıç getirildi. Şükür'ün bakan olmaması değil, olması sürpriz olurdu. Erdoğan, siyaset konusunda hiçbir deneyim ve birikimi bulunmayan Şükür'ü kabineye almayarak,  hükümeti de zor durumda bırakabilecek bir görevlendirmeden sakınmış görünüyor.

 

Yeni kabineden çok kabine revizyonu izlenimi

 

- Kabinenin yapısına ilişkin bazı gözlemlere gelince... Bu hükümetle Devlet bakanlıkları kaldırıldı, Başbakan yardımcılığı sayısı dörde çıkarıldı. Yeri değiştirildiği söylenen üç bakanın da, aslında Devlet Bakanlığı yerine kurulan yeni bakanlıklara getirildiği düşünüldüğünde 61. Hükümet'in, aslında 60. Hükümet'te yapılan bir revizyon gibi bir görüntü verdiğini söyleyebiliriz.

60. Hükümet'te yer alıp yeni kabinede bulunmayan isimler Cemil Çiçek, Nimet Çubukçu, Selma Aliye Kavaf, Faruk Nafiz Özak, Vecdi Gönül, Mustafa Demir ve Mehmet Aydın. Aydın, ve Kavaf'ın zaten milletvekili olmadığı, Çiçek'in de TBMM Başkanı olduğu dikkate alındığında, Erdoğan'ın dört ismi dışarıda bırakan bir revizyonla 61. Hükümeti kurduğu söylenebilir.

 

Ekonomide dağınık görüntü ve Babacan

 

- Yeni kabine yapısında ekonomide bir dağınıklık göründüğünü söylemek yanlış olmaz. Zira hem Maliye Bakanlığı ve eskiden Devlet Bakanlığı uhdesinde bulunan Hazine ve Dış Ticaret müsteşarlıklarının bağlanacağı anlaşılan Ekonomi Bakanlığı'nın yanı sıra bir de Kalkınma Bakanlığı kurulmuş bulunuyor. Sanayi (adına Bilim ve Teknoloji de eklendi) ile Tarım (adına Gıda ve Hayvancılık da eklendi) bakanlıklarının da ekonomi yönetiyle önemli bağları olacağı için yeni dönemde ekonomi bakanlıklarının koordinasyonu önemli olacak. Erdoğan'ın bu konudaki en önemli kozunun, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın yaklaşık dokuz yıldır kazandığı deneyim, çalışkanlığı ve konulara hakimiyeti olacağı anlaşılıyor.

 

25 milyar dolar beklenen bakan

 

- Bu dönemde Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'ndan da ekonomi için icraat beklendiğini hatırlatalım. Zira Eroğlu, hükümetin yaklaşık 25 milyar dolar beklediği 2-B arazilerinin satışı konusundaki hazırlığı yapacak isim olarak görünüyor. CHP'nin de, ciddi bir politika değişikliği yaparak seçim kampanyası sırasında 2-B arazilerinin sahiplerine satılacağı vaadi nedeniyle “orman niteliğini yitirdiği” öne sürülen bu arazilerin yeni dönemde satılmasını beklemek yanlış olmayacak. Eroğlu'nun seçimlerden önce bu konuyu “eylül – ekim aylarına kadar çözmüş olacaklarını” söylemesi ve iki yıl sonra yerel seçimlerin yapılacak olması da bu süreci hazlandıracaktır.


- Kabinedeki bölgesel dağılımın  da gözetilmiş olduğu anlaşılıyor. Bu bağlamda Batman Milletvekili Mehmet Şimşek'in en önemli birkaç koltuktan biri olan Maliye Bakanlığı'nda tutulması, Diyarbakır Milletvekili Mehdi Eker'in kaynak sağlanırsa bölge açısından önemli olan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nda kalması önemli. Erdoğan, AKP Batman'da iyi sonuç alamamasına rağmen, 60. Hükümet'teki uyumlu çalışmasını dikkate alıp, Maliye gibi çok önemli bir bakanlıkta ikinci dönem de şans vererek Şimşek'i ödüllendirmiş görünüyor.
 

- Erdoğan'ın, çalışmalarını beğenmediği bakanları görevden almak için genel seçimleri beklemeye gerek görmediğini ve revizyona gittiğini hatırlatalım ve hükümet üyeleri için bu konudaki ilk büyük sınavın yerel seçimler olacağını ekleyerek noktalayalım.

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

T24 12 yaşında; gazetecilik 'havuz'larda boğulurken Dünya'nın ve dünyamızın tarihi…

T24, gazetecilik için ihtiyaç duyulan finansal kaynaklara ilişkin çözümü, henüz yayına başlamadan geliştirmiş Türkiye'de -ve belki de dünyada- ilk yaygın, etkili, sürekli yayın oldu

Talat Hoca'nın vapuru...

Sürekli hayatla ölüm arasında kararlar vermek ve o kararların ardından her hayata müjde gibi beklenmek! Talat Kırış'ı okurken anlıyorsunuz ki; umut, ancak hünerli, çıkarsız hekimler söz konusu olduğunda çaresizliğin yalanı olamaz

T24 özür dileyince aklandığını sananlar ve Fahrettin Altun'a birkaç söz

Baskıyla, çarpık finansal ilişkilerle, emir alan medya elitleriyle, ideolojik takıntılarla, yağmalanan kamu kaynaklarıyla, yalan rüzgârlarıyla berbat ettiğiniz gazeteciliği temizlemek için, ellerimizde kovalarla buradayız…