09 Haziran 2010

Kadına 131 yıldır geçit vermeyen devlet kurumu var!

Türkiye'de 'cinsler' de eşit sayılmıyor, kadınlar inanılması güç ölçülerde engellenerek aşağılanıyor...

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin “temel amaç ve görevleri”ni biliyor musunuz? Peki Türkiye Cumhuriyeti ile devleti, en çok kime ait?
Yazılı yanıtları Anayasa'dan, yazılı olmayan yanıtları da yüz kızartıcı uygulamalar ve sonuçlarından vermeye çalışalım.
Anayasa'nın “Devletin temel amaç ve görevleri” başlığını taşıyan 5. maddesi şöyle diyor:
“Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
Yani Anayasa'ya göre “kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya (...) çalışmak” devletin temel görevi.
Anayasa'nın bir de “Kanun önünde eşitlik” başlığını taşıyan 10. maddesi var, birlikte okuyalım:
“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.”
Demek ki Anayasa; dil, ırk, renk, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve CİNSİYET gözetilmeksizin herkesin kanun önünde eşit olacağını emrediyor.
Acaba öyle mi? Ne yazık ki hayır, Türkiye'de “cinsler” de eşit sayılmıyor, kadınlar inanılması güç ölçülerde engellenerek aşağılanıyor.

131 yıldır dişi sinek bile giremedi

Osmanlı İmparatorluğu döneminde kurulan ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin tartışmasız biçimde en önemli kurumları arasına giren kuruluşlarından birinin kapısından içeri tam 131 yıldır dişi bir sineğin bile sokulmadığını biliyor musunuz?
Maliye Teftiş Kurulu'ndan söz ediyoruz. Kuruluşu 1879 yılında II. Abdülhamit'in uygun görmesi üzerine “irade-i seniye” ile onaylanan Maliye Teftiş Kurulu'nun üyeleri kimliklerinde Başbakan imzası taşır, doğrudan bakana bağlı çalışır, geniş yetkiler ve yurtdışında master-doktora olanaklarıyla bürokratik kariyerin en parlak olanaklarıyla yetiştirilir.
131 yıldır yaklaşık 570 kişi alınan Maliye Teftiş Kurulu'nun sınavları kadın-erkek herkese açıktır. Ancak yarışma sınavıyla seçilenlere bakarsanız, bugüne kadar bu kurulu kazanacak zekâda tek bir kadın çıkmamıştır! Üyeleri arasından başbakan ve bakanlar, müsteşarlar, büyükelçiler ve genel müdürlerin yanı sıra Cemal Süreya gibi büyük şairler de çıkan Maliye Teftiş Kurulu'na bugüne kadar girebilmiş tek kadın bile olmaması, hangi cinsin zekâsı ve vicdanına dair ipuçları veriyor dersiniz?
Resmi internet sitesinde  “kendisini sürekli yenilediği, çağın getirdiği tüm yenilikleri yapısına uyarladığı” öne sürülen bu gerçekten parlak, ama bir o kadar da “erk”ek kurul, Türkiye'de modernleşmenin sembolü kurumların bile kadınları nasıl halının altına süpürebildiğini gösteriyor.
Maliye Teftiş Kurulu gibi devletin en seçkin kurumları arasında yer alan 65 yıllık Hesap Uzmanları Kurulu'nda da, kadınlara karşı kapılar tamamen kapatılmamakla birlikte, ezici bir çoğunluk erkeklerden oluşuyor.

Tek kadın vali, tek kadın müsteşar yok

Devlet Personel Başkanlığı rakamları Türkiye için yüz kızartıcı bir dizi örnek ortaya koyuyor.
Örneğin Türkiye'de 81 ilin valisinin ve bir o kadar da merkezde oturan valinin biri bile kadın değil. Devlet, hükümet ve ve nihayet İçişleri Bakanlığı, bütün akıllı ve başarılı valilerin neden erkekler arasından çıktığını bize açıklamalı. Bu ülkenin kadınları; kaç Uğur Mumcu'yu, kaç Hrant Dink'i, kaç Uğur Kaymaz'ı, kaç Muammer Aksoy'u, kaç Musa Anter'i katledilmekten koruyamadılar; kaç faili meçhul cinayeti önleyemediler; kaç ocağı maden işçilerine mezar olmadan kapatmadılar; hangi ormanları ve kıyıları yağmalanmaktan koruyamadılar da karşılığında bir tanecik şehre bile vali yapılmadılar!
450 vali yardımcısı arasında kadınların sayısı 12. Bu sayıyı “vali yardımcılığından emekli edilecek kadın sayısı 12” diye de okuyabilirsiniz. Mülki idare amirleri için bir rakam daha; 989 kaymakam arasında kadınların sayısı sadece 19.
Türkiye'deki kamu örgütlenmesinde en üst düzey memurluk müsteşarlık, en yüksek devlet memurluğu da “Başbakanlık Müsteşarlığı” sayılır. Başbakanlık ve bütün icracı bakanlıklarda birer müsteşar bulunuyor ve hiçbiri kadın değil. 79 müsteşar yardımcısından kaçı kadın biliyor musunuz, sadece ikisi.

Tek bölge müdürü, tek KİT genel müdürü kadın değil


Devletteki 261 bölge müdürü arasında da tek bir kadın yok. Bakanlıklardaki 96 genel müdürün 92'si erkek! Kamu iktisadi teşebbüslerinin (KİT) 18'inin de genel müdürü erkek. KİT'lerde 63 genel yardımcısı arasındaki kadın sayısı sadece 3.
Devlet Personel Başkanlığı verilerine göre, devletteki 8 bin 284 üst düzey yöneticinin 7 bin 713'ü erkek, 571'i ise kadın. Ancak bu kadınlar da en üst düzey görevler sayılan müsteşarlık ve valilik gibi görevlere getirilmiyor, Maliye Müfettişliği gibi kariyer mesleklerine seçilmiyor.
Yüksek yargıda da durum parlak görünmüyor. Yargıtay ve Sayıştay üyeleri arasında kadın yok, Danıştay'da bir üye var.

Devlet böyle, ya siyaset?

Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği (KA-DER) rakamlarına göre, 40 il genel meclisinde, AKP ve MHP'nin il başkanları arasında kadın yok, CHP'de ise sayı 2'de durmuş. 25 il genel meclisindeki kadın sayısı ise sadece 1.
Son seçimlere göre kadın belediye başkanlarının toplam içindeki oranı yüzde 1'i, parlamentodaki kadın temsil oranı yüzde 10'u bile bulmuyor.

İşçi de sevmiyor kadını, işveren de

KA-DER işçi ve işveren örgütlerini, odaları, birlikleri tek tek incelemiş; DİSK, HAK- İŞ, TÜRK- İŞ, KAMU-SEN, MEMUR- SEN  ve HAK-SEN ile MÜSİAD, TOBB, TZOB ve TESK’in yönetim kurullarında kadın yok.
Peki kadınlarla erkeklerin eşit olduğu bir sayı yok mu bu ülkede? Var elbette, nüfusları!

Türkiye Cumhuriyeti Devleti kime ait?

Şimdi yukarıda sorduğumuz soruya dönebiliriz; Türkiye Cumhuriyeti ve devleti kime ait?
Yanıt; sağcının, solcunun, dincinin, laikin, işçinin, işverenin, devletin, sivil toplumun... Hülasa  bütün zıt, yandaş, yoldaş, candaş kutupların tarihsel ortak paydasında bıyıklarını buruyor: Erkekler!
İzleyenler hatırlar. “Tarih öğrencileri” filminde öğretmen “Tarih nedir” diye sorar ve ağlarcasına yanıtlar:
“Tarih, erkeklerin her yeri berbat etmesinden sonra kadınların ellerinde kovalarla gelip temizledikleri şeydir!..”
Türkiye'de kadınların, hiç olmazsa kovalarla ortaya çıkmasının vakti gelmedi mi!..

Yazarın Diğer Yazıları

CHP-T24 buluşması üzerine: Yolculuğumuz çetin, ama yaşanmaya değer...

Yalandan da medet umarak T24'ü hedef alırken CHP'de dükkân açmaya çalışan her türlü iktidara müptela yanaşmalarla işimiz olmaz...

Aslı Erdoğan haberleri ve T24 üzerine: Biraz da siz kafesinizi parçalayıp gerçeğinize kavuşun abiler

Neden, sürekli ne olmamız gerektiğini buyururken ne olduğumuzla ilgilenmiyorsunuz?

T24 10 yaşında: Ekspres gibi geçiyor güzel günler üstümüzden...

Paranın gözü kör olsun, ama parasızlığın sağladığı imkânlarla da yapıyoruz T24'ü!