23 Nisan 2009

Ermenistan sınırı konusunda MİT ne düşünüyor?

16 yıldır kapalı tutulan sınırın açılması Türkiye'nin yararına mı, zararına mı görülüyor?

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki yakınlık, “iki devlet bir millet” ifadesiyle tarif edilegeldi. O kadar ki, bir ara Türkiye’den Azerbaycan’a darbe ihraç etmeye kalkanlar bile oldu!
Ancak, Türkiye’nin Ermenistan sınırını açması temelinde yürüyen müzakereler, iki ülke ilişkilerini bunalımın eşiğine getirmiş bulunuyor. Sınırı açmak üzerine Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) ne düşündüğü konusunda fikir verebilecek bir nota dikkat çekmeden önce, bu noktaya nasıl gelindiğini satır başlarıyla özetlemeye çalışalım:
- Türkiye Ermenistan’ı, bağımsızlığını kazandıktan sonra, 16 Aralık 1991’de tanıdı. O günden beri diplomatik ilişki kurulmayan Ermenistan’ın Azerbaycan’la savaşı halen çözüm aranan bunalımın temel nedeni oldu.
- 1994 yılında sona eren Azeri-Ermeni savaşında Ermenistan’ın işgal ettiği Dağlık Karabağ’dan 40 bin, Azerbaycan’ın diğer yedi ilinden 700 bin kişi yaşadığı yerleri terk etmek zorunda kaldı. Böylece, Azerbaycan topraklarının yüzde 20’sini işgal eden Ermenistan yüzünden Azerbaycan nüfusunun yüzde 13’ü kendi ülkesinde göçmen durumuna düştü. (Hasan Kanbolat / ASAM / 9 Ekim 2007)
Sınır 16 yıldır kapalı
- Türkiye, Ermenistan’ın Kelbecer bölgesini işgal etmesi üzerine 3 Nisan 1993’te bu ülkeyle sınır kapılarını, 1994’te de hava sahasını kapattı. Ancak H-50 hava koridoru, uluslararası havayolu şirketleri için 1995 yılında açıldı.
- Ermenistan’ın, iki ülke sınırlarını belirleyen 1920 Gümrü, 1921 Kars anlaşmalarının hüküm ifade etmediğini öne sürmesi, Bağımsızlık Bildirgesi’nde (23 Ağustos 1990) Türkiye’nin doğusunu “Batı Ermenistan” olarak ilan etmesi, devlet arması olarak anayasasına Ağrı Dağı’nı yerleştirmesi de, sınırı kapatma kararında etkili oldu.
Ambargonun Ermenistan’a maliyeti
- Amerika Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA) verilerine göre, Türkiye ve Azerbaycan’ın uyguladıkları ambargo Ermenistan ekonomisine yılda 570-720 milyon dolarlık bir maliyet yüklüyor. Sınır kapılarının açılması durumunda Ermenistan’ın ulaşım masraflarının yüzde 30-50 düzeyinde azalacağı, ihracatının ikiye katlanacağı, Gayri Safi Milli Hasılası’nın da yüzde 35 civarında artacağı tahmin ediliyor. Dünya Bankası verilerine göre de, sınır kapılarının açılması durumunda Ermenistan’ın ihracatında yaklaşık 350 milyon dolarlık bir artış gözlenecek. (Hasan Kanbolat / a.g.y.)
- 4 numaralı sınır taşından başlayıp 148 numaralı sınır taşında son bulan Türkiye-Ermenistan sınırının toplam uzunluğu 325 kilometre. Sınır hattındaki Alican Karayolu Sınır Kapısı ile Akyaka (Kızılçakçak) Demiryolu Sınır Kapısı halen kapalı tutuluyor.
Gül’ün maç ziyareti dönüm noktası
- Başbakan Erdoğan’ın, dönemin Ermenistan Devlet Başkanı Koçaryan’a 2005 yılında gönderdiği mektupta, “soykırım” iddiaları için “Ortak Tarih Komisyonu” kurulmasını önermesinin ardından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Dünya Kupası elemelerinde karşı karşıya gelen Türkiye-Ermenistan milli futbol takımlarının yaptığı maçı izlemek üzere 6 Eylül 2008’de Erivan’a gayri resmi bir ziyarette bulunması ilişkilerde önemli bir dönüm noktası oldu.
- Sınır kapısının 1915 olaylarının 94. yıldönümüne rastlayan 24 Nisan’dan önce açılacağı yolunda dünya basınında çıkan haberler (The Wall Street Journal 16 Nisan’da açılabileceğini yazdı) Azerbaycan kamuoyunda infialle karşılandı. Aynı dönemde Rus Vesti kanalına yaptığı açıklamada “Ermenistan ve Türkiye müzakerelerin son aşamasına yaklaşıyor” diyen Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan da, sınırın, Türkiye-Ermenistan maçının yapılacağı 14 Ekim 2009 öncesinde açılacağı umudunu dile getirdi.
- Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev, 6-7 Nisan’da İstanbul’da yapılan “Medeniyetler İttifakı” toplantısına katılmayarak ve Rusya Devlet Başkanı Medvedev’le diyaloğa geçerek Türkiye’nin Ermenistan’la yakınlaşmasına tepkisini belli etti.
İşgalin kısmen sona erdirilmesi önerisi
- Sınırın kapalı tutulması; hem Bakü, hem de Ankara açısından, Azerbaycan’daki işgali sona erdirmesi için Ermenistan’ı zorlamak bağlamında önemli bir koz niteliği taşıyor. “Küstürülmüş bir Azerbaycan’ın Rusya’nın kucağına itilmemesi” görüşlerine karşılık “Ankara’nın Erivan’la ilişkilerinin Azerbaycan ipoteğinden kurtarılması gerektiği” ve “sınırın kapalı tutulmasının Türkiye’nin yararına olmadığı” yolunda görüşler de bulunduğunu belirtelim.
- Ermeni işgalinin bugünden yarına sona ermesi olanaksız görünüyor. Bu nedenle “Türkiye’nin, Ermenistan’ın atacağı bir adım karşılığında sınırı açması” gerektiği yolundaki haklı görüş doğrultusunda nasıl bir beklentinin gerçekçi olacağı üzerinde düşünmek gerekiyor. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, “kalıcı bir çözüm” için “Ermenistan’ın başlangıçta en azından Karabağ dışındaki Azerbaycan topraklarından çekilmesini, Karabağ için görüşmelerin devam etmesini” öneriyor ve bu formülün Azerbaycan kamuoyunu da rahatlatacağına işaret ediyor (Fikret Bila / 11 Nisan 2009 / Milliyet).
Erdoğan’dan Bakü’ye açık tepki
- Sorunun çok boyutlu olması bir yana MHP’nin yanı sıra CHP’nin de adam akıllı muhalefeti karşısında Başbakan Erdoğan’ın işi kolay görünmüyor. Erdoğan, “çok hassas bir konuda menfaat devşirmeye girişmek”le suçladığı muhalefete de, ilk kez açıkça eleştirerek “Azerbaycan’ı gittiğimiz her toplantıda kolladık. Biz onları onlardan daha çok düşündük. Yanlış yapıyorlar” dediği (AKP Grubu / 21 Nisan Salı) Azerilere de kızgın.
Hükümetin müzakerelerdeki pozisyonu
- Erdoğan’ın G-20 toplantısı için gittiği Londra’da 3 Nisan’da dile getirdiği şu görüşler, hükümetin müzakerelerdeki pozisyonunu özetliyor: “Derdimiz bu işi çözmek. Ama (…) Karabağ sorunu çözüme kavuşmadıktan sonra bizim Ermenistan’la sağlıklı bir karar vermemiz mümkün değil. Biz şu anda karara altyapı olacak şekilde adımlar attık, buna kendimizi hazır hale getirdik. Bölgeyi de hazır hale getirmek için adımlar atıyoruz. ABD, Rusya, Fransa (Minsk Grubu) üstlendiği işi neticeye vardırsın ki, bizim de işimiz kolaylaşsın.”
- 10 Nisan’da da bir açıklama yapan Erdoğan’ın, “Azerbaycan ile Ermenistan arasında Karabağ konusunda bir mutabakat sağlanmadıkça Ermenistan ile nihai bir sözleşme imzalanmayacağı” sözleri, Türkiye’nin sınırı açmak için Karabağ’da işgalin sona ermesini beklemeyeceği, bu konuda Erivan ile Bakü arasında bir mutabakat sağlanmasını yeterli göreceğini ortaya koyuyor.
MİT ambargo konusunda ne düşünüyor?
- Sınırın kapalı tutulmasının Türkiye’nin yararına olup olmadığı konusunda MİT’in görüşünün hangi yönde olduğuna gelince… Bu konuda önemli bir kayıda, günlüklerine Ergenekon soruşturması çerçevesinde el konulan Cumhuriyet Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’a atfedilen notlarda rastlıyoruz. Aradan geçen zamanda görüşü değişmediyse, MİT’in, Ermenistan’a ambargoyu Türkiye’nin yararına görmediği anlaşılıyor.
Notlarda, 30 Mayıs 2003’te Cumhuriyet yöneticilerini konuk eden dönemin MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’un ağzından nakledilen bölüm şöyle: “Biz çıkarlarımızın nerede olduğunu bilen millet değiliz. Şimdi Ermenistan’a ambargo uyguluyoruz, Azerbaycan'ı ürkütmeyelim diye devam ettiriyoruz. Ama bizim malları İran sokuyor. Orta Asya'da da akıllı hareket etmedik. İçlerine gereğinden fazla karışmaya kalktık... Bütün bunlar için plan yapabilen ülke olmak lazım.”
- Aliyev ile Sarkisyan, 7 Mayıs’ta Prag’da buluşacak. Çözümün her tarafın payına bir sıkıntı düşüreceği kesin. Ama sınırın yoksul iki tarafına bir nebze refah, barış ve huzur getireceği de…

Yazarın Diğer Yazıları

Mizah, hınzır bakışlarında bir umuttu Aydın Abi’nin…

Çok sevdiği Çengelköy’ün toprağına sarıp, bu sene güneşini taştan çıkaran baharın kucağına bıraktık Aydın Abimizi

Ankara Emniyet Müdürü Servet Yılmaz; neden 'Terörle Mücadele’ ekipleriyle gazeteci kovalıyor?

Yılmaz'ın, T24'te hakkındaki 'köşe yazısı'na itirazına ilişkin başvurusunun ifadeleri 'Terörle Mücadele Şubesi'nde alınıyor. İçlerindeki kimi personel darbe girişimine bile bulaşmış savcılıkların, "terörle mücadele" birimlerinin başka işi, meşgul olmaları gereken daha ciddi meseleleri yok mu?

Reformu seven bir lord, Noel'i seven bir hindi gibidir!

Ulus egemenliğine dayanarak demokrasi hayaliyle kurulan Cumhuriyet, başta laiklik olmak üzere, sahip olduğu değerlerle de suçlandığı bir dönemden geçiyor