27 Şubat 2009

Devlet eliyle parti karteli!

Birkaç partiyle sınırlı kalan devlet yardımı, siyasi parti sistemini kartelleştirirken, seçmene sunulan alternatifleri sınırlamıyor mu?

“Seçim yarışı adil mi?” başlıklı yazımı, siyasi partilere yapılan devlet yardımları üzerinde duracağımızı belirterek noktalamıştım.
Türkiye’de siyasi partilere devlet yardımı uygulaması 1965 yılında başladı, zaman zaman kesintiye uğrasa da yaklaşık 45 yıldır sürüyor.
Konu, Siyasi Partiler Kanunu’nun “Devletçe Yardım” başlığını taşıyan Ek 1. Madde’sinde düzenleniyor.
Genel bütçeye, gelir bütçesinin beş binde ikisi oranında ödenek konularak finanse edilen partilere devlet yardımı uygulaması konusundaki ölçütler bugüne kadar defalarca değiştirildi.
Yasada yapılan son düzenlemeye göre, son milletvekili genel seçiminde ülke genel barajını geçen (yüzde 10) siyasi partilere, kazandıkları oy oranı dikkate alınarak devlet yardımı yapılıyor. Seçimde yüzde 7’nin üzerinde oy alan partilere de, genel ölçüte göre en az devlet yardımı alan partinin oyu ve alacağı devlet yardımı esas alınarak bir ödenek aktarılıyor.
Partilere yapılan devlet yardımı, milletvekili genel seçimlerinin yapılacağı yıllarda üç katına, yerel seçimlerin yapılacağı yıllarda iki katına çıkarılıyor.
22 Temmuz 2007’de yapılan milletvekili genel seçimlerinin sonuçları yukarıda özetlediğimiz hükümler uyarınca sadece üç siyasi partiye devlet yardımı yapıldı; AKP, CHP ve MHP.
Bir başka deyişle, 29 Mart 2009’da seçime girecek 19 siyasi partiden sadece 3’ü devlet yardımı alabildi.
Partilerin gelir kaynakları
Siyasi Partiler Yasası’na göre, partilerin gelir kaynakları şu kalemlerden oluşuyor:
Parti üyelerinden alınacak giriş aidatı ile üyelik aidatları; partili milletvekillerinden alınacak milletvekili aidatı; milletvekili, belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği ve il genel meclis üyeliği aday adaylarından alınacak özel aidat; parti bayrağı, flaması, rozeti ve benzeri rumuzların satışından sağlanacak gelirler; parti yayınlarının satış bedelleri; üye kimlik kartlarının ve parti defter, makbuz ve kâğıtlarının sağlanması karşılığında alınacak paralar; partice tertiplenen balo, eğlence ve konser faaliyetlerinden sağlanacak gelirler; parti malvarlığından elde edilecek gelirler; bağışlar ve (hak edenler için) devletçe yapılan yardımlar.
Devlete bağımlı parti
Siyasi partilere yapılan devlet yardımları, eşitlik ve adalet ölçütleri açısından daima tartışma konusu oldu. Anayasa Mahkemesi, 1968’de yapılan düzenlemeyi, eşitlik ilkesine aykırı bularak iptal etti. Ancak yüksek mahkeme, 1988 ve 1989 yılında verdiği iki ayrı kararda, siyasi partileri sermaye çevrelerinin baskısından korumak amacıyla, “objektif ve genel olmak” koşuluyla devlet yardımını Anayasa’ya aykırı bulmadı.
Siyasi partileri demokratik rejim ve kamu yararı açısından uygun olmayan baskılardan korumak amacıyla gündeme gelen devlet yardımı, partiler arasında eşitlik ölçütü dışında da tartışmalı bir uygulama olageldi.
Büyük siyasi partilerin gelir kaynakları arasında devlet yardımının en önemli kalem olması, kuvvetli bir bağımlılık ilişkisi yaratması açısından eleştiriliyor.
Az sayıda partinin devlet yardımı alması ve sadece o partilerin propaganda olanaklarının devletçe desteklenmesi, seçmen tercihlerine sunulan alternatifleri sakıncalı ölçülerde azaltıyor.
Uygulama, bu konuda “Devletleşen Partiler” isimli bir çalışma yayımlayan Doç. Ömer Faruk Gençkaya’nın ifadesiyle, parti sisteminde “kartelleşmeye” yol açıyor.
Yaklaşık 1 ay sonra seçime katılacak 19 partinin sadece 3’ünün devlet yardımıyla yarışa girmesi, “kartel” nitelemesinin isabeti hakkında yeterli bir fikir veriyor.
Siyasi partilerin giderlerinin, üye aidatlarının tepede olduğu bir gelir hiyerarşisiyle karşılanması en arzu edilen sonuçtur. Devlet yardımları da, devam ettiği müddetçe, Türkiye’de yaygın bir uygulama olan tabela partilerinin olası istismarını önleyecek bir düzenlemeyle adil bir çözüme kavuşturulabilir.
Mevcut sistemin sadece geçmişe bakması, örneğin son seçimde milyonlarca lira devlet yardımı alan bir partinin gelecek ilk seçime girmemesi durumunda ne yapılacağı gibi önemli soruları yanıtsız bırakması gibi meseleleri geçelim…
Anayasa’nın 68. maddesindeki hükmü anımsatarak noktalayalım:
“Siyasi partilere devlet yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapar…”