10 Ekim 2011

Arkadaşım Steve Jobs!

Jobs'ın hayatı, birbirini yüzlere katlayan bu rakamları birbirine aynı değersizlikte eşitliyor, anlamsızlaştırıyor...


CNN Türk'teki “Haber Toplantısı”, gazete yıllarıma götürüyor beni. Gazeteleri okurken hemen her sabah dinlemeye çalışıyorum.
Cuma sabahı da öyle oldu. Ahmet Altan ile Yasemin Çongar'ın Steve Jobs üzerine yazdıkları o güzel yazıları okumuştum ki, Haber Toplantısı'ndan bir şey takıldı kulağıma:
“Steve Jobs'ın ölümü biraz abartıldı!..”
Hemen ekrana baktım. Bu görüşü CNN Türk'ün internet editörü genç bir meslektaş dile getiriyordu.
Jobs'ın ölümünün abartıldığını söyledikten birkaç dakika sonra, Başbakan'ın annesini kaybettiği haberinin televizyonlara ulaşması üzerine saatlerce kesintisiz yayın yapılması gibi talihsiz bir gazetecilik deneyimi de yaşadı o meslektaşımız.
Evet, Steve Jobs.
Bambaşka bir sohbet için buluştuğum hekim arkadaşım, Jobs'ın ölümünden duyduğu kederi bugünlerde en çok üzüldüğü şeyle tarif etmeye çalışmış, “Yaz saati erken bitti” demişti. Uzun süre konuştuğumuz Jobs'ın hayatını “kadınların daha iyi anlayabileceğini” söylemişti.
Neden?
Annesi tarafından terk edilmiş bir bebek olarak başladığı hayatın bir çırağı gibi gördüğü kendisini, defalarca yeniden doğurduğu için mi?
Yoksa; kadınların matematik bir gerçek gibi güvenebildikleri “sezgilere” Jobs’ın da hayatında başrolü vermesinden mi?
Hızla geçtiği hayatı bütün insanlık için değiştirebilen cesur bir dünyalıdan söz ediyoruz. Beni Jobs'ın dijital çağın dâhilerinden birisi olması kadar, bize bıraktığı kelimeler de ilgilendiriyor.
Kendisini nasıl inşa ettiğini anlatırken kullandığı o kelimeler nedeniyle, çok yoksul başladığı bir hayatı dünyanın en zengin adamlarından biri olarak terk etmesi üzerinde o kadar durmuyoruz.
1 milyar dolar?
11 milyar dolar?
111 milyar dolar?
Jobs'ın hayatı, birbirini yüzlere katlayan bu rakamları birbirine aynı değersizlikte eşitliyor, anlamsızlaştırıyor.
“Noktaları, ileriye bakarak birleştiremezsiniz. Onları sadece geriye baktığınızda birleştirebilirsiniz...”
Böyle diyor Jobs ve ekliyor:
“Neyi sevdiğinizi bulmanız gerekir. Eğer bugün hayatının son günü olsaydı, bugün normalde yapacağın şeyleri yapmak ister miydin?”
Bugün yapman gerektiğini düşündüklerini yapmak istemiyor, ama ne yapmak istediğini de bilmiyorsan, geçmişine yanlış noktalar ekmiş, kendini bir “anlam” ifade edecek bir mazide biriktirimemişsindir.
Ölümü kabul eder, ama hayatı ölümü düşünmeyerek yaşarız. Jobs gibiler ise, hayata ölümden bakıyor. Sonunda ölümün kesinliğini akıllarından çıkarmayarak; insanı yapabileceklerinden alıkoyan gururdan, başarısızlık korkusundan, dış dünyanın  beklentilerinden kurtulabiliyor. “Kaybedecek bir şeyler olduğu düşüncesinin tuzağından kaçmanın en iyi yolu, insanın ölümü hatırlamasıdır” diyor Jobs.
Akıl ve cesaretin çilesini, insan ancak bir şeyleri kaybetme korkusundan kurtularak göze alabiliyor. Homo economicus!
Ama Steve Jobs bir homo economicus değildi.
Hayatındaki hiçbir başarısızlık fırsatını kaçırmadı!
Evet, aklın çilesi!..
Sadece akıl, insanı, kendi kendisine tırmanan bir yokuş haline getirebilir. Jobs kendisinin doruğundaydı.
Peki siz neredesiniz?
Sizi, aklın ve cesaretin çilesiyle bulabileceğiniz “anlam” yerine, aptal bir homo economicus gibi “mutluluk” arayışına sokan gelecek planlarınızı boşverin. Geleceği inşa edecek geçmişinizdeki noktalar nerede?
Ardınızda bıraktığınız noktaları nasıl birleştiriyorsunuz? Yoksa, her ay taksit taksit satın aldığınızı sandığınız geleceğiniz için bugün de yanlış noktalar mı ekiyorsunuz?
Neredesiniz?
Hayatınızı Steve Jobs'ın kelimeleriyle gözden geçirerek yanıtlamaya çalışın bu soruyu. İhtimal, çok düşkün olduğunuzu sandığınız kendinize bile hiç vakit ayırmadığınızı göreceksiniz! İşte, aşkta, içerde, dışarda fark etmez; bir hesap makinesi gibi “akılsız bir akla” dönüştüğünüzü fark edeceksiniz belki.
Evet, bütün dünyayı kucaklayan aklıyla hepimizin yakınıydı Steve Jobs.
Bir dünyalıydı.
Virgüllerle kendisini tekrar eden hayatı değiştiren bir dünyalı.
Şahaneydin Steve!..
Cesaretin, aklın ve kelimelerinle...

Yazarın Diğer Yazıları

Adalet siyasetin yalanıdır; 72 yıl önce katledilen Sabahattin Ali'den bugüne...

Ne uymaya söz verdiğimiz insan hakları sözleşmeleri, ne de her gün yüzlerce can alan küresel bir salgın hastalık değiştirebiliyor bu gerçeği...

CHP-T24 buluşması üzerine: Yolculuğumuz çetin, ama yaşanmaya değer...

Yalandan da medet umarak T24'ü hedef alırken CHP'de dükkân açmaya çalışan her türlü iktidara müptela yanaşmalarla işimiz olmaz...

Aslı Erdoğan haberleri ve T24 üzerine: Biraz da siz kafesinizi parçalayıp gerçeğinize kavuşun abiler

Neden, sürekli ne olmamız gerektiğini buyururken ne olduğumuzla ilgilenmiyorsunuz?