08 Haziran 2015

25 maddede azınlık hükümeti, erken seçim, koalisyon ihtimalleri ne, Erdoğan ne yapabilir?

AKP'yi dışarıda bırakabilecek bir koalisyon da gündemde

7 Haziran milletvekili genel seçimlerinin ortaya koyduğu en önemli sonuç, ilk kez yarışa parti olarak giren HDP'in yüzde 10 barajını aşması ve buna bağlı olarak 3 Kasım 2002 seçimleriyle iktidara gelen AKP'nin, yaklaşık 13 yıl sonra tek başına iktidara veda etmesi oldu. 
 
7 Haziran seçimlerinin ortaya koyduğu sonuçları ve önümüzdeki ihtimalleri değerlendirelim.
 
HDP'ye verilen güvenoyu ve en büyük kazanım
 
1- Bugüne değin parlamentoda, seçimlere bağımsız olarak katılan 20-30 dolayında sandalyeyle bulunan Kürt siyasal hareketi tarihinde ilk kez yaklaşık 80 milletvekili ile TBMM'ye girdi. Kürt siyasi hareketi "Türkiye partisi olma" iddiasıyla BDP'yi kapatıp HDP'yi kurarak çıktığı yolda başarılı oldu. HDP'yi muhalefette önemli bir güç haline getiren sonuçlar, partinin sadece Kürt hareketi rotasında kalamayacağı bir kompozisyon da içeriyor. HDP'nin bundan böyle izleyeceği rota, 7 Haziran'da kendisine verilen "güvenoyu"nu muhafaza ederek artırıp artırmayacağında tayin edici bir rol oynayacak.
 
2- Bu durumla bağlantılı olarak, 7 Haziran seçimlerinin en kıymetli sonucunun, "Türk-Kürt seçmenlerin ilk kez kitlesel olarak yan yana gelmesi" olduğunu söyleyebiliriz. Evet, "kardeşlik" ilk kez sözde kalmadı, seçim sonuçlarını belirledi.
 
3- 7 Haziran seçimlerinin ortaya koyduğu ilginç bir sonuç da; sandıkta kazananlardan birinin Kürt siyasal hareketi, diğerinin ise Kürt siyasal hareketini ülkeye tehdit olarak gören MHP olması. 2011 seçimlerinde 5 milyon 575 bin 10 seçmenin desteğiyle oyların yüzde 12,9'unu alan Devlet Bahçeli liderliğindeki MHP oylarını yüzde 16-17'ye çıkardı.
 
4- Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de önemli bir iddia ortaya koyan Selahattin Demirtaş, 7 Haziran seçimlerinden en başarılı çıkan lider oldu.
 
Erdoğan AKP'ye döner mi?
 
5- 7 Haziran seçimlerini, Cumhurbaşkanlığı koltuğunda otururken anayasayı ihlal ederek AKP'ye oy istediği çok sert bir kampanyayla başkanlık sistemi referandumuna çeviren Tayyip Erdoğan, sandıktan ilk kez yenilerek çıktı. Seçmen sandıkta başkanlık sistemini de reddetmiş oldu. Başkanlık sistemi hayallerini sona erdiren sonuçlar, Cumhurbaşkanlığı'nda devlete hakim olmakta zorlanacak Erdoğan'ın AKP'nin başına dönme ihtimalini de gündemine alacağı bir süreci başlatabilir. En güçlü olduğu dönemde bile, misal, Hakan Fidan'ı MİT Müsteşarlığı'nda tutmakta zorlanan Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı'ndan partisi ANAP'ın başına dönmeye karar veren -ancak beklenmeyen ölümü nedeniyle bu planını uygulayamayan- Turgut Özal'ın yolunu izleyebilir.
 
6- AKP, 2002'den beri girdiği dördüncü genel seçimden de birinci parti olarak çıktı. Ancak Başbakan Ahmet Davutoğlu, 2011 genel seçimlerinde 21 milyon 320 bin 207 seçmenin desteğini alarak oyların yüzde 49,9'unu alan partisinin gücünü koruyamadı. Davutoğlu, genel başkan olarak girdiği ilk seçimde AKP'nin oyunu azaltarak seçimde umduğunu bulamadı.
 
7- AKP'nin seçim kampanyasını Erdoğan ve Davutoğlu birlikte yürüttüğüne, hatta kampanya liderliğini Erdoğan üstlendiğine göre, fatura da sadece Davutoğlu'na çıkarılmayacak. AKP içinde, yenilginin, partinin kurucu babaları Abdullah Gül ve Bülent Arınç gibi isimlerin desteğini kaybetmiş görünen Erdoğan'ın başkanlık sistemi ısrarının bedeli olduğunu düşünenler olacaktır. 
 
Baraj, HDP'ye kaldıraç oldu!
 
8- Erdoğan, kampanya sürecindeki tavrıyla, kendisine engel olmak isteyenlerin de desteğini HDP'ye yöneltti. Ve AKP'nin Kürt siyasetinin altında kalmasına çalıştığı yüzde 10 barajı HDP'ye kaldıraç olurken AKP'yi vurdu. HDP, siyasette bir dengenin odak noktası oldu, bu elbette kıymetli, ancak baraj yüzde 5 veya yüzde 7 olsaydı, HDP yine de yüzde 12 oy alır mıydı, ne dersiniz?
 
 

Abdullah Gül'ün kapısı çalınacak mı?

 
 
9- Erdoğan, kişisel bir kampanyayla Kürt seçmenlerin bir bölümü ve vaktiyle kendisine destek veren bazı kesimleri kaybederken 7 Haziran'ı başkanlık sistemi referandumuna çevirmek dışında Davutoğlu tercihi nedeniyle de sorgulanabilir. Kendisi Cumhurbaşkanlığı'na çıkarken selefi Abdullah Gül'ün genel başkanlığını önlemek için, AKP kongresini Köşk'teki devir-teslim töreni öncesine çeken Erdoğan, Davutoğlu'na kesilecek faturada da pay sahibi olarak görülecek. Elbette, "Erdoğan Cumhurbaşkanlığı'nda anayasayı çiğneyerek de olsa seçim kampanyası yapmasaydı AKP daha da düşük oy alırdı" diye düşünenler de olacaktır. Ancak ne olursa olsun, kesin olan, Erdoğan için düşüş sürecinin başlaması ve anayasayı sürekli çiğneyen, misal hoşlanmadığı yargı kararları, Merkez Bankası politikaları vs. için "vatan hainleri, satılmışlar" lisanını kullanmakta sakınca görmediği Cumhurbaşkanlığı modelini sürdürmekte zorlanacağı.
 
10- Erken seçimin de konuşulacağı yeni dönemde, AKP Genel Başkanlığı için, partide Erdoğan'dan sonra etkisi en yüksek isim olarak görünen Abdullah Gül'ün adının tekrar gündeme gelmesi sürpriz olmaz. AKP'de olağanüstü kongre talebiyle Gül'ün kapısı çalınabilir. Elbette böyle bir süreçte Erdoğan'ın tavrının da önemli olacağını ihmal etmemek gerekir.
 
11- 7 Haziran'da kaybedenler arasında ana muhalefette olmasına rağmen 2011'de aldığı yüzde 25,9'luk desteği muhafaza edemeyen CHP de var. Kesin sonuçlar, "oyları 2011 seçimlerinin gerisinde kalırsa istifa edeceği" yolundaki açıklamasını önüne getirirse CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olağanüstü bir kurultayla güven tazeleme ihtiyacı duyabilir.
 
Anayasaya göre hükümet nasıl kurulur?
 
12- AKP, 7 Haziran seçimlerinde yaklaşık 13 yıldır sürdürdüğü tek başına iktidara veda etti. Yüksek Seçim Kurulu'nun kesin sonuçları ilan etmesinin ve TBMM Başkanlık Divanı oluşumunun ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, hükümeti kurma görevlendirmesi yapacak. Anayasada, Cumhurbaşkanı'nı bu konuda sınırlandıran herhangi bir hüküm yok. "Bakanlar Kurulu" başlığını taşıyan anayasanın 109. maddesinde, bu konuda sadece "Başbakan, Cumhurbaşkanı'nca, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri arasından atanır" hükmü bulunuyor. Bir başka deyişle, anayasa, hükümeti kurma görevlendirmesi konusunda en büyük partinin genel başkanı ve/veya herhangi bir milletvekiline yönelmesi konusunda bile Cumhurbaşkanı'nı zorlamıyor. Ancak malum, teamüller, seçimlerden birinci olarak çıkan partinin liderinin hükümeti kurmakla görevlendirmesi yolunda.
 
13- Cumhurbaşkanları, hükümet kurma görevlendirmesi yaparken, aday lidere, hükümeti nasıl kuracağını sorabiliyor. 276 milletvekillik destek görünmezse en çok milletvekili bulunan partiye görev verilmeyebiliyor. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 28 Şubat sürecini takip eden dönemde Necmettin Erbakan'la anlaşarak başbakanlığa talip olan Tansu Çiller'e, "güvenoyu alamayacağı" gerekçesiyle hükümeti kurma görevi vermemişti.
 
14- Teamüller uyarınca Erdoğan önce AKP Genel Başkanı olarak Ahmet Davutoğlu'nu 63. Hükümet'i kurmakla görevlendirecek. Teamüller, hükümeti kurma görevi alan liderin, üye tamsayısı 550 olan TBMM'de salt çoğunluğu ifade eden 276 ve üzerinde bir desteği sağlayarak hükümeti kurmasını gerektiriyor.
 
15- Türkiye'de hükümetler, TBMM'de güvenoyu aldıktan sonra değil, Cumhurbaşkanı, hükümeti kurma görevi alan liderin hazırladığı Bakanlar Kurulu listesini onaylandığı anda resmen kurulmuş oluyor. Hükümeti kurma görevi alan lider, arkasında 276 milletvekilinin desteği olmasa da bir Bakanlar Kurulu listesi oluşturup sunarsa Cumhurbaşkanı onaylamayabilir. Bu konuda da anayasada Cumhurbaşkanı'nı bağlayıcı bir hüküm bulunmuyor.
 
276 milletvekili hükümeti kurmak için değil, düşürmek için şart
 
16- Diğer ihtimal, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, arkasında 276 milletvekili bulunmayan bir Bakanlar Kurulu listesini onaylayarak hükümeti resmen kurması. Bu hükümet TBMM Genel Kurulu'na giderek güvenoyu istediğinde 276 oy gerekmeyecek. Zira anayasa, güvenoyu için değil, hükümeti düşürmek için 276 oy arıyor. Bir başka deyişle, güvenoylamasında "güvensizlik oyları" sayılıyor. Anayasa bu konuda, 112. maddesinde, "Güven istemi, ancak üye tamsayısının salt çoğunluğuyla (276)  reddedilebilir" hükmünü taşıyor. Yani, bir hükümet güvenoylamasında misal 260 oy alsa da, güvensizlik oyları 276'yı bulmazsa hükümet güvenoyu almış sayılıyor. Yani resmi olmayan sonuçlara göre 259 milletvekili çıkarmış görünen AKP'nin tek başına iktidar hükümeti için tek yol, 291 milletvekili bulunan muhalefet cephesinden en az 16 milletvekilinin oylamaya katılmayarak güvensizlik oylarını 276'nın altına düşürmesi ki bu sıfıra yakın bir ihtimal.
 
17- Güvenoyu bağlamında 276 milletvekili, hükümetler için anayasal bir zorunluluk değil, ama etik, moral ve teamüller bağlamında kıymet taşıyor. Elbette, 276 milletvekilinin altında desteği bulunan bir hükümetin bıçak sırtında olacağı ve her an düşürülme hattında bulunacağı pratikte büyük bir önem taşıyor.
 
AKP'li hükümette kilit parti MHP
 
18- Olağan koşullarda 7 Haziran seçimlerinin ortaya koyduğu gerçek, Türkiye'yi ilk adımda bir koalisyon hükümetinin beklediği. Peki AKP, Erdoğan ve AKP'nin, seçim kampanyasında istikrarsızlık getireceğini iddia ettiği koalisyon kimler arasında kurulabilir?
 
19- İlk ihtimal, ideolojik yakınlık da dikkate alınarak AKP-MHP koalisyonu kurulması. Kampanya sırasında koalisyon ihtimaline kapıları en net dille açık tutan tek liderin Devlet Bahçeli olduğunu hatırlatalım. Bahçeli'nin, seçim sonrası ilk açıklamasında, MHP'yi uzak tuttuğu koalisyonun AKP, CHP ve HDP arasında kurulmasını teklif ettiğini, MHP'siz formüllerle hükümet kurulamazsa erken seçim önerdiğini de belirtelim. Elbette bu pozisyonlar önümüzdeki günlerde değişebilir. Yine de olması durumunda AKP-MHP koalisyonunun uzun bir süredir tıkanan Kürt sorununa çözüm süreciyle  tamamen vedalaşma sonucunu doğurması, bu ortaklığın büyük bir bedeli olabileceğini düşündürüyor.
 
20- AKP-CHP koalisyonu da elbette bir ihtimal. Bu ihtimali, hem Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı'nda anayasa sınırları içine itilmesi, hem de çözüm sürecinin akıbeti için en iyi seçenek olarak düşünenler oldu. Ancak hem CHP'nin, hem de AKP'nin tabanları ve temel yaklaşımlarının bu ihtimali alabildiğine tükettiğini söylemek abartılı olmaz.
 
21- Diğer ihtimal, AKP-HDP koalisyonu. AKP'nin de uzak durmayı arzu edeceği bu ihtimale karşı Selahattin Demirtaş ve Kandil de "hayır" demişti. Elbette kampanya sırasındaki taahhütler pratikte değişebilir. Ancak HDP, böyle bir durumda, olası bir erken seçimde 7 Haziran'da aldığı seçmen desteğinde kayıplara yol açacağını hesaba katacaktır. Zira, Erdoğan, AKP ve başkanlık sistemine karşı HDP'ye oy emanet etmek isteyenlerin sorguladığı temel konu, AKP'ye dışardan veya koalisyon ortağı olarak destek verilmesi ihtimaliydi. Nitekim, Demirtaş da ilk açıklamasında "Söz veriyoruz; içerden ve dışardan AKP'ye destek vermeyeceğiz, muhalefet yapacağız" diyerek bu kapıyı kapattı.
 
22- Bir başka ihtimal, AKP'nin; CHP, MHP veya HDP'nin koalisyon ortaklığına girmeden dışardan vereceği destekle "azınlık hükümeti" kurması. Azınlık hükümeti, güvenoyu alamayacak bir partinin, hükümete girmeyen başka parti ya da partilerin, misal, "1 yıl içinde erken seçime gidilmesi, yasalarda belli düzenlemeler yapılması" gibi şartlar karşılığnda dışardan verdiği destekle güvenoyu alması anlamına geliyor.
HDP'nin zaten kapattığı azınlık hükümeti kapısı, CHP açısından da açık görünmüyor. Dolayısıyla, hem koalisyon, hem de "AKP azınlık hükümeti" ihtimalleri açısından kilit parti MHP.
 
HDP destekli CHP-MHP koalisyonu
 
23- AKP'nin arzu etmeyeceği bir ihtimal ise, AKP dışındaki partilerin, yani CHP, MHP ve HDP'nin bir koalisyon hükümeti kurması. Erdoğan'ın yapacağı bir görevlendirmeyle gündeme gelebilecek bu ihtimale Erdoğan zorlanabilir de. CHP, MHP ve HDP'nin koalisyon kurmak için ortak bir deklarasyon açıklamaları durumunda Erdoğan hükümeti kurma görevini AKP'den sonraki büyük parti olan CHP'nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na vermeye zorlanabilir. MHP ve HDP'nin aynı koalisyonda yer alması gerçekçi görünmediğine göre, CHP ve MHP'nin kuracağı bir azınlık hükümetine HDP'nin belli koşullarla dışardan destek vermesi ihtimali bu seçenekte daha kuvvetli görünüyor. "Bir-iki yıl içinde erken seçime gidilmesi, bu arada sumenaltı edilen yolsuzlukları soruşturma komisyonunun parlamentoda canlandırlması, Erdoğan'ın anayasa sınırlarına itilmesi" gibi hükümler böyle bir azınlık hükümetinin koşulları olabilir. Bu formülün, çözüm sürecini en azından yüzdürme ihtimali olduğu söylenebilir. CHP Sözcüsü Haluk Koç'un "CHP'nin hükümeti kurmaya hazır olduğunu" açıklaması da, ana muhalefetin bu seçeneği değerlendirdiğini düşündürüyor.
 
Erken seçimin tek yolu
 
24- Bir ihtimal daha var ki, çok uzakta sayılmaz; erken seçim. AKP, erken seçimi arzulasa da, parlamentodan erken seçim kararı çıkartabilecek sayıda milletvekili sayısına sahip değil. Malum, anayasanın "Toplantı ve Karar Yeter Sayısı" başlıklı 96. maddesine göre, TBMM Genel Kurulu, üye tamsayısının (550) en az üçte biri ile (184) toplanabiliyor. TBMM Genel Kurulu'nda karar alınması için de, toplantıya katılanların (en az 184 milletvekili) salt çoğunluğu gerekiyor. Ancak karar yeter sayısı, hiçbir zaman TBMM üye tamsayısının dörtte birinin (138) bir fazlasından (139) az olamıyor. TBMM'de çoğunluğu elinde bulunduran partiler, anayasadaki bu "asgari" sayıları dikkate alarak yasama çalışmalarını şekillendiriyor. AKP, bu kez çoğunluğu elinde bulundurmadığı için, TBMM Genel Kurulu'ndan istediği kararı tek başına geçirmesi mümkün görünmüyor.
Diğer yandan, yorucu ve ihtimal masraflı bir kampanya yapan milletvekilleri, parlamentoya girer girmez erken seçim kararına evet demek istemez. Bu durumda erken seçim için tek ihtimal var. Anayasanın 116. maddesi uyarınca, "yeni seçilen Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Başkanlık Divanı seçiminden sonra 45 gün içinde Bakanlar Kurulu'nun kurulamaması hâlinde Cumhurbaşkanı TBMM Başkanı'na danışarak seçimlerin yenilenmesine karar verebilir." 
 
25- Anayasanın 116. maddesinde "karar verebilir" diyerek Cumhurbaşkanı'na takdir hakkı tanıyor. Erdoğan Davutoğlu kabinesini onaylar, ancak bu hükümet güvenoyu alamaz ve 45 günlük süre geçirilmiş olur ve Cumhurbaşkanı erken seçim kararı alırsa ne olur? Ülkeyi seçime, güvenoyu alamamış da olsa, Cumhurbaşkanı'nca onaylanarak kurulmuş sayılan bu hükümet götürür. Bir başka deyişle, anayasadaki boşluk ve yetkileri nedeniyle Erdoğan, Türkiye'yi bir erken seçime zorlayabilir.
Kesin seçim sonuçlarının ilanının ardından, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı'ndaki yetkilerini nasıl kullanacağı tartışma yaratmaya aday bir konu olarak görünüyor.