26 Nisan 2020

Pandemiden önce, pandemiden sonra

İnsani koşullarda daha az çalışıyoruz, ailemizle, sevdiklerimizle geçireceğimiz daha çok vaktimiz kalıyor. Durabiliyoruz. Düşünebiliyoruz. Okuyabiliyoruz. Üretebiliyoruz. Sohbet edebiliyoruz...

Birinci bölüm: P.S. - Uyanış 

Belki dedi, genç adam, bir 10 sene sonra yeniden buluşuruzO güne kadar sağ kal Gülay; sağ kal, sağlıcakla kal.

1,5 metre uzaktan baharlık maskelerini indirip birbirlerine gülümsediler ve kollarını sarılır biçimde birbirlerine doğru açarak, başlarını da selamlar biçimde birbirlerine doğru eğdiler. Adamın son otobüsü kaçırmaması gerekiyordu. Hızlıca yürüyecekken durdu, on yıl evvel Gülay'la evlenme ihtimalini kaçırdığı geldi aklına. Döndü bir daha, gözleriyle birbirlerine sarılıp, gülümsemeleriyle öpüşerek birbirlerinden bir defa daha ayrıldılar. Hızlı adımlarla ve arkalarına bakmadan ayrı yönlere doğru yürümeye başladılar. 

Son otobüs 18.30'daydı ve adam yetişmişti. Bugün ofiste çalışma vardiyası vardı. (Salı-Cuma.) İş çıkışı, eskiden buluştukları kültür merkezi olan mekanda buluşmuşlardı. O zamanlar oturup saatlerce konuştukları kalabalık çay bahçesi şimdi, bir “mesafeli kafe” olmuştu. Geniş alanlarda büyük ve az masalar vardı. Sakin bir alandı.

Birer kahve içmişlerdi sadece, ikisi de artık parayı dikkatlice harcayan, az kazanıp az yorulanlardandı. Bunu seçmişlerdi. Buna rağmen paraya kıyıp, birbirlerinin yüzlerini de görebilmek için pahalı kafede buluşmak istemişlerdi. Çünkü diğer ucuz kafelerde (vas) virüs arındırma sistemi yoktu ve dönemsel izolasyon mevsiminde olduklarından, oralarda maskeyle oturmaları gerekecekti. E yıllar sonraki bu buluşmada yüzlerini maskesiz görmeyi hak ettiklerine karar vermişleri. (Maskelerin şeffafları da çok pahalıydı. Sadece çok zenginler alabilirdi.)

Adam maskesinin üzerine özel otobüs maskesi aparatını da takıp otobüse bindi, her zaman oturmayı sevdiği köşesine gitti, oturdu. Otobüsler en çok 25 kişi almaya başladıklarından beri rahat yolculuk ediyorlardı. Tek kulağından, iki kulağına ve başını çevresine yayın yapan kulaklığına, özel sosyal alan eldiveni elindeyken, iki kere tıkladı. Müzik dinlerken, bir yandan da yolları izlemeye başladı. Boştu yollar, eski sevgili ile buluşmak eski zamanları aklına getirmişti. Yolların eski halini düşündü mesela. Pandemi Öncesi (P.Ö.) neredeyse her bir yarım günü yollarda geçiriyordu. Vardiyalı çalışma sistemi devreye girdiğinden beri, sokakta önceki yıllarda şikayet edilen kalabalıktan eser yoktu artık.

Geçmişin aktarımı

Ahmet geçen sene evlendiği eşi ile bekledikleri minik bebeklerini düşündü. Büyüdüğünde ona eski kalabalığı, kaosu, eski sistemi nasıl anlatacaktı. Kuyrukları, metrobüs sıkışıklığını, alışveriş merkezlerini, kapalı mekanlardaki duman altı halleri, nefes alınamayan barları… İyisiyle kötüsüyle bizzat yaşadığı tarihsel değişimi kendi diliyle ona anlatmak istiyordu. Çocuğunun bunları bilerek, geçmişin izlerini taşıyarak büyümesini, anne-babasının gençlik yıllarında yaşadığı zorluklardan haberdar olmasını istiyordu. Hayat böyle kolay değildi o zamanlar. 

Elbette şimdi de zorlukları vardı, senede bir kaç defa izolasyon ve mesafe kuralları devreye giriyordu. Ama daha sağlıklı, konforlu, hastalıksız ve verimli hayatlar içindi, insan iyiliği içindi bütün bunlar.

Sükunet ihtiyacı

Eski düzen çok geride kalmıştı şimdi ve onun varlığı bir ölçüde unutulmuştu. Dünyada bir kaç Afrika ülkesi dışında öyle bir düzen kalmadığına göre, çocuğuna o yılları ancak eski fotoğraflardan ve videolardan gösterebilirdi. Pandemi süresince yaşanılan sessizlik, sokağa çıkma yasaklarındaki, dinginlik, sükunet ihtiyacımızı farketmemize de vesile olmuştu. Kalabalığa öyle alışmıştık ki içinde bulunduğumuz suyun ısındığını farketmiyorduk. Ahmet içinden konuşmayı bırakıp, son zamanlarda oğlu için tuttuğu elektronik günlüğü açıp yazmaya başladı.

Yaşam alanları

Sevgili çocuğum, eskinin cümbüşvari hallerini özlüyoruz ama hemen aklımıza kaos geliyor. Kalabalık mekanlarda birbirimizi duymak için bağır çağır oturduğumuz halleri şenlik gibi anıyoruz ama şimdiki düzen aslında hepimize iyi geldi. 

Kalabalık nasıl azaldı? Bir kısım insan P.S. şehirlerden uzaklaştı, bir kısım da yaşam alanlarına başka bir biçimde iyice yerleşti. Önemli bir kısmımız pandemi süresince yaşadığımız sadeliği ve sakinliği çok benimsedik; kendi kendimize yetebilme, azla geçinebilme becerilerimizin gelişebileceğini gördük. Tamirat yapabildiğimizi, yemek ve temizlik işlerini birlikte halledebildiğimizi, evin işlerinden kalan vakti ailemize, çiçeklerimize, hayvanlarımıza, sevdiğimiz bir kaç insana ve kendimize ayırabildiğimizi gördük ve bunu daha çok istedik. Kulağımıza büyük bir damla su kaçmıştı. Sokaklardaki sakinlikten, sanki sezonu kapatan bir sahil kasabası sessizliğinden çok etkilendik. Böylece bir kısmımız büyük şehirlerden uzaklaştık veya kendi yaşam alanlarımız oluşturmaya karar verdik. 

Bir kısmımız benzer gerekçelerle daha evvel az zaman geçirdikleri evlerinin işlevselliğini arttırıp ev içinde huzurlu alanlar oluşturmaya, daha içeri kapanmaya özendi. Bazıları PS küçük ama bahçeli yeni evlere taşındı, sade ve doğaya uyumlu ve ilişkili mimari stiller oluştu; büyük balkonlar, kilerler, ferah ve az eşyalı işlevsel evler ön planda olmaya başladı. Emlak fiyatları bir daha yükselmedi çünkü insanların beklentileri düşmüş, aşırı lüks yerine işlevsel evlere bakar olmuşlardı. Lüks anlamını kaybetti. Bahçede temel ihtiyaçların ekilip biçilmesi dönemine girildi. Şehirlerde bir ölçüde yapılabildi, şehir dışı yaşam alanlarına çıkanlar ise tarımla uğraşmaya yavaş yavaş döndüler. 

Sosyal yaşam

Dışarı hayatı çok değişti. Marketler, mağazalar, restoranlar, kafeler barlar, alışveriş alanları, sinemalar, çarşılar, pazarlar yeni baştan yapılandı. Ama biraz pahalandı, devlet de buralara ekonomik destek vermeye başladı. Örneğin istediğimiz bir restorana gidebiliriz ama aylar öncesinden rezervasyon yapmamız lazım. Çünkü masa sayısı çok azaldı. Eskiden 20 masalık yerlerde şimdi 5-10 masa var. Ama sağlıklı koşullarda, ya açık havada olacak ya da hava arındırma sistemi olacak. Biraz pahalı kaçtığı için evde hayat daha çok benimsendi. Anneannelerimizin zamanındaki gibi geniş balkonlarımız var, ya da küçük bahçelerimiz. İyi tarafları da var işte, yakınlarımızla daha samimi ve gerçek ilişkilerimiz oldu. Ev buluşmaları arttı.

İş yaşamı

Evet hala her şey ideal değil, mesela ekonomik durumu iyi olanlar kapanma dönemlerinde, son yıllarda adet olduğu üzere başka ülkelerdeki yazlıklarına gidiyor. Kapanma orada başladığında buraya gelebiliyorlardı. Ama diğerleri şehirde özel kurallara uyarak yaşıyor. P.S. (Pandemiden Sonra) değişen ilk şey ofis tanımı olmuştu. Böylece “işyeri” talepleri ve gereksiz binalar azalmıştı. Bunların yerine büyük işyerleri doğal alanlara yatırım yapıyor, yine de daha fazla kâra geçiyorlardı. İnternetin olduğu her yer işyeri olabilirdi artık. Mekan-iş-insan ilişkilerinde büyük değişimler P.S. başlamıştı. Pandemi eski tip çalışma düzenindeki bir çok alışkanlığı kırmamıza vesile oldu. Meğer gelişen teknolojiye rağmen rölantide çalışıyormuşuz. Uzaktan eğitimler, uzaktan toplantılar, uzaktan işler, dünya bir köy kadar küçüldü ve yakınlaştı. Aynı kederi aynı zor dönemleri birlikte yaşayan insanlar yakınlaşır. İnsanlar birbirine yakınlaştı.

Şimdi eskiye göre az çalışıyoruz, bazı günler evden bazı günler ofisten. Eskisi gibi büyük ofislerimiz yok. Hepimiz birden ofiste durmuyoruz, eskiden çok tuhafmış, ofiste durmak için çalışıyorduk sanki, zaman öldürmek gibiymiş. Şimdi daha verimli çalışılıyor, sorumluluk daha fazda çalışanda. Denetleme azaldı, insanlar kendi kendini denetlemeyi hızla öğreniyor. Çalışma saatleri konusunda çok ısrar ettik istediğimiz gibi olabildi.

Ama gördük 2020'de başlayan Corona Virus Salgında önce 6 ay evde kaldık sonraki 6 ay da bir çıktık bir girdik, denetimli bir şekilde geçti, eski rahatlığa bir daha hiç ulaşamadık. Devletin en güvenli dediği zaman dilimlerinde bile, içimize işlemiş, biz eskisi gibi hareket edemedik. Eskisi neydi unuttuk artık yenisi vardı. O kadar çok yeni şey deneyimledik ki o zaman. Hem kişisel hem toplumsal boyutta bir devri geride bırakmak için iyi ir fırsattı, değerlendirdik.

İkinci bölüm: P.Ö. - Uykuda

Sevgili çocuğum. P.Ö. salgın senesi ben 28 yaşındaydım.. Bankada çalışıyordum, mesailer çoktu.Yaşamaya zaman kalmıyordu. Senelerce, hatta yüzyıllarca devam eden bir sömürü düzeniymiş meğer. Başka türlüsünü bilmiyor, birileri bunu böyle anlattığında bunu değiştirmek çılgınlık olur diyorduk. Ne ailelerimiz, ne kültürümüz, ne düzen bizim bu tekdüzelikten çıkmamızı istemiyormuş meğer. Biz de hiç sormamış, sorgulamamışız. Tembellik etmişiz. Her şey kurulmuş bu düzende. Böyle gelmiş böyle gider düzeniymiş. O kadar içindeymişiz ki dışarda olmayı hayal bile edememişiz. 

Bunun böyle olduğunu söyleyen ablalar, ağbiler, okumuş kafa yoran insanlar da vardı elbette senelerce. Ama açıkçası onlar anarşi yaratıyorlar diyorduk biz de. Öyle biliyorduk. Aslında biz değişime inanmıyormuşuz, o yüzden de onları devlet karşıtı sanıyorduk. Hazıra inanmak daha kolaydı. Hiç sorgulamamış ailelerin çocuklarıydık, sorgulasak da bir şey değişmez sanırdık. Öyle gelmiştik, öyle gidecektik.

Balık hafızamız

O zamanlarda bir arkadaşımın annesinin söylediklerine anlam verememiş hatta kızmıştım: “Ahmet, Umud ediyorum bu dönem çok çabuk bitmez. Böylece hem çok ölen olmaz, hem de insanlar bu olanları da diğerleri gibi hemen unutmaz. Biz balık hafızalıyız. Hemen her şeyi unuturuz. Bak şimdi devlet “salgın bitti, her şey normalleşti” dese, çok değil 2-3 haftaya her şey eski haline döner. Bu değişim fırsatını kaçırırız. Ödüm kopuyor.” Onun dilediği gibi oldu, bir sene kadar sürdü yaşananlar. Faturası büyük acılar, kayıplar, anılar, eksikler bıraktı dünyaya. Faturası ağır vicdansızlıklar, çaresizlikler, umutsuzluklar bıraktı. Bir taraftan da keder dünyaya hüküm sürüyordu. Ama çok öğretici oldu ve insanlık bu değişim şansını kaçırmadı, derler aldı ve öğrendi.

Nadas

Zamanla evlerden çıkmaya ve içine düştüğümüz kabustan uyanmaya başladığımızda artık olanlara alışmış, bir ölçüde anlam verebilmiş ve yeni düzene dair yeni planların bir çoğunu yapmıştık.

Çiftçilikte önemli bir şeydir sabır. Verimsiz topraklar hem dinlendirilmesi hem de sağlıklı olabilmesi için bazı seneler hiç ekilmez. Nadasa bırakılır. O yıl bir kayıp gibi görünse de çiftçiye daha çok kazandırır, verimi artar. Sanki insanlar da verimsiz topraklar gibi nadasa bırakılmıştı. Bir sene sonra önemli ölçüde bir dönüşümle yeniden eski özgürlük alanlarına kısmen kavuştular. Elbette artık kalıcı olan bazı değişimlerle.

Değişimler

Fiziksel mesafe bir yaşam biçimi olmuş, temas oldukça azalmış, el sıkışma, sarılma gibi davranışlar sadece aile içinde olabilir oldu örneğin. Topluca bulunulan alanların hepsi genişledi ve seyreldi. Toplu alanlara bazı mevsimlerde özel maskelerle girilebiliyor. Ya da havayı virüslerden ve kirlilikten arındırmak için çok pahalı bazı teknolojiler kullanılıyor. İklim krizinin bir ölçüde yavaşlamış olması bu dönemin en büyük kazancı oldu. Belli ülkelerin başı çektiği bazı önlemler alınınca diğer ülkeler de buna karşı koyamadı. Eski birliklerin hepsi çöktü, dünya üzerinde yeni birlikler kuruldu ve bu şekilde tüm dünya içinde koordinasyonu yapılar oluştu. Özellikle sağlık ve doğayı koruma alanlarında yapılan yatırımlar çok önem kazandı, yeni üretim ve çalışma alanları doğdu.

Dünya her anlamda daha modern bir yaşama zorlandı. Bu Yeni modern dünyada teknolojinin sağlık ve sürdürülebilirlik alanlarında vereceği destekle ilk sırada olması, eskiye ait dengeleri değiştirdi. 

Halkın pandemi politikası

Bu kolay bir yoldan mı oldu sandın? Elbette hayır. Önce eski düzen aldığı darbelerin etkisiyle daha çok hata yapmaya, daha çok saldırmaya, daha çok kötülük yapmaya devam etti elbette. Daha çok kısıtlama, daha çok kural, daha çok ceza, daha çok adaletsizlik… Ancak artık önemli bir şey değişmişti. Korona Virüsün dünyaya bir de hediyesi vardı. Beklenmedik anda tüm dünyayı ele geçiren bu virüs, her iktidarı doğru davranması konusunda tehdit ediyordu. İktidar ya bu işin altından kalkacak ya da gidecekti. İnsanlar bir şey farketti o sırada, bu büyük bir güçtü.

Birleşmek yasaksa, barışmak yasaksa, sokak yasaksa, sosyal medya (yani teknoloji) insanların lehine kullanılabilirdi. Teknolojiye bu kadar minnettar olacağımızı bilmiyorduk doğrusu. Hem izolasyonda yalnız kalmamızı engelledi, arkadaş, dost ve ailelerimizle görüşmemizi mümkün kıldı, işlerimizi yürütmemize yardım etti, hem de iktidar ile halk arasında bir dil kurdu. Hem de talep ve reaksiyon üzerinden görecelikle demokratik bir iletişim yolu. Pandemi döneminde iyice incelen devlet ve halk arasındaki duvarlar; talepler ve şikayetler doğrultusunda iktidarın tavır almasına sebep oluyordu. İktidar tarafından daha önce hiç bir zaman bu denli duyarlı olunmamıştı. İnsanlar sosyal medyada yüzbinler oluyor bir reaksiyon alıyorlar; iktidar bunu bir kaç gün içinde duyuyor; yine bir yanlış, eksik olduğunda sosyal medya üzerinden insanlar talep ediyor devlet yetkilileri bunu önemsiyor. 

Mücadele her zaman böyle doğrusal olmayabiliyor, yer yer sertleşebiliyordu. Ancak halk gücünü farketti, bu yeni dili kullanmayı öğrendiler. Yani olması gereken oldu, iktidar halk için, halkın makul taleplerini duyarak çalışmaya başladı.

İnsani bir yaşama geçiş

İnsani koşullarda daha az çalışıyoruz, ailemizle, sevdiklerimizle geçireceğimiz daha çok vaktimiz kalıyor. Durabiliyoruz. Düşünebiliyoruz. Okuyabiliyoruz. Üretebiliyoruz. Sohbet edebiliyoruz. Ömrümüzü trafikte geçirmiyor, stres seviyemiz gereksiz yükselmiyor. Sağlık güvencemiz var, para ödemiyoruz; düzenli kontroller yapılıyor artık istesek de istemesek de. Aşılarımız şart. Check up yaptırmak şart. Sigorta sistemleri devlet desteğiyle tamamen değişti. Devlet her birimizi böyle durumlar için kendisi sigortaladı, bir daha kimse mağdur olmayacak.

Sağlığımız ve haklarımız her şeyin önünde artık. Gücümüzü hissediyoruz. 

-Gözlerini açtığında Ahmet, Gülay'ın aldığı nişan yüzünü parmağında, işten dönerken bindiği metrobüste son durağa gelmiş, anons yapılıyordu; pandemi geçeli bir sene olmuş, saat gece yarısına doğru geliyordu.-

Yazarın Diğer Yazıları

Depresyonumuz politiktir

Dünyayı her zaman ekonomik nüfuzu olan orta yaş yetişkinler ve eril tahakküm yönetir. Yasaları onlar koyar, yasakları onlar koyar, cezaları onlar verir, geleceği ve geçmişi onlar yazar. Gerisi buna uyum sağlamaya çalışır. Çöker. Buna da depresyon denir

Aşktan sonra ikinci kompartıman: İlişki

Bu ilişki için uyumlanma ve adaptasyon kompartımanından işlevsel sonuçlarla ayrılabilirsek, işte ondan sonra artık ilişki kompartımanı bizi bekliyor

Sevildiğini bilmek mi? Sevildiğini duymak mı?

Duygular ifade edildiğinde, onları düşünerek buldurmanın bulanıklığı giderek aydınlanır ve biz başka türlü bir etkileşim içine gireriz. Dil bizi başkalaştırır. Karşılıklılaştırır. Zenginleştirir. Yaşam içgüdümüzü okşar