19 Nisan 2024

Şanlıurfa Barosu'nun mevsimlik tarım işçileri raporu: "12 kişi bir tuvalet ve banyoyu beraber kullanıyoruz"

10 yaşında tarlada işçi olarak çalışan çocuklar bile var

Yılın en az 6 ayını başka illerde geçirmek zorunda kalan mevsimlik işçiler Türkiye'nin en az görünen kesimlerden biri; işe giderken yolda geçirdikleri kazaları, ölümleri saymazsak…

Veri, istatistik sorununun yaşandığı bu emek piyasasında (güvencesizlik-kayıt dışılık) Urfa Barosu Emek Komisyonu'nun hazırladığı rapor daha da önemli hale geliyor. Raporun adı Urfa İlinden Başka İl ve İlçelere Giden Mevsimlik Tarım İşçileri-Mevzuat-Sorunlar-Çözüm Önerileri.

Raporun odağını Şanlıurfa'dan başka illere giden tarım işçileri, aileleri, çocuklar oluşturdu.

Şanlıurfa Barosu Emek Komisyonu'ndan 6 kişilik ekip Malatya Özalp ve Akçadağ'da işveren, işçi ve elçi olmak üzere 25 kişi ile derinlemesine görüşmeler yaptı. Ankara Şereflikoçhisar'da da belediyenin çadır kampında kalan 40 mevsimlik tarım işçisi ile görüştü.

İşçiler, kadın işçiler, çocuk işçiler, işveren ve çavuşbaşılarla yapılan derinlemesine görüşmelerden çıkan bilgiler tabloya dair çok şey söylüyor.

Öyle ki 10 yaşında tarlada çalışmak zorunda kalan tarım işçisi çocuklar bile var.

Şanlıurfa Tarım İşçileri İzleme Kurulu'nın 2019 verilerine göre tarım işçisi öğrenci sayısı 22 bin 500.

Viranşehir'den Malatya'ya çalışmak için giden 48 yaşındaki tarım işçisi kadının anlattıkları şöyle:

"12 kişi 1 tuvalet ve 1 banyoyu beraber kullanıyoruz. Günlük 440 TL yevmiye alıyorum. Bunun 50 TL' sini çavuşa veriyorum."

İşçilerin yaşadıkları kamp alanı Malatya

"Çocuk işçileri sakladık ceza yazılmasın diye"

17 yaşındaki başka bir genç kadının söyledikleri çocukların bu süreçten nasıl etkilendiğini de ortaya koydu:

"Urfa'ya çalışmak için Ordulu gelmiyor. Ama Urfalı Ordu'ya mevsimlik tarım işçisi olarak gidiyor. Mesela Malatya'da hiç denetlenmedik, bir keresinde Fatsa'da çocukların işçi olarak çalışıp çalışmadıklarını denetlemek için geldiler. Tam o sırada bir çocuk işçi yanımızdaydı ve biz onu hemen sakladık. Bize dediler ki çocuk işçi görürsek para cezası yazarız. Bu olay geçen sene olmuştu. Mesela Fatsa'da 2022 yılında 11 yaşında Viranşehirli bir çocuk çalışmaya ara verdiği sırada yamaçtan düşerek denizde boğuldu. Aile cesedini bulamamıştı. Yine geçen sene 4 çocuk babası 25 yaşında olan biri çay yapacağı sırada çadıra bağlanan çıplak elektrik sebebiyle vefat etti. Ambulans gelene kadar vefat etti. Vefat edenin cenazesini işçiler kendi imkânları ile götürdü."

72 yaşında Viranşehir'den Malatya'ya çalışmaya gelen erkek işçinin aktarımları da, sofralarımıza gelen kimi gıda ürünlerinin gerisinde nasıl bir sömürü olduğunu gösterir nitelikte:

"Arabım, Viranşehir'den geldim. Mevsimlik tarım işçiliğini kendimi bildim bileli yaparım. Malatya'ya geleli beş, altı gün oldu. Kaldığımız yer çok kötü, kadınlar su üzerine kavga ediyorlar. Burada kendimize ait tuvaletimiz yok. Dışarıda açık alanda uygun bulduğumuz yerde tuvaletimizi yapıyoruz. Banyo sorunumuz var. Banyo yerimiz yok. 5. ile 11. ay arasında yaklaşık altı ay dışardayız. Benim 5 eşim, 54 çocuğum, 156 torunum var. Bunlardan beş eşim, 20 çocuğum, 50 torunumla birlikte geldik."

"Akrep ve yılanlar nedeniyle gece uyuyamıyoruz"

Urfa-Eyyübiye'den gelen başka bir erkek işçi de yılanların akreplerin içinde yaşadıklarını anlattı:

"Üçüncü ayda çıkıyoruz on ikinci aya kadar mevsimlik işçi olarak çalışıyoruz. Malatya'da 15 gün kadar çalışıp, Fatsa'ya geçeceğiz. Yazın iş bulamadığım için mevsimlik işçi olarak çalışıyorum. Yaşadığımız yerde en büyük problemler temiz su, tuvalet ve banyo yerimizin olmamasıdır. Yaklaşık 4 gündür buradayım, 20 yılan öldürdüm bunun yanında akrepler de var. Yılanlar yaşadıklarımız yerlerde dolanıyorlar gece uyuyamıyoruz. Çocuklarımızı ısırsa hastaneye götüremeyiz. Malatya Ordu'dan çok daha kötü. Ordu'ya gittiğimiz şartları daha iyi, mesela çocuklarımıza kalem defter veriliyor. Çocuklarımız okula gidebiliyor. Aslında yaşam koşullarımız ve çalıştığımız işler çok zor. Bu zorluğa rağmen gece çadırların içinde toprak üstünde tozda uyuyoruz. Çocuklarımız biz çalışırken perişan oluyor. Bu yaşadıklarımızı devlet resmen izliyor. Mesela her gün üzerimizde drone uçuruyorlar. Jandarma yanımızdan geçiyor ama bizim sorunlarımızı görmüyorlar. 12 çocuğum var, hepsi mevsimlik tarım işçisidir. Bir gün çalışmasak açız. Bir de elektrik çarpmasından dolayı bundan 2 yıl önce bir işçinin çocuğu vefat etmişti. İşçiler çadırlarına elektrik bağlamışlardı. Sonra çocukta çıplak kablo kısmıyla temas etmişti. Elektrik çarpıp vefat etmişti."

Çocuk işçiliğinin de yaygın olduğu mevsimlik tarım işçiliğinde çocukların örgün eğitiminde de büyük sorunlar yaşanıyor. Ya eğitimlerini yarım bırakmak zorunda kalıyorlar ya da eğer bir kamp alanında (Şereflikoçhisar'da belediyenin yeterli olmayan bir kamp alanı var) okul varsa yeterli olmayan öğretmen ve ders saatiyle okullarına devam ediyorlar. Bu tür bir eğitimin üniversite ya da LGS için yeterli olmayacağı açık. Bu da kuşaktan kuşağa tarım işçiliği olasılığını güçlendiriyor.

Kamp alanında yaşamak zorunda kalan çocuk işçi ve işçilerin tükettiği su kaynağı

Çocukların sorunlarına gelince, raporda şu tespitlere yer verildi:

  • Tarlalarda 15 yaş altında çalışan çocuklar tespit edilemiyor, kurumlar tarafından denetlenmiyor.
  • Sürekli şehir ve yer değiştirmek çocukların eğitim ve öğretimlerinin devamlılığını engelliyor.
  • Gittikleri yerlerde çoğu kez çocuklar okullara gidememektedirler. Çocukların sık yer değiştirmesi sosyal uyumu engelliyor.
  • Çadır yerlerinde elektrik, su, içme suyu, aydınlanma, kanalizasyon gibi alt yapı ihtiyaçları karşılanmadığından hijyen sorunları oluşuyor.
  • Çocukların zamanında sağlık hizmetlerine erişememe kronik rahatsızlık ya da tedavinin geç başlaması neden oluyor.
  • Çadır alanlarının olumsuz koşulları ve aile nüfusunun kalabalık olması, çadırların yan yana olması ihmal ve istismar riskini artırıyor.
  • Çadır alanlarının korunaklı olmaması akrep, yılan, böcek ısırmalarına neden oluyor.
  • 10 yaşında tarlada çalışmak zorunda kalan mevsimlik tarım işçisi çocuk dahi bulunuyor. Çocukların çalışma ve yaşam koşullarındaki zorluklar çocukların psikolojik, fiziksel ve sosyal gelişiminde engel teşkil ediyor.

"Çoğunluğu sosyal güvenceden yoksun, hijyen ve temiz su sorunu yaşanıyor"

Raporun tespit ettiği genel sorunlar ise şöyle:

- Çalışmak için gittikleri yere güvenli araçlarla ulaşımı sağlayamadıkları için ölümlü ve yaralamalı trafik kazaları yoğun yaşanıyor.

- Çadır alanlarının kanal kenarlarında olması boğulma vakalarına neden oluyor.

- Yaşadıkları yerde temiz içme suyu, tuvalet, banyo gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar.

- Elverişsiz yemek pişirme koşulları, aldıkları düşük ücretle kıt kanat geçinmeleri ve kış için para biriktirmeleri yetersiz beslenmelerine neden oluyor. Yemek ücretini ne devlet ne de işverenler karşılıyor.

- Çalışmak zorunda kaldıkları yerler şehirlere uzak olduğundan hastaneye düzenli olarak gidemiyorlar.

- Çoğunluğu sosyal güvenceden yoksun çalışıyor.

- Ücretleri günlük yevmiye olarak veriliyor ve verilen yevmiyelerin bir kısmı işi bağlayan elçilere veriliyor. Bu nedenle düşük ücretle çalışıyorlar.

- Günde 11-12 saat çalışıyorlar, sağlık sigortaları işveren tarafından karşılanmıyor. Tazminat hakları kanunen yok.

- Kürt, Arap veya mülteci olmaları nedeniyle ciddi ayrımcılığa ve saldırılara maruz kalıyorlar.

TÜİK'in 2019 verilerine göre Türkiye'de 720 bin çocuk işçi var. Urfa da mevsimlik tarım işçiliğinde çalışan çocuk sayısının en yüksek olduğu il.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın Mesleki Eğitim Merkezi bünyesinde eğitim gören ve eğitimlerinin büyük bir kısmını staj adı altında çalışarak geçiren, asgari ücretten düşük ücret alan, staj gördükleri işyerlerinde iş cinayetlerinde hayatını kaybeden çocukları da düşündüğümüzde Türkiye'nin ciddi bir çocuk işçi sorunu var.

Çocuk işçi sayısı o ülkenin ekonomi politiğine dair çok şey söylerken bunun sadece ailelerin sorunu olarak algılanması, gösterilmesi gerçeği örtüyor.

Candan Yıldız kimdir?

Candan Yıldız, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu.

Gazeteciliğe HBB'de On'da On Haber program editörlüğü ile başladı.

Kanal D, TV 8, Birgün Gazetesi, CNNTürk, İMC TV, Halk TV'de muhabirlik, editörlük, ana haber editörlüğü ve haber program koordinatörlüğü yaptı.

Haber kanallarında çeşitli program formatları yarattı. Radyo ve Gazetecilik Ödülleri En İyi Program Ödülü/(1997), Çağdaş Gazeteciler Derneği En İyi Haber Program Ödülü/ (2002) ödülünü aldı.

Avustralya'da SBS Türkçe Radyo Haberler servisine haber yaptı.

"Öteki Sesler" isimli belgesel yaptı. "Dicle'nin Göz Yaşları" ile "Şiddete Karşı Anlatılar-Ayakta Kalma ve Dayanışma Deneyimleri" ortak çalışmalarda yazarlık yaptı.

T24'le birlikte internet gazeteciliğine adım attı.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Araştırma: Kürt kanaat önderleri, DEM'in Türk solunun toplumsal karşılığı az olan gruplarıyla beraberliğini eleştiriyor

"CHP de aktörleşme potasına girmiş gibi görünüyor. 2023 sonrasında CHP bu imkânı kaybetmiş, Cumhurbaşkanı adayı seçimden yenik çıkmış olduğu için aktör tartışması ortadan kalkmış gibiydi Kürt meselesinde"

Öldürülen Diyarbakırlı Ramazan Hoca'nın dosyasına ilişkin yanıt bekleyen sorular

24 yaşındaki cinayet sanığı Erkan Baykut, tuşlu telefon kullanıyormuş

Eski Bursa Ülkü Ocakları Başkanı Cahit Özdemir: Sinan Ateş cinayeti Ülkücülerin ‘Kerbela'sıdır; ocaklar kuşatma altında

“Sinan, Ahmet Yiğit Yıldırım’ın Türkiye’yi karıştırmak istediğini söylemiş”