28 Şubat 2019

Kriz büyükleri nasıl etkiliyor; Koç tınmadı, Sabancı sallandı...

1990’lara kadar Koç Holding demek “eski Türkiye” demekti

Kriz büyük şirketleri nasıl etkiliyor? 2018 bilançoları bu sorunun yanıtını aramak için iyi bir kaynak. Türkiye’nin en büyük iki holdingi, Koç ve Sabancı borsaya açık. Geçen yıl ne kadar satış yaptıklarını, ne kadar borçlandıklarını borsaya gönderdikleri bilançolarda görebiliyoruz.

Koç Holding, 2018’in son üç ayında 1 milyar 710 milyon TL net kâr açıkladı. Bu rakam, bir önceki yıla göre yüzde 59’luk artışa karşılık geliyor.

1 milyar 710 milyon TL net kâr gözünüze az geldiyse bir de ciroya bakalım: Koç, 2018’de konsolide cirosunu yüzde 45 artırarak 142 milyar 500 milyon TL’ye çıkarmış. Ancak konsolideye girmeyen önemli iştirakleri olduğundan kombine rakamlar daha önemli. Kombine ciro yıllık yüzde 41 büyüme ile 306 milyar 300 milyon TL'ye çıkmış.

Kısacası Koç, krizde hem kârını hem cirosunu enflasyonun iki katından fazla geliştirmiş. Yani reel olarak büyümüş.

Koç bunu nasıl yapmış?

Dövizle satış yaparak.

Türkiye’nin en büyük ihracatçısı bir Koç şirketi: Ford Otosan. En büyük 10 ihracatçı listesinde 4 Koç şirketi var: Ford, Tofaş, Arçelik, Tüpraş.

İhracatçılar krizden tınmadı. Neden? Çünkü TL’nin değeri düşünce Türkiye’de üretilen ürünlerin fiyatı da, dolar ve Euro cinsinden düştü. Haliyle dünya fırsatı kaçırmayıp Türkiye’den daha çok alım yaptı. Ve Türkiye’nin ihracatı arttı.

Aslında şaşırtıcı olan bu kadar çok ihracat yapan bir holdingin krizde büyümesi değil, bir zamanlar yüksek gümrük duvarlarının arkasında büyümekle, Türk vatandaşlarına kalitesiz mal “kakalamakla”, “samandan” araba üretmekle suçlanan Koç’un yaşadığı dönüşüm.

1990’lara kadar Koç Holding demek “eski Türkiye” demekti. Koç Holding, gerçekten de 1960’lar ve 1970’lerde yüksek gümrük duvarları arkasında büyümüştü. Anadol’u gerçekten de inekler yiyordu. (Bununla birlikte Anadol’un yerli sanayinin gelişiminde önemli bir kilometre taşı ve kaçırılmış bir fırsat olduğunu düşünenler de var.) Holdingin kötü imajının üzerine Vehbi Koç’un, 12 Eylül’ün lideri Orgeneral Kenan Evren’e yazdığı ve darbe çağrısı gibi algılanan meşhur mektup tuz biber ekmişti.

O günkü Koç ile bugünkü Koç arasında çok az benzerlik var. Koç Holding, 1990’ların sonuna doğru değişmeye, küresel bir şirket olmaya karar verdi. 2000’lerin başından itibaren Koç yöneticilerinden, “İhracatın toplam satışlar içindeki payını yüzde 30’a çıkaracağız” sözünü çok sık duymaya başladığımızı hatırlıyorum. Bu dönemde Arçelik gerçekten de dünyaya açıldı, Romanya’da, Pakistan’da yerel şirketler, fabrikalar satın aldı.

Ama Koç Holding’i küresel bir şirket haline getiren asıl hamle, 2008’de Migros’un satılıp yerine Tüpraş’ın alınmasıydı. Migros gibi nakit zengini bir şirketi sattığı için Koç Holding o dönemde çokça eleştirildi. Bugünden bakıldığında bunun doğru bir karar aldığı görülüyor.

Neden doğru karar? Çünkü Migros, iç pazar odaklı bir şirket. TL ile satış yapıyor. Haliyle TL’nin değerindeki dalgalanmalardan etkileniyor. Oysa Tüpraş’ın para birimi dolar. (Fiyatlarını petroldeki küresel fiyata göre belirliyor.) Üstelik ihracatçı. Türkiye’nin en büyük ihracatçılarından biri. Nitekim Koç Holding’in 2018’de sağladığı ciro büyümesinin arkasında enerji segmentinin (Yani Tüpraş’ın) büyümesinin büyük payı var.

Hakkını teslim edelim: Koç Holding’i küresel bir şirket haline getirme kararı Vehbi Koç değil oğlu Rahmi Koç ve erken yaşta yaşamını yitiren torunu, eski Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç’a aitti. Nitekim Tüpraş alınırken üstlenilen borçların ödenebilmesi için Migros’un satılmasına holding ve aile içinden sert itiraz gelmişti. Örneğin Vehbi Koç’un kızı Semahat Arsel, Migros’un satılmasına taraftar değildi. Rahmi Koç ve Mustafa Koç’un kararlı tutumu olmasa o tarihte Migros-Tüpraş değişimi herhalde yapılamazdı. Rahmi Koç, Migros’un satılma nedenini daha sonra, “Paraya ihtiyacımız vardı, TÜPRAŞ'ı alacaktık” diye anlatacaktı.

Dışa açılma Koç’u Türkiye’deki krizlerin etkilerine en korunaklı şirketlerden biri haline getirdi.

Sabancı ise Koç’tan farklı olarak iç pazar odaklı, büyük oranda TL cinsinden para kazanan bir holding olarak kaldı. Sabancı’nın büyüklüğü tartışılmaz. Bankacılık, çimento, enerji ve perakende sektörlerinde Türkiye’nin en önemli oyuncuları arasında yer alıyor. Ama bunlar, Türkiye ekonomisi daraldığında daralan sektörler. Başta, kaderi inşaat sektörüne bağlı olan çimento olmak üzere...

Nitekim Sabancı Holding’in kârı 2018’in son 3 ayında bir önceki çeyreğe göre yüzde 63.6, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise yüzde 62.4 düştü. Sabancı Holding’in enerji ve sigorta haricinde diğer tüm segmentlerde kârı son 3 ayda bir önceki çeyreğe gerileme gösterdi. Enerjisa’nın beklenenden zayıf net kârının yanı sıra Carrefoursa’nın Kiler’i satın alımıyla ilgili zararları ve kur farkı kayıpları ile çimento sektörünün kötü performansı net kârda düşüşe neden oldu...

Sabancı'nın Holdingin son 3 aydaki net kârı 429 milyon TL olarak gerçekleşti. Holdingin 2018 yılı kombine net satışları ise yüzde 34 artışla 88 milyar 80 milyon TL oldu.

Bu, “zenginin malı züğürdün çenesini yorar” türünden bir yazı oldu ama unutmayalım ki, Koç ve Sabancı şirketlerinde yüz binlerce kişi çalışıyor ve insanlar çalıştıkları şirketlerin nereye gittiğini bilmek istiyorlar...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Bütçe açığındaki önlenemeyen artış ve bürokratların kutsal mabadı

Krizmiş, bütçe açığıymış… Ne yapsınlar yani, Passat mı çeksinler yanlarına?

Türkiye’den neden Samsung çıkmadı, çıkmayacak?

Samsung, Ar-Ge’ye Arçelik ve Vestel’in 300 katı harcama yapıyor

KHK’yla üniversiteden kovulan rüzgâr santrali bekçisinin hikâyesi

Bu ay yayınlanan “Kediler ve Erkekler” kitabımdan, gündeme denk düşmesi vesilesiyle…