17 Mart 2020

Bu koşullarda faiz indirimi yapmak, vatandaşa "bankadaki paranı dövize çevir" demek!

Barış Soydan Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nun 'Koronavirüs' nedeniyle aldığı faiz indirimi kararını yorumladı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Amerikan Merkez Bankası Fed'in açtığı yoldan giderek olağanüstü toplantıyla politika faizini beklenenin üzerinde indirdi. Merkez Bankası’nın politika faizi bugünkü kararla yüzde 9.75’e indi. Enflasyon oranı kaç? Yüzde 12.7. Sonuç: Türkiye kallavi oranda eksi faiz veriyor. TL cinsinden varlıklara yatırım yapanların parası enflasyon karşısında eriyor.

Merkez Bankası’na soracak olursak, "Politika faizim yıl sonu enflasyon tahminim olan yüzde 8,2’nin üzerinde" diyecek. İyi de yıl sonunda enflasyonun yüzde 8,2’ye ineceğine kim inanır? Merkez Bankası’nın kendisinden başka…

Geçtik Merkez Bankası’nın yıl sonu hedefini, halk Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan resmi enflasyona da inanmıyor ki… Bu koşullarda faizi 1 puanlık indirimle yüzde 9.75’e çekmek vatandaşa, adeta "Sen bankadaki paranı dolara çevir" demek. O da zaten bunu yapıyor: Bankalardaki döviz rezervleri rekor üzerine rekor kırıyor. Yurt içi yerleşik gerçek ve tüzel kişilerin toplam döviz mevduatı 6 Mart ile biten haftada 1 milyar 966 milyon dolar artarak 201 milyar 702 milyon dolar ile tarihi zirvesini yeniledi. Böylece rekor serisi üçüncü haftasında da devam etti.

İşte bu nedenle Mahfi Eğilmez dolarizasyonun etkili olduğu ülkelerde faizi indirmenin yerel para biriminden kaçışa neden olduğunu söylüyor ve "Faiz düşürmek için enflasyonda kalıcı düşüşün görülmesi gerekir" diyordu. Ama dinleyen kim...

Diyeceksiniz ki, "Olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Bütün dünyada faiz indiriliyor. Amaç, Koronavirüs salgınının etkisini hafifletmek." İyi de, acaba Amerikan Merkez Bankası’nın faiz indirimi bir işe yaradı mı?

New York Borsası indirimin olduğu günün akşamı, yani dün yüzde 12 oranında gerileyerek tarihinin en sert düşüşlerinden birini yaşadı. Çünkü dünya ekonomisindeki sıkıntı, parasal önlemlerle çözülebilecek seviyenin çok ötesinde. Fabrikaların, mağazaların, işyerlerinin kapısına kilit vuruluyor. Piyasalara yeterli likiditeyi sağlamak elbette önemli ama üretim durduktan, kepenkler indikten sonra düşük faizli kredi vermek ne fayda?

Asıl yapılması gereken, "mali önlem" olarak bilinen bütçe önlemlerini almak. Devlet elini cebine atmalı. Fransa’da Cumhurbaşkanı Macron dün bütün KOBİ’lerin doğal gaz, elektrik ve faturalarının devlet tarafından karşılanacağını, bu dönemde Fransız şirketlerinin iflas etmesine izin verilmeyeceğini söyledi.

Amerika’da Beyaz Saray ile Demokratlar’ın üzerinde anlaştığı mali paket kapsamında işsizlik ödeneğinin kapsamı genişletildi, ücretli izin hakkı (olmayanlara) tanındı. AKP iktidarı da, Koronavirüs'e karşı alınacak mali önlemleri bu hafta açıklayacak.

Bakalım sadece şirketlere KDV, ÖTV indirimleri mi verilecek, yoksa Fransa ve ABD’deki kapsamda mali önlemler mi uygulamaya konulacak?

Yazarın Diğer Yazıları

Sağlıkta zam furyası, merdivenaltı maske üreticileri ve bu savaşın vurguncuları

Ticaret Bakanlığı, önceki gün Koronavirüs salgının ardından fahiş fiyat artışı yapan 198 firmaya ceza yağdırdı

İşsizlik Fonu’yla ilgili bilmek istemeyeceğiniz 5 şey

Merkez Bankası dün aldığı kararla, piyasa yapıcı bankalara, İşsizlik Sigortası Fonu'ndan satın aldıkları devlet iç borçlanma senetlerini kendisine satma olanağı tanıdı. Belli ki Fon’daki paranın bir kısmı Koronavirüs salgınına karşı kullanılacak. Ama ne kadarı ve kimin çıkarına?

Ekonomiye de bilim kurulu, hemen şimdi

Türkiye’nin şu anda iktisatçıların, ama ufku geniş, kalibresi yüksek, dünya çapında kabul görmüş iktisatçıların vereceği akla, olağandışı önlemlerle ilgili "heterodoks" (olağandışı) politika seçeneklerini gündeme almaya ihtiyacı var