28 Şubat 2020

2019 büyümesi: Ekonomi uçurumdan nasıl döndü? Döndü mü?

Dünya yavaşlarken Türkiye de yavaşlayacaktır

İnsanın içinden hiçbir şey yazmak gelmediği kapkara bir gün… Oysa ekonomi için önemli bir gün bugün. Türkiye İstatistik Kurumu uzun zamandır beklenen 2019 büyüme oranını bu sabah açıkladı: Yüzde 0.9. Yani korkulan olmadı, ekonomi 2019’da daralmadı, yılı çok zayıf da olsa artıda bitirdi... Oysa 2019 başında birçok ekonomist 2019’da eksi büyümenin kaçınılmaz olduğunu düşünüyordu. Ne de olsa 2018’in Ağustos ayında yaşanan kur depremi ekonomiyi felç etmişti...

Türkiye ekonomisi uçurumun eşiğinden nasıl döndü? Tüketim harcamalarındaki sıçramanın ve "baz etkisinin" sayesinde… 2018 Ağustos'undaki kur şoku vatandaşın en temel ihtiyaçlarını bile ertelemesine yol açtı. İyi de ertele, ertele, nereye kadar? Daha önce de sözünü etmiştim, ekonomiyi en kara dönemlerde bile ayakta tutan demografik bir dinamik var: Türkiye’nin çok genç bir nüfusu var. Her yıl 550 bin çift evleniyor, 125 bin çift de boşanıyor. Onun üzerine eğitim için şehir değiştirenler, emekli olanlar, mülteciler eklenince ortaya büyük bir tüketim talebi çıkıyor.

Bu büyük talep 2018’deki kur şokuyla ertelenmişti. Kamu bankaları geçen yılın ikinci yarısında kredi faizlerini yüzde 1’in altına çekince realize oldu. Vatandaş beyaz eşya, ev, araba (özellikle ikinci el araba) almak için kesenin ağzını açtı. İşte bu sayede 2019’un son 3 ayında ekonomi yüzde 6 büyüdü. Nitekim son 3 aydaki büyümenin yüzde 66’sı tüketimin hızla artmasından kaynaklandı. Dayanıklı tüketim ürünlerine, yani beyaz eşyaya, mobilyaya yapılan harcamalar 2019’un son 3 ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 15.7 büyüdü.

Fakat tabii 2019’un son 3 ayındaki hızlı büyümede "baz etkisi"nin de payı büyük. Malum, büyüme oranı, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla hesaplanıyor. 2018’in son 3 ayında Türkiye ekonomisi sert biçimde daraldığı için şimdi o döneme göre çok hızlı büyümüşüz gibi görünüyor. Nitekim demin 2019’un son 3 ayında yüzde 15.7 arttığını gördüğümüz beyaz eşya, mobilya vb. harcamaları (ekonomi jargonundaki ismiyle "dayanıklı tüketim harcamaları"), 2018’in son üç ayında yüzde 12 küçülmüştü. O döneme kıyasla şimdi zıplamış gibi görünüyor…

Tüketimin diğer cephelerinde de benzeri bir manzara söz konusu. Hizmetlere yapılan harcamalar da son 3 ayda yüzde 21.1 büyümüş. Devlet de tüketim harcamalarını yüzde 2.7 artırarak vatandaşa destek vermiş…

Tüketimin artması hem iyi hem kötü. Tüketim artınca sadece büyüme değil ithalat da artıyor. Vatandaş kriz dönemlerinin hesaplı markası Fiat Tofaş’a hemen burun kırıp Volkswagen’in kapısını çalıyor... Bu arada tüketim artınca yerli sanayicinin ithalatı artıyor. Çünkü sanayi büyük oranda ithalata bağımlı. Çin’den rulman gelecek ki, Bursa’daki fabrika üretim yapabilsin… O nedenle tüketimin arttığı dönemlerde ithalat da artıyor. Nitekim ithalat 2019’un son 3 ayında bir önceki çeyreğe göre yüzde 12.5 artmış. Peki bu dönemde ihracattaki artış oranı neymiş? Sadece yüzde 1.1. Hazırlanın, Türkiye’nin kabusu cari açık geri dönüyor...

2020’de ne olur? Koronavirüs salgını ve İdlib çatışmaları öncesinde birçok ekonomist Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 4-5 oranında büyüyeceğini öngörüyordu. Şahsen ben onlar kadar iyimser değildim. T24’te okurları gaza gelmemeleri konusunda uyarmıştım. Karamsarlığım, enflasyon ve cari açıktaki büyümeden ve ondan daha önemlisi "şoför"e güvenmememden kaynaklanıyordu. İktidarın İdlib’de veya başka bir cephede rasyonel yoldan çıkıp arabayı duvara çarpma olasılığının yüksek olduğunu düşünüyordum. Türkiye’de büyümüş olmanın organik sinizmi diyelim buna... Türkiye’yi Londra veya New York’tan değerlerdirmeye çalışan analistlerin hatası bunu, "şoför" faktörünü hesaba katmamaları.

Koronavirüs salgınını ise kimse hesap edemedi. Salgın kaçınılmaz biçimde dünya ekonomisini yavaşlatacak. Tahminleri ciddiye alınan araştırma kuruluşu Capital Economics, büyümenin iyimser senaryoda bile yüzde 2’ye düşmesini bekliyor. Dünya yavaşlarken Türkiye de yavaşlayacaktır. Hele Koronavirüs’ün üzerine İdlib’de bir sıcak savaş olasılığı eklenince…

TÜİK’in açıkladığı verilere aldanmayın, 2020 boyunca kemerlerinizi bağlı tutun.

TIKLAYIN - Türkiye ekonomisi 2019'da yüzde 0,9 büyüdü

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

İşsizlik Fonu’yla ilgili bilmek istemeyeceğiniz 5 şey

Merkez Bankası dün aldığı kararla, piyasa yapıcı bankalara, İşsizlik Sigortası Fonu'ndan satın aldıkları devlet iç borçlanma senetlerini kendisine satma olanağı tanıdı. Belli ki Fon’daki paranın bir kısmı Koronavirüs salgınına karşı kullanılacak. Ama ne kadarı ve kimin çıkarına?

Ekonomiye de bilim kurulu, hemen şimdi

Türkiye’nin şu anda iktisatçıların, ama ufku geniş, kalibresi yüksek, dünya çapında kabul görmüş iktisatçıların vereceği akla, olağandışı önlemlerle ilgili "heterodoks" (olağandışı) politika seçeneklerini gündeme almaya ihtiyacı var

DİSK de TÜSİAD da ekonomistler de aynı şeyi söylüyor: Bu paket yetersiz, radikal önlem lazım

Kısacası radikal adımlara ihtiyaç olduğu konusunda herkes hemfikir. Peki ne?