28 Temmuz 2021

Bazı 3-0’lar çok güzel

A Milli Kadın Voleybol Takımı’mız Tokyo Olimpiyatlarına müthiş başladı. Ama milletçe altın madalya almış kadar sevinmemizin nedeni sportif başarıdan çok daha fazlasıydı.

“Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.”

Mustafa Kemal Atatürk

A Milli Kadın Voleybol Takımı’mız Tokyo Olimpiyatları’na, son Olimpiyat Şampiyonu Çin’i 3-0 yenerek müthiş başladı. Voleybol fanatiği değilim ama ben bile Çin Kadın Milli Voleybol Takımı’nın ne denli güçlü olduğunu biliyorum. Grubumuzdaki diğer takımlar İtalya, Amerika, Arjantin ve Rusya.

 Rusya’nın (SSCB yılları dâhil) toplam dört Olimpiyat Şampiyonluğu, Çin’in ise toplamda üç Olimpiyat Şampiyonluğu var. Amerika’nın 2019-2020-2021’de arka arkaya üç Milletler Ligi Şampiyonluğu, World Grand Prix şampiyonlukları var. İtalya 2021 olimpiyatlarının favorilerinden ve Arjantin de zorlu bir rakip.

 Anlayamazsınız

Turnuvaya çok iyi başlasak da, pazar günkü maçtan sonra milletçe altın madalya kazanmışız kadar sevinmemiz pek normal değil. En azından dışarıdan bakan bir yabancı bu sevincin nedenini anlayamaz. Ah bir bilseler kızlarımızın baştan sona oynadıkları üstün oyunun, set vermeden aldıkları galibiyetin bizler için anlamı sportif başarıdan katbekat fazlası. Bazı 3-0’lar gerçekten çok güzel! Nedenleri eminim T24 okurlarının malumu ama şöyle bir özet geçelim be! Bir geçelim de sindirilmeye, bastırılmaya çalışılan Türk kadınının gücünü dünyaya tekrar tekrar gösterelim.


A Milli Kadın Voleybol Takımı'nın kaptanı Eda Erdem Dündar

 Kadınların özgürleşmesi istenmiyor

 İstanbul Sözleşmesi’nden 1 Temmuz 2021’de çıktık. Avukatlara göre bu hala geçerli bir karar değil. TBMM’nin yürürlüğe soktuğu bir sözleşmeden, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile çıkılamaz. Hukukta her şey bağlandığı gibi çözülür.

 Kadınlara ilişkin her türlü ayrımcılığı engelleme konusunda devletlere sorumluluk yükleyen, kadına yönelik şiddeti engellemek adına önlemler alan ve çözüm yolları öneren uluslararası sözleşmeden çıkma kararı bile kadın cinayetlerinin katlanarak artmasına yetti.

Sadece Haziran 2021’de 18 kadın cinayeti işlendi, 20 kadın şüpheli bir şekilde ölü bulundu. 18 kadından 4’ü boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak isterken, 2’si ekonomik nedenler bahane edilerek öldürüldü.

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının bir önemli nedeni siyasi iktidarın kadınların özgürleşmesini istememeleri. Bu konuyla ilgili daha önce röportaj yaptığım Avukat Tuba Torun şöyle demişti; Aşırı sağ popülist, giderek otoriterleşen rejimlerde görülen hegemonik yapıyı erkekler üzerinden devam ettirmek istiyorlar. Nitelikli genç nüfusun artmasına yönelik bir dertleri yok, nicelik artsın yeter. Bu aynı zamanda onların yeni oy tabanı olacak. Peki nasıl olacak? Kadınlar evlenecek ve evli kalacak, boşanmayacak, kamusal yaşamdan ve iş hayatından soyutlanacak, daha çok çocuk doğuracak. Üç çocuk, beş çocuk söylemleri de bunu destekliyor.


Tuba Torun

Torun’a göre siyasi iktidarın boşanmayla ilgili de oldum olası dertleri var çünkü kendi idealleri doğrultusunda eğitebilecekleri nesillere ihtiyaçları var. Torun diyor ki; 2015 yılında kurdukları Boşanma Komisyonu bir rapor verdi. Bu raporda hayata geçiremedikleri bazı tespitler vardı. Mesela müftülük yasası, süt izni yasası vardı; geçirdiler. İstismar affı yani istismar faili ile istismara uğrayan çocuğun evlendirilmesi halinde cezanın affedileceği ya da erteleneceği yönündeki lanet öneri var ya, o da vardı. Kadının beyanı esastır ilkesinin aleyhine tespitler içeren metin vardı, nafakanın sınırlandırılması vardı, aile arabuluculuğu yani boşanma davalarında tarafları aynı masaya oturtan öneri de vardı. Bütün bunlar İstanbul Sözleşmesi'nin yasakladığı öneriler, yani İstanbul Sözleşmesi tüm bu planlara engel.Önümüzdeki günlerde ilk fırsatta nafaka kısıtı ve aile arabuluculuğunu getirecekler.

 Kadınlara saygısızlık ülke sınırlarını aştı

Geçtiğimiz Nisan ayında başka bir şey daha oldu. Ankara'da Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'le yapılan görüşmede, Ursula von der Leyen ayakta bırakılmış, Cumhurbaşkanı’nın karşısına Michel oturtulmuştu. Leyen ne diyeceğini bilemeyip, “Ehmm” gibi garip bir ses çıkartarak duruma tepki göstermişti. Yani artık kadına saygısızlığın boyutu Türkiye sınırlarını da aşmıştı.

Bu ülkede her alanda kadınlara yapılan haksızlıkları, kadınları insan yerine koymayan davranış ve yasaları sıralamaya kalksak, burada yerimiz yetmez. Ama siz anladınız beni. Fazla söze hacet yok.

 Anadolu’nun kız çocukları voleybolla tanışıyor

 Öte yandan bir adam çıkıyor, İtalya’dan Türkiye’ye Vakıfbank Voleybol Takımı’nın koçu olarak geliyor. Vakıfbank’ı aynı sezonda Türkiye Ligi, Türkiye Kupası ve Şampiyonlar Ligi şampiyonu yaparak adını Türk voleybol tarihine yazdırıyor. 2017’de ise A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın başına geçiyor. Giovanni Guidetti nam-ı diğer Kupa Avcısı Koç Gio’dan bahsediyorum.

2018’de başlattığı Yarının Sultanları projesi ile eşi milli voleybolcu Bahar Toksoy ile birlikte UNDP’nin Toplumsal Cinsiyet Eşitliği sözcüsü ilan edilen Koç Gio ile Tokyo Olimpiyatları öncesinde Oksijen Gazetesi için bir röportaj yapmıştım. Sahip olduğu her şeyi, ailesini ve kariyerini bu ülkeye borçlu olduğunu ve bu ülkenin kendisine verdiklerini geri ödemek adına Yarının Sultanları projesini başlattığını söyleyen Guidetti sözlerine şöyle devam etmişti; Türkiye İstanbul, Ankara veya İzmir’den oluşmuyor. Bu ülkenin kız çocuklarına hayatlarında bir defa bile olsa voleybol oynama şansı vermek istedim. Kısa sürede Bitlis, Elazığ gibi kız çocukları için dezavantajlı bölgelerde 1000’den fazla çocuğa ulaştık. Yetenek taramasından ziyade kız çocuklarımıza voleybol oynamanın mutluluğunu yaşatmak ve spor sayesinde kendilerine bir gelecek kurabileceklerini göstermek istedik.Guidetti, aynı zamanda geleceğin kadın voleybolcularını çalıştıracak, beden eğitimi öğretmenlerine de koçluk eğitimi veriyor.

 Olimpiyatlar’a gitmek bu ülke için çok değerli

Koç Gio, A Milli Kadın Voleybol Takımı’mızın Olimpiyatlar hedefi ile ilgili soruma da şu cevabı vermişti: Son üç yıldır, dezavantajlı bölgelerdeki kız çocukları ile ilgili yaptığım çalışmalar, Olimpiyatlar’a gitmemizin bu ülke için ne kadar değerli olduğunu daha iyi anlamama neden oldu. Grubumuz gerçekten çok iyi takımlardan oluşuyor. Kağıt üzerinde madalya kazanma şansı daha yüksek takımlar var. Ama onlar bile son topa kadar sahada elimizden geleni yapacağımızı biliyorlar. Kız çocuklarına vermemiz gereken mesaj da bu olmalı;Hayatta her zaman koşullar lehinize olmasa da var gücünüzle mücadeleye devam etmelisiniz.

Ah bu son cümle! İşte bu! İşte bu yüzden bazı 3-0’lar çok güzel. Birileri kadınları mutfak-bebek odası- yatak odası üçgenine tıkmaya, hatta mezara sokmaya çalıştıkça bizler var gücümüzle mücadeleye devam edeceğiz. 

Türk kadının gücünü dünyaya gösterdiğiniz için milyonlarca kez teşekkürler Sevgili Koç Gio, Filenin Sultanları ve sizlere daha yaraşır bir ad daha vermek gerekirse Ata’mızın Kızları... Daha nice başarılara!

 

 

 

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Sıradan insanların dünyayı değiştirme öyküsü: Greenpeace 50 yaşında

Bu hafta 50 yıl öncenin Vancouver’ındayız, öğrenci, gazeteci, ekolojistlerden oluşan 12 kişi ile birlikte, eski bir balıkçı teknesine atlayıp Alaska'da gerçekleşecek nükleer bomba testini durdurmak için yola çıkıyoruz. Greenpeace’in ilk yolculuğuna...

Hepimiz hareketin torunlarıyız

O sıradan bir kukla değil. Misyonu mültecilerle ilgili ön yargıları kırmak, korkuyla değil kutlamayla karşılanmalarını sağlamak ve başı dik, onurla yürümek.

Duyguları yemek olarak pişirmek

Man, kapalı toplumlardan gelenlerin, savaşta büyüyenlerin bile ilk başlarda zorlansalar da, çaba harcayarak geldikleri ülkeye nasıl adapte olabileceklerine dair ilham veren, kadın dayanışmasıyla güç veren ve sıcacık tarifleriyle kalp ısıtan bir roman.