31 Aralık 2010

Yeni Yıl Yazısı

Bu gün yeni bir yılın eşiğindeyiz. Bu geceyarısı sevinç çığlıkları eşliğinde yeni yıl selamlanacak...

Bu gün yeni bir yılın eşiğindeyiz. Bu geceyarısı sevinç çığlıkları eşliğinde yeni yıl selamlanacak.
Kimsenin aklına "Ama bu saçmalık" demek gelmeyecek. Kimse tutup bilgiç bilgiç, ”Dünya adlı gezegenin güneşin çevresinde milyonlarca yıl önce başlamış, milyonlarca yıl daha sürecek dönüşünde ne bir duraklama oldu, ne bir kesinti. Bu yaşlı gezegen, o sonsuz elipsi çizmeye devam etti. Yeni yıl; bir yılın bitip ötekinin başlaması insanoğlunun kafasında yarattığı bir “saçma-gerçek’ten ibaret" demeyecek...
Yılın son günü ayetler eşliğinde şişme Noel Baba’yı şişleyip; bu gavur adetinin müslümanları günaha sokacağını ilan eden adamcağızlar, yukarıdaki cümlenin “kimse” bölümünde yer almıyorlar. Ben onlardan başka kimselerden söz ediyor, onlardan başka kimselere sesleniyorum. Evet kimse öyle demeyecek ve tabii şişme Noel Baba'yı da şişlemeyecek. 
Şu berbat dünyada yeni bir yıl başladağına,  bu "saçma-gerçek"e gereksinimiz var.
Bir yeni başlangıç bu. Yaşamda yeni bir sayfa açma, yılların yüküyle yıpranmış umutları tazeleme umudu.
"Umutları tazeleme umudu"nu kimbilir kaç yılbaşında, kimbilir kaç kez yeşerttik. Çoğu kez nafile olduğunu yaşayarak kaç kez öğrendik. Ama gene de umutları yeşertme umudumuzu diri tuttuk.
Çünkü insanız.

*   *   * 

Yeni yıl umutlar yeşertsin.
Yeni yıl mutluluklar getirsin. Evet: Mutlu.  "Kutlu" değil. Kutsal olana değil, akla, insanın yaratıcı, zorlukların üstesinden gelici aklına ve yalnız ona gereksinimimiz var.
Bu gece yarısı anneciğine küçücük bir armağan sunan, gözlerinin içi gülen oğulcuğa, kıza...
Bu  gece yarısı bunca yıllık evliliğinin eskimeyen aşkı karısına-kocasına sokulup yanağına bir yeni yıl öpücüğü konduran kadına ve erkeğe...
Bu  gece yarısı yarine, sevdiğine, aşkına sımsıkı ve hilesiz sarılıp, tam da geceyarısı doyasıya öpüşen delikanlı ve genç kıza...
Yorgun saat gece yarısını çalıp, ışıklar gözkırptığında kızına ve oğluna, torunlarına ve insanlığa mutluluklar dileyen nineye ve dedeye...
Bu  gece yarısı...
Bu gece yarısı bir hastane kapısında ya da bir hapishane önünde ısırgan ayaza aldırmaksızın içerde yatan oğulcuğundan ve kızından bir "ölmedi, yaşıyor" haberciği için bekleşen annelere ve babalara...
Dün soğuk hücrelerinde tek battaniyenin altına üç kişi girip, üstlerine bir plastik örtü daha çekip soğuktan titrerken gecenin yarısına gelindiğini, yeni bir yıla girildiği fark bile etmeyen delikanlılara ve genç kızlara...
Sizler bu yazıları, bu haberleri okuyun; televizyonunuzun başına oturup dünyada ne olup bittiğini olabildiğince doğru ve iyi ve çabuk öğrenin diye gece ve gündüz kamerası sırtında, mikrofonu elinde, kalemi cebinde, bilgisayarı omuzunda koşuşturan, çabalayan, çalışan medyanın gencecik habercilerine, emekçilerine...
Yeni yıl mutluluklar getirsin, umutlar kanatlandırsın...
Yukarıdaki paragraflarda sayıp döktüklerim bu umutları, bu esenliği, bu mutluluğu hak ettiler.
Unuttuklarım varsa siz ekleyin. Unutmadığım, bilerek isteyerek, hınzırca bir tad alarak bu paragraflara katmadıklarımı eklemeye ise sakın kalkışmayın.
Hak edenlere, sadece onlara mutlu yıllar dilerim...

Yazarın Diğer Yazıları

HDP’nin 25 yıllık sorusu ve sorunu: Türkiyelileşmek…

HDP enerjisinin hemen tümünü salt Kürt sorununda yoğunlaştıracaksa, Kürt siyasal hareketinin talepleriyle sınırlı bir zeminde yürütecekse, "Türkiyelileşme" terimi iyi niyetli ama nafile bir çabanın dile getirilmesi olur

Birkaç "tane" şehit varmış

İnsanlar ve öteki canlılar "tane" ile ölçülmez. Hele ölüme yollanmış gencecik insanlardan "üç beş tane armut, beş altı tane kestane" der gibi söz edilmez

Kıbrıs Türktür, Türk kalacaktır…

Kıbrıs sorunu şu anda yeryüzünün en eski sorunu. Artık ondan "Kıbrıs düğümü" diye değil, "Kıbrıs kördüğümü" diye söz ediliyor