20 Ocak 2020

Tek bir fotoğraf, ödlekleri fena panikletti…

Onlar beş kadın değil, Canan Kaftancıoğlu, Selvi Kılıçdaroğlu, Dilek İmamoğlu’da CHP’yi; Pervin Buldan ve Başak Demirtaş’ta HDP’yi görüyorlar

Sanırım "hangi fotoğraf" diye sormadınız. Ama sorsaydınız da haklı olurdunuz. Selahattin Demirtaş’ın Devran kitabından Jülide Kural ve arkadaşları bir "okuma tiyatrosu" ürettiler. İstanbul’da Kenter Tiyatrosu'nda sahnelediler. Okuma tiyatrosu geleneği pek zayıf (hatta yok) olan Türkiye’de bu ilginç sanatsal gösteri büyük ilgi gördü. Salon tıklım tıklımdı. Onur konuklarına ayrılan ön sırada yan yana oturmuş, gösteriyi izleyen beş kadın vardı: Başak Demirtaş, Canan Kaftancıoğlu, Pervin Buldan, Selvi Kılıçdaroğlu, Dilek İmamoğlu

Bu kadarını biliyorsunuz.

Ardından AKP medyasında ve AKP çevrelerinde küçük çaplı bir kıyamet koptu. Kadınlar hain, bir araya gelmeleri de bir sivil darbe habercisi olarak algılandı. Adı ünü duyulmuş siyaset esnafı, AKP’ye yazılmış kendilerini gazeteci sanan kalem erbabı açtılar ağızlarını, yumdular gözlerini.

"E tamam Aydın Engin, bunu da biliyoruz, Bildiklerimizi bize niye anlatıyorsun" dediniz galiba.

Haklısınız da…

Ama kabul edin ki AKP medyasının hem görsel (TV) hem yazılı (gazeteler) kanallarında önceki gün ve dün yazılanları, söylenenleri baştan sona elden ve gözden geçirmediniz.

Ben ise -mesleğin kara kaderi işte- AKP medyasının hemen hepsini satır satır okumak, TV’lerine hiç olmazsa göz atmak zorundaydım.

Öyle de yaptım. Önce gülerek, hatta bazan katıla katıla gülerek izledim; ardından "Bu kadar zırvayı izlemek zorunda mıyım" sorusu eşliğinde izledim; sonunda yazıları "hızlı okuma tekniği" ile yani ayrıntıları atlayarak, TV’leri de zap zıp yöntemi izledim.

İnanmayacaksınız, o tiyatro gösterisinin üstünden on gün geçti, AKP medyasının yiğitleri hâlâ gösteri sırasında çekilen fotoğrafla uğraşıyorlar, akıllara zarar çıkarımlar yapıyorlar, sövüp saymanın sınırında, nefretin ve öfkenin göbeğinde debelendikçe debeleniyorlar.

Besbelli. Yazdıklarında, ekranda söylediklerinde fena halde ödleri kopmuş besbelli. Korkuları seslerine, sözcüklerine vuruyor. Korkuları saklanamayacak kadar ayan beyan. Reislerinden medyadaki tetikçilerine kadar…

Evet, tek bir fotoğraf karesi, ödlekleri fena halde panikletti

* * *

O fotoğrafta bizler tiyatro seyreden beş kadın görüyoruz ve görüp geçiyoruz.

Ama onlar beş kadın değil, Canan Kaftancıoğlu, Selvi Kılıçdaroğlu, Dilek İmamoğlu’da CHP’yi; Pervin Buldan ve Başak Demirtaş’ta HDP’yi görüyorlar.

Adeta CHP ile HDP yan yana gelmiş, neredeyse elele tutuşmuş, tiyatro seyretmiyor, koalisyon görüşmeleri yapıyorlar.

Ve bu olasılık ödlekleri fena halde panikletiyor.

Oysa ortada -en azından henüz- fol yok, yumurta yok.

Ama ya olursa, ya bir seçim işbirliğinde CHP, HDP, SP buluşurlarsa. Ya Davutoğlu’nun Gelecek Partisi, Babacan’ın partisi "Parlamenter sisteme dönüş, kuvvetler ayrılığının yeniden işlev kazanması ve demokrasi" temelinde, sadece ve sadece bu üç koşulla sınırlı bir mutabakat çerçevesinde seçim işbirliğine giderlerse…

* * *

Valla, Reislerinden dümen neferlerine kadar siyasal İslam'ın bütün kadro ve elebaşıları paniklemekte, korkmakta haklılar…

Ama…

"Korkunun ecele faydası yok" diye de bir atalar sözü var.

Yazarın Diğer Yazıları

Bir denizyıldızı: Ayşe Özdoğan

Onlar herhangi bir deniz yıldızı değil, bu ülkenin yüz akları, bu ülkenin “demokrasi ve özgürlük yıldızları” oldular…

BioNTech ve internet sapıklarım

Eğer bir basılı ya da elektronik gazetede çalışıyor, yazı yazıyorsanız “internet sapıkları”ndan kurtuluşunuz olmaz.

HDP konuştu, sıra sizde…

Çağdaş Anayasa anlayışı “Yurttaşın devlete karşı görev ve ödevlerini değil, devletin yurttaşa karşı görev ve ödevleri”ni tanımlayan hukuk metinleridir. Muhalelefet partilerinin tümünde az ya da çok devlet tapıncı egemenken, siyasal reflekslerini belirlemekteyken çağdaş Anayasa ilkelerinde buluşabilecekler mi?