20 Eylül 2021

Seçim anketleri uyuşturuyor

Bütün muhalefetin ve büyük bir seçmen kitlesinin “Ah bir seçim olsa. Hem de gecikmeden; erkenden bir seçim olsa… Bakın nasıl gümbür gümbür iniyor saraydaki zat ve partisi” gibi düşünüp, yüreğini serinletip, rehavete kapılıp, kendini şimdiden siyasal tembelliğe terk ettiğini görmemek mümkün mü? Üstelik sorun salt “seçmen –sandık” ikilisinden ibaret değil.

Üst not: Yadırgamayın. “Dip not” oluyorsa, “üst not” da olur. Olmuyorsa ben icat ettim; işte oldu.

Birkaç gün yazmayınca epey, hem de “çok epey” okur fırçası yedim. Belli ki bir açıklama borçluyum. Tıp ulemasından öğrendim. Daha önce Corona geçiren, ki ben geçirdim, birinci  Biontech aşısından çok, ikincisinden ise pek çok etkileniyormuş. Ben de öyle oldum. Aşının (her aşının) ardından ne olursa, titreme, üşüme, yangı, aşırı halsizlik, sürekli uyku hali, eklemlerde ağrı, ben hepsini birden ve hepsini biraz uzun süreli yaşadım. Yazamayışım ondandı. Ama artık Nisan’da Covid-19’u yendiğim gibi şimdi de Biontech’i yendim; çakı gibiyim.

“Üst not” bitti. Şimdi Tırmık’a buyrun.

*   *   *

 Marmara Adası'nda bir kahve sohbetiydi. Ben sadece kulak misafiri oldum. Anlaşılan biri CHP’liydi; öteki de AKP’ye oy vermiş.

- Oğlum bittiniz siz. Bak hani şey diyorlar ya… Kamuoyu şeysi….

- Anketi…

- Hah!.. Onların hepsinde siz tepe taklaksızınız. Reisiniz de, partiniz de…

- Evet. Ama bizim Reis son anda bir şeyler yapar sizi yine tepeler oğlum.

- Var mısın bahse ?

- Varım lan…

Sohbet uzadı ama bize bu kadarı yeter. Anlaşılan CHP’lisi de, AKP’lisi de seçmen eğilimlerini araştıran, “Bu gün seçim olsa” ya da “Partilerin son oy dağılımı” ya da “AKP eriyor, muhalefet büyüyor” başlıklarıyla bizlere sunulan anketleri izliyorlar, önemsiyorlar ve varılan sonuçları veri kabul ediyorlar.

Aktardığım diyaloglar küçücük Marmara Adası’nda iki kişilik bir kahvehane sohbetinden ibaret değil. Çevrenize bakın. Gazeteleri, muhalif kanallardaki tartışma(?) programlarını izleyin.

İlk seçimde AKP’nin iktidarı yitireceği adeta genel kabul görmüş gibi. Hatta bu “genel kabul” AKP kanadından da karşılığını bulmuş gibi. AKP medyasında yazıp çizenlerin satır aralarına o gözle bakarsanız bana hak verirsiniz.

Peki bu “genel kabul” ne kadar doğru? Gerçeği ne ölçüde yansıtıyor?

Bu sorunun cevabını vermek kolay değil. Pahalılık ve işsizliğin kavurduğu ülkede AKP Reisi’nin sade suya tirit şişinmeleri artık küçümseyici bir gülücük eşliğinde dinlenir oldu.

Ama cevap bekleyen ve kestirmesi epey güç iki soru var:

Bir: Meclis açıldığında AKP ile koltuk değneği MHP’nin uzlaştıkları Yeni Seçim Kanunu görüşülecek. Orada ne gibi hinlikler, ne gibi bezirgân siyasete özgü ince hesaplar var bilmiyoruz. Göreceğiz

İki: İstanbul belediye seçimlerinin ikinci turunda çapsız bir siyasetçinin “Hiçbir şey olmamış ise, biz diyoruz ki kesinlikle bir şeyler oldu” yavesi bir zihniyeti açığa vuruyor. AKP ve destekçisi cemaatler, tarikatlar, hesap vermeden çıkar sağlamanın, vurgunun, soygunun tadını almış gruplar ve çeteler seçim sonucunu kolayca kabullenip “Millet bize muhalefet görevi verdi” pişkinliği ile bir kenara çekilecek değiller.

Seçim öncesinde ve seçimlere kadar geçecek sürü boyunca başta ana muhalefet olmak üzere, ama kesinlikle ana muhalefet ya da muhalefet partileriyle sınırlamadan, “Oy ve Ötesi” gibi sivil oluşmaları da kapsayacak çapta şimdiden örgütlenmek gerek. Her sandığın başında bir temsilci bulundurmak, sandık başlarında döndürülecek dolapları anında görüp el koyacak, sandık sonuçlarını titizce saptayıp tutanak altına alacak bir örgütlenme

Sakın ola ki “Bu doğal değil mi? Tabii öyle olacak” demeyin. Son cumhurbaşkanlığı seçiminde, genel seçimde, belediye seçimlerinde yaşananları hatırlayın. Çöken veri tabanları, açık hileleri YSK önüne taşımaktaki yeteneksizlik, sandıktan ilçe, ardından il, ardından YSK duraklarının her aşamasında siyaset bezirganlarına göz açtırmayacak uyanıklıkta ve etkinlikte gözlediğimiz tembellik, savsaklamacılık unutulur mu?

Bütün muhalefetin ve büyük bir seçmen kitlesinin “Ah bir seçim olsa. Hem de gecikmeden; erkenden bir seçim olsa… Bakın nasıl gümbür gümbür iniyor saraydaki zat ve partisi” gibi düşünüp, yüreğini serinletip, rehavete kapılıp, kendini şimdiden siyasal tembelliğe terk ettiğini görmemek mümkün mü?

Üstelik sorun salt “seçmen –sandık” ikilisinden ibaret değil. Ama bugünlük burada nokta koyalım. Yarın, olmazsa öbür gün devam ederiz.

 

Yazarın Diğer Yazıları

“Söz uçar” derlerdi, artık uçmuyor, kalıyor

Reis’in sözü uçtu ve ebediyen kalacağı bir alana kondu. İstense de geri alınmaz, “Yanlış anlaşıldı, maksadını aştı” filan gibi yalama olmuş gerekçelere sığınılarak geçiştirilemez..

Bir hayat, üç dönem, bin anı, bin tanıklık…

Bir kitap okudum. Çocukluktan bugüne, 80'i aşmış bir hayat öyküsünü… Yazmadığım bir kitapta kendimi okudum.

Yine Osman Kavala üstüne, yine işe yaramaz bir yazı

Kavala tutukluymuş, henüz mahkeme hüküm kesmemiş, hakkında AYM'nin, AİHM'in kararları varmış…. Geçiniz. Tek başına hüküm kesen bir yargıç var artık. İnandım, bizde yargı sahiden bağımsız. Hukuktan bağımsız…