28 Aralık 2011

Şahinler, Az Şahinler ve Yumurtasız Omlet

Siyasal literatürde “şahin” savaşı, zorbalığı simgeler; “güvercin” de barışı, barışçıl çözümleri...


Siyasal literatürde “şahin” savaşı, zorbalığı simgeler; “güvercin” de barışı, barışçıl çözümleri...
Bu mesleğe girdim gireli duyarım: 
- MİT’in şahin kanadı... Yargıdaki şahin kanat... Hükümetin şahin kanadı...
Her duyduğum da sormak gelir içimden: 
- Peki ötekiler güvercin kanat mı oluyor? 
Her defasında cevabı kendi kendime veririm:
- Saçmalama... Ötekiler olsa olsa “az şahin” kanattır...
*    *    * 
Bugünlerde hükümetin ve yeminli destekçilerinin “şahin” kanadı ile “az şahin” kanatları çaktırmamaya çalışarak sürtüşüyorlar. Sanki  Kürt sorununun çözümü üstüne  aralarında uçurumlar varmışcasına... Başbakan da konu üstüne az konuşarak “yüce hakem” rolünde...
Şahinler pervasız. Tayyip Erdoğan’ın “Bakın ben istersem bunu bile bakan yaparım; aha da yaptım” dercesine İçişlerinin başına getirdiği zat ha bire konuşuyor. Hem milletvekili, hem Başbakanın başdanışmanı, hem Yeni Şafak’ın (Yasin Doğan takma adlı) yazarı olan Yalçın Akdoğan hem konuşuyor, hem yazıyor. (Birincisi sadece konuşuyor; o yazmıyor. Belki de bilmiyordur. Neyse...)
Söyledikleri pek yalın: PKK’nın da, ona yakın duranların da, PKK’yı lanetlemeyenlerin de,  dağda da, ovada da, kentte de, medyada da, sanatta da, sokakta da, evde de, siyasette de, Meclis’te de köklerini kazıyacağız. Ama silahla, ama hapisle hepsini sileceğiz. Sonra da geri kalan Kürtlere gönlümüzden ne koparsa vereceğiz...
Az şahin olanlar bu şahinlerden az farklı. Onlar tutukluluk sürelerini kısaltacak hukuksal formüller arıyor; Başbakan Yardımcısı Arınç’ın dilinden -kimi dostlarımızın hakettiğinden fazla önem verdikleri- anadilde eğitim, etnik kimlik vurgusuz, anayasal yurttaşlık vurgulu yeni bir Anayasa ve açılım paketinden söz ediyorlar; yüze göze bulaştırılmış “Kürt açılımı”nın mimarı ve mühendisi, eski İçişleri Bakanı  Beşir Atalay, Terörle Mücadele Kanunu'nun hukuk rezaletlerine kapıları ardına kadar açan maddelerinin düzeltileceğini müjdeliyor.
Ama her iki kanadında dilinde ortak bir “fiil” var: Vermek!.. 

Anayasa mı? Evet, AKP’nin yeni Anayasa anlayışında Kürtlere bazı haklar verilecek...

Terörle Mücadele Kanunu mu?   Evet, AKP, özellikle Kürtleri aşırı ölçüde vuran, onlara ovada siyaset kapılarını kapatan maddeleri düzeltecek...
Açılım mı ? Evet, ikinci açılım paketi yolda; yeni yılda açıklanacak ve AKP Kürtlere bazı demokratik haklar verecek...
Ama vermeden önce... 
Evet, vermeden önce KCK tutuklamaları yayılarak, saçmalık sınırında gezinme pahasına sürdürülecek... 
Bir çatışma ortamı olmadığını herkes görürken askeri operasyonlar alabildiğine hızlanarak ve teknolojik destek sayesinde etkisini artırarak sürecek... 
Bir zamanlar Kandil ile İmralı arasında resmi bir devlet kurumunun postacılık yaptığı gerçeği belleklerde taze iken İmralı’ya mutlak bir “yalıtım önlemi” uygulanacak...
BDP’yi kapatma hazırlıkları –bütün inkârlara- rağmen gitgide hızlanacak...
Hükümetin en yetkili ağızlarınca Kürt siyasal hareketi, Kürt sivil hareketleri ile PKK ve KCK aynı torbaya konacak; ikisinin bir ve aynı örgütlü yapı olduğu özellikle vurgulanacak... 
Ve birbiriyle çelişen bu iki tutum çelişik değil Kürt sorununda hükümet katında üretilmiş yeni, kapsamlı ve bütünsel bir strateji olarak tanımlanacak.
*    *    *
Kanımca bu cafcaflı laflar ve iddialar sonuç olarak Kürt siyasal hareketinin yer almadığı, yer alacak halinin bırakılmadığı bir siyasal ortam hedefidir. Kürt sorununu, Kürt siyasal ve sivil örgütlerini dışarıda bırakarak çözme hesabıdır... 
Daha kestirme bir deyişle yumurtasız omlet yapma planıdır...
İyi güzel de siz hiç yemek niyetine yumurtasız omlet denen bir bulamaç önüne sürülünce çala kaşık yemeye başlayan aymaz gördünüz mü?

Yazarın Diğer Yazıları

Kıbrıs Türktür, Türk kalacaktır…

Kıbrıs sorunu şu anda yeryüzünün en eski sorunu. Artık ondan "Kıbrıs düğümü" diye değil, "Kıbrıs kördüğümü" diye söz ediliyor

Pazar mavrası

"Mavra yapacağım" diye yazıya başladım, ortaya okuduğunuz yazı çıktı...

Savcı meydanı boş sanmış, oysa boş değil

Gezi davası savcısını duruşmalar boyunca sanıkların, avukatların söyledikleri, kanıtlar, tanıklar filan hiç etkilememiş. Osman Kavala, Yiğit Aksakoğlu ve Mücalla Yapıcı hakkında ömür boyu ağırlaştırılmış hapis, öteki sanıklar için de 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası istiyor