19 Kasım 2020

Ne biât, ne itâat, ne râm…

Sizce böyle cümleler kuran, böyle düşünen bir kafa salt "başyazar" Mustafa Albayrak'tan mı ibaret? Böyle düşünen tek kişi mi o?

Kestirmeden "ülkücü mafya babası" derlerse MHP'nin bugünkü "Başbuğ"u kızar; kızarsa aşırı yetkilerle donanmış ortağına şikayet eder; ortağı da yetkilerini kullanıp kim bilir neler yapar korkusuyla "Organize suç örgütü lideri" gibi cafcaflı bir nitelemeyle anılan Alaattin Çakıcı'nın, ülkenin ana muhalefet partisi liderini bakla kazığına oturtmakla tehdit etmesi gündemin baş köşesine oturdu.

Bakla kazığı terimini ben ilk kez duydum. Anlaşılan bu bir "mafya jargonu". Hani "Kafa koparmak", "etek giydirmek" gibi terimlerden biri…

Zaten bakla kazığı demeseydi de söyledikleri yenilir yutulur cümleler değildi. "Gafil… Bahçeli'nin koç yumurtası bile olamazsın (Terbiyeli adam. T.şak dememek için koç yumurtası diyor)… Ulan dürzü…" gibi sıfatlar bu ülkenin ana muhalefet partisine söylendi.

Bu kepazelik üstüne bir değil birkaç Tırmık yazılır. Ama yazmayacağım. Zaten yazanlar var (Mesela yan odada Oya Baydar bilgisayarına yumulmuş, klavyeyi dövüyor.)

Yani ben yazmasam da olur.

Benim asıl merak ettiğim, Çakıcı'nın bunları neye güvenip söylediği, bir de açık ve ağır hakaret içeren bu sözler, böylesi suçları soruşturmakla görevli savcıları "re'sen" harekete geçirebilecek mi? Yoksa "Henüz hukuk reformu yapılmadı. Biz yine kulağımızın üstüne yatıp Saray'ın sinyalini bekleyelim" mi diyecekler?

Keza AKP Reisi ve cumhurun başkanı bu mektuplarla ilgili olarak suskunluğunu sürdürecek mi? Bu defa 27 değil 37 saat bile çoktan geçti de….

Neyse (merakla) bekleyelim ve görelim…

* * *

Devlet Bahçeli'nin sevgili ülküdaşı, mafya babası Alaattin Çakıcı'nın çelebi siyasetçi Kemal Kılıçdaroğlu'na art arda yazdığı mektuplar gündemin tepesine öylesine oturdu ki bence çok daha önemli bir gerçeği su yüzüne çıkaran bir "TV hezeyanı" gölgede kaldı.

Hatırlayacaksınız, T24'de ayrıntısı ve videosu ile yayınlamıştı. Var olduğunu bu olay yüzünden öğrendiğim TV100 adlı bir kanalda, kimin hangi akla hizmet konuk olarak çağırdığı bir tartışma programında Mustafa Albayrak adında biri meslektaşım, arkadaşım Barış Yarkadaş'a ayar vermeye kalktı.

Adeta böğürerek "Tayyip Erdoğan'a itâat edeceksiniz. Râm olacaksınız. Türkiye'yi Tayyip Erdoğan yönetecek, itâat edeceksiniz. Onun idaresi altında yaşayacaksınız."

Barış Yarkadaş adamın ağzının payını verdi. Ama sorun o adamın ağzının payını vermek değil.

Mustafa Albayrak kendi yazdığı biyografisinde kendini "Teknik Elektrik Postası" adlı bedava dağıtılan bir derginin "başyazar"ı ve "araştırmacı yazar" olarak tanıtıyor. Bir de muzakerat adlı bir internet sitesi kurmuş, oranın da başyazarı imiş.

Tuhaf bir adem. 17/25 Aralık sonrasında ama darbe girişimi öncesinde Gülen Cemaatı'nı dost mu, düşman mı sayması gerektiğini henüz kaptıramadığı için olsa gerek taa Pennsilyvania'lara gitmiş; trafik tabelasının önünde poz vermiş sosyal medyada bu marifetini paylaşmış ve fotoğrafın altına da "Nerede bu Paralel Yapı? Ben de üye olacağım" yazmış.

Ama şimdilerde Hocaefendi'sinden vazgeçmiş, AKP Reisi'nin safına geçmiş.

Yani bu adamcağızdan söz etmeye gerek yok.

Ama söyledikleri, art arda böğürdüğü cümleler anlamlı ve önemli. Tekrarlayacağım:

"Tayyip Erdoğan'a itâat edeceksiniz. Biât edeceksiniz. Râm olacaksınız. Türkiye'yi Tayyip Erdoğan yönetecek, itaat edeceksiniz. Onun idaresi altında yaşayacaksınız."

Sizce böyle cümleler kuran, böyle düşünen bir kafa salt "başyazar" Mustafa Albayrak'tan mı ibaret?

Böyle düşünen tek kişi mi o?

Yoksa bu topraklar üstünde bunlardan binlerce (belki milyonlarca) mı var?

Ram olmak, "Boyun eğmek, itâat etmek" demek. Biât ise "Bir hükümdârın, büyük bir kimsenin hâkimiyetini, hüküm ve yetki sâhibi olduğunu tasdik edip ona tâbi olmayı kabul etmek" demek. Tâbi de "Birinin emri altında bulunan, onun hâkimiyeti altında olan, ona bağlı olan" demek.

Eğer biri bana "Sence yurttaş ne demektir?" diye sorsa uzun uzun anlatmak yerine şu cümleyle yetinirdim:

Yurttaş, kim olursa olsun kimseye itâat yükümlüğünde olmayan; kim olursa olsun kimseye biât etmeyen; kim olursa olsun kimseye tâbi olmayan demektir.

Mustafa Albayrakgiller yurttaş değildir.

Demokrasi ve özürlük ve demokrasi mücadelesinin hedefi salt Reis ve onun bir avuç tayfası değil, asıl Mustafa Albayrakgillerde ete kemiğe bürünen biât zihniyetidir.

Yazarın Diğer Yazıları

Mavra değil kitap, hem de üç kitap

Sözünü edeceğim üç kitap hafta içinde siyaset burgacında kaybolmasın istedim

19 Ocak 2007. Gece. Sebat Apartmanı önü

Gece bastırdı. Kalabalık iyice azaldı, azaldı, ben dahil altı genç kaldık. Çiçekleri düzenliyor, mumları yakıyor, tek tük gelen olursa yanıt veriyoruz. Önceden tanışmıyoruz. Gizli bir iş bölümü. Geceden koruyoruz Hrant'ı. Altı gençten sadece iki Ermeni tanıyor birbirini. Ben dahil iki Türk ve iki de Kürt var

Bir tabu kırandı, 15 yıl önce bugün en büyük tabuyu kırdı

Onu uğurlamak için AGOS'un önünden taa Şişli Camii'ne kadar koca bir caddeyi dolduranların bir ağızdan, inançla, öfkeyle ve derin bir acıyla "Hepimiz Ermeniyiz" diye haykırmasını ondan başka kim sağlayabilirdi?