06 Temmuz 2011

İyi Polis - Kötü Polis

Acemiler için bilgi notu: Polis sorgusundaki en eski ama yine de...


Acemiler için bilgi notu: Polis sorgusundaki en eski ama yine de en etkili numaralardan biridir. Kötü polisler işkence yapar, döver, küfreder, aç bırakır, uykusuz bırakır. Sen yine de direnirsin. Ama direncinin sınırlarındasındır. İçeriye “iyi polis” girer. Gözü bağlı yattığın işkencehanede yumuşacık bir sesle kulağına fısıldar:
- Bu hayvan herifler seni sakat bırakacaklar. Bunlarda insanlık kalmamış. Ben de durduramam onları. Ama sen de zorluyorsun. İstediklerinden bir kaç isim ver, söylediklerinden bir kısmını kabul et de kurktul be kardeşim. Bitsin bu işkence. Yoksa buradan ölünü çıkaracak bu insafsız herifler...
Bu numarayı yutan çok olur. Bir kaç isim verir. Bir iki küçük olayı kabullenir... İyi polis odadan çıkar, dışarıda bekleyenlere sırıtır:
- Çözüldü inek. Girin içeri,  sağın sağabildiğiniz kadar. 
Sonra da çıkar gider. 
Sahiden de inek gibi sağarlar, bütün isimleri alırlar; bütün randevuları öğrenirler, bütün istediklerini kabul ettirirler; bütün sorduklarına cevap alırlar...
*    *    *
Birebir örtüşmese de Tayyip Erdoğan ile Cemil Çiçek bu oyunu oynuyorlar. Tayyip Erdoğan kötü polis. Uzlaşma bilmiyor. Bağırıp çağırıyor. Karşısındakini çözüme değil düğümü kördüğüme çevirmeye yönlendirmek ister gibi. “Tükürdüklerini yalayacaklar” diye posta koyuyor; “Gelmezseniz gelmeyin, girmezseniz girmeyin” diye naralanıyor. “Hık deyici”lerinden AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, CHP’li milletvekillerinin 15 Temmuz’a kadar yemin etmemeleri halinde vekilliği kaybedebileceklerini söylüyor ve ekliyor, “15 Temmuz’dan sonra iş işten geçer...”

Bu ne kadar sürecek kestiremem. Ama yeterli doygunluğa eriştikten sonra “İyi polis” Cemil Çiçek devreye girecek. Meclis Başkanının “partiler üstü” olduğu safsatasını öne sürüp kolları sıvayacak ve Ergenekon ve KCK tutuklularının hapisten çıkıp Meclise girebilmelerinin önünü açacak formülü CHP’nin ve BDP’nin önüne koyacak.  Hatta ya da belki BDP’lilere “35 kişi ile gelin, yemin edin, Meclis çalışmaya başlasın. Sonra Hatip Dicle’yi de Meclise getirecek anayasal (ya da yasal) düzenlemeyi birlikte yaparız” diyecek.
*    *    *
Yaptığım falcılık değil. Ama bir bilgiye de dayanmıyor. Kendimce, aklımın erdiğince bir “çıkarsama” yapıyorum. Dediklerim çıkmazsa “Şiştin işte” diye dalga geçmeye kalkmayın. Dediğim gibi bu bir çıkarsama. Ama epey ipucu birikmiş, hani neredeyse üstüne iddiaya bile girişebileceğim bir çıkarsama...
Sonra ne mi olacak?
Hiiiç!.. 
Devlet” adamı Cemil Çieçek düğümü çözen adam olarak kimilerince alkışlanacak, kimilerince yerilecek.
Tayyip Erdoğan ise kürsüye çıkıp, vekillerine, medyasına ve kemik seçmenine kostaklanacak: 
- Ben size demedim mi? Tükürdüklerini yalayacaklar demedim mi ? İşte yaladılar...
Dediklerim aynen çıkarsa kimi meslektaşlar Tayyip Erdoğan’ı övecek. Onun ne kadar kurnaz, ne kadar usta bir siyasetçi olduğunun, rakiplerini nasıl oyuna getirdiğinin altını çizecekler. AKP’nin, 550 vekilden 170’i eksik bir Meclisle aslında bir kaç ay direnebileceği ve sonunda bal gibi pes etmek zorunda kalacağı ise bu gürültüde unutulup gidecek...
Bunun adına da siyaset denecek. Yani politika. Yani bir ülkeyi yönetme sanatı...
Ne sanat ama...

Yazarın Diğer Yazıları

CHP'den ve HDP'den alışılmadık iki ses geldi

Kim ne demiş olursa olsun, bu sözler "Tırmık"ın satırları arasında kalmamalı. Kanımca hem CHP'nin hem HDP'nin biz yurttaşlara bir "resmi açıklama" borcu var

Seçim anketleri uyuşturuyor

Bütün muhalefetin ve büyük bir seçmen kitlesinin “Ah bir seçim olsa. Hem de gecikmeden; erkenden bir seçim olsa… Bakın nasıl gümbür gümbür iniyor saraydaki zat ve partisi” gibi düşünüp, yüreğini serinletip, rehavete kapılıp, kendini şimdiden siyasal tembelliğe terk ettiğini görmemek mümkün mü? Üstelik sorun salt “seçmen –sandık” ikilisinden ibaret değil.

Bir denizyıldızı: Ayşe Özdoğan

Onlar herhangi bir deniz yıldızı değil, bu ülkenin yüz akları, bu ülkenin “demokrasi ve özgürlük yıldızları” oldular…