10 Ocak 2011

Heykele Tükürür Bunlar

Büyük fikir, siyaset ve nihayet sanat adamı Recep Tayyip Erdoğan Kars’ta heykeltıraş...

Büyük fikir, siyaset ve nihayet sanat adamı Recep Tayyip Erdoğan Kars’ta heykeltıraş Mehmet Aksoy’un  tamamlamaya çalıştığı “İnsanlık anıtı” adlı heykelin yıkılmasını buyurdu. 
Üstelik acelesi var:  "Harakani'nin türbesinin yanına bir ucube koymuşlar, garip bir şey dikmişler. Oradaki tüm vakıf eserlerinin, o sanatkârane eserlerin olduğu yerde böyle bir şey olması düşünülemez. Konuyla ilgili olarak belediye başkanımız görevini süratle yerine getirecektir. Bunu süratle bekliyoruz. İnşallah ilk gelişimizde bunu da göreceğiz.''
Konuya yine döneriz, ama önce bir sorunumu halletmem lazım. Şu anda elimde Jose Saramago’nun “Körlük” adlı romanını okuyorum. Onu bitirince de Dostoyevsky’nin Karamazof Kardeşleri’ni yeniden okumayı düşünüyorum. Kitabı şimdiden baş ucuma koydum. 
Ancaaaak... 
Körlük’ü okumayı şu andan itibaren kesmiş bulunuyorum. Karamazof Kardeşler de “büyük fikir, siyaset ve nihayet sanat adamı Recep Tayyip Erdoğan”dan talep ettiğim fetva gelene kadar bekleyecek. Bu kitapların edebi değerleri hakkında ben kendi başıma karar vermeye artık cesaret edemiyorum. Belki de birer edebi “ucube”dirler. Buna kendim nasıl karar veririm?
Bence de bu Mehmet Aksoy’un Kars’ta yapmakta olduğu “ucube” bitmeden yıkılmalıdır. Kendimi bunu söylemeye yetkili hisediyorum. Çünkü Mehmet Aksoy’u iyi tanırım. Bir kere eski, çok eski bir (yol) arkadaşımdır. Dahası onunla altı aya yayılan bir zaman diliminde ha bire buluşup, toplam 43 saat konuştum. Ortaya bir kitap çıktı: Heykel Oburu. İş Bankası Kültür Yayınlarınca basıldı. Kim hangi akla hizmet edip kitabı beğendiyse, böylesi kitaplarda rastlanmayan bir olay oldu; kitap ikinci baskısını yaptı. İnanmayacaksınız ama o ikinci baskı da bitmiş. Ama üçüncü asla olmayacak. Buna izin vermeyeceğim. “Büyük fikir, siyaset ve nihayet sanat adamı Recep Tayyip Erdoğan” gözümü açtı. Bir daha o ucubeyi ve daha bir çok ucubeyi yaratan Mehmet Aksoy’a alet olmamaya artık kararlıyım.
Mehmet Aksoy kesinlikle sanattan anlamayan, çatal dilli, berbat biridir.  
İşte size bir kanıt: Mehmet Aksoy, kitap için konuştuğumuz sırada şöyle bir cümleler kurdu. Kitaptan aynen aktarıyorum:
“...Bizde burjuva yok aslında. Bizde birkaç ailenin dışında burjuva kültürü olan bir sınıf yok. Bizim burjuva dediğimiz adamların hepsi sadece kapitalist. Yok, ‘kapitalist’ de uymadı. Şöyle diyelim: Hepsi ‘para sahibi’. O kadar. Bir yerlerden para kapmış. Bunların çoğu bir şekilde kapıyor hakikaten parayı. Çok köklü bir kültürel geçmişi yok hiçbirinin. Bir yerde klasik müzik çalıyor bunlar o müziğe el çırparak katılıyor, o müzikle göbek atıyor...”   
Görüyor musunuz? 
“Büyük fikir, siyaset ve sanat adamı Recep Tayyip Erdoğan”ın eline mikrofonu alıp, baygın sesi ve baygın bakışlarıyla “Beraber yürüdük biz bu yollarda” şarkısını söylediğini duymamış, tanık olmamış ki. Yahut tanık olduysa bile görmezlikten gelmeye kararlı. Bu büyük müzik eserini, onu baygın baygın söyleyen “büyük fikir, siyaset ve sanat adamı Recep Tayyip Erdoğan”ı küçümsemek için böyle konuşuyor...
Üstelik bu Mehmet Aksoy’un yediği ilk halt da değil...
Tuttu, Almanya’da bir “Meçhul Asker Kaçağı Anıtı” yaptı. Sanattan anlamayan bir sürü zıpçıktı o heykeli çok beğendi. Tuttular Almanya’nın o zamanki başkenti Bonn’da, bir zamanlar Adolf  Hitler Meydanı olan koca alana o heykeli dikmeye kalkıştılar. Bereket  “büyük fikir, siyaset ve nihayet sanat adamı Recep Tayyip Erdoğan”ın partisi AKP’nin Almanya’daki kardeş partisi CDU’nun tepesindeki “büyük fikir, siyaset ve sanat adamı” siyasetçiler kolları sıvadılar ve heykelin Bonn’a, Hitler Meydanına dikilmesini son anda önlediler. O “Meçhul Asker Kaçağı” adlı ucube şimdi Potsdam kentinin ana meydanında ve o gelenekli kente yolu düşen, hatta sırf o heykel için yolunu düşüren binlerce aymaz, sanat zevki gelişmemiş ilkel yaratık tarafından hayranlıkla izleniyor.

*    *    *

Pekiiii  acaba “büyük fikir, siyaset ve sanat adamı Recep Tayyip Erdoğan” niye böyle yaptı? Onun gibi büyük bir bilgenin öyle ağzına geldiği gibi konuştuğunu düşünemeyiz. Mutlaka bir bildiği vardır.
Peki nedir o bildiği, nedir hesabı?
Yerim bitti. Sorunun cevabı yarına kalsın...

Yazarın Diğer Yazıları

Alışırsam cigerim kurusun

Ekran karşısına geçip "Bugün ne yazsam… Onlarca yakıcı konu arasından hangisini seçsem" diye düşünürken kendimi yakaladım

Mavra: İsveçli büyükanneler çocuklarına ne pişirir?

Sakın “Yav gazeteci, memleket bu haldeyken, bir yandan AKP – MHP elebaşıları, bir yandan Korona virüsü tepemize çökmüşken mavra mı yapılır” filan diye itiraz etmeyin.

Bu ne güç, bu ne biat!..

Dik duran, mesleğimizin ak adına leke sürmeyen, biat etmeyenler olarak bir avuçuz. Olsun. Avuç açmayan bizlere kalan "onur"dur...