22 Haziran 2012

Hem Sol Hem Yeşil - Hem Yeşil Hem Sol

Yakından izleyenler biliyor, epey bir süredir Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) ile Yeşiller Partisi arasında ortak toplantılar...

Bu Tırmık, geçen hafta sonundan beri yazılmayı bekliyor. Ama Urfa Cezaevi’ndeki yangın, ardından Kürt sorununda “Bir şeyler mi oluyor” dedirtecek Leyla Zana ve Karayılan söyleşileri, ardından son Dağlıca baskını art arda geldi. Gündem dediğimiz ve ha bire değişen olaylar zinciri sabırla bekleyen o Tırmık’ı bugüne kadar erteletti.

Yanlış oldu.

Ama haftanın bu son yazısında dünya yıkılsa ertelemem.

Buyrun.

*    *    *

Yakından izleyenler biliyor, epey bir süredir Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) ile Yeşiller Partisi arasında ortak toplantılar, forumlar, söyleşiler, etkinlikler düzenlenerek dirsek teması düzeyinde başlayan ilişkiler sarmaşmaya, kucaklaşmaya evrildi.

Bu, solda iki partinin birleşmesi midir?

Öyle olsaydı, bu yazı ertelenmezdi, çünkü yazılmazdı. Çünkü yazmaya değer bulunmazdı.

Türkiye sosyalist hareketinde olup bitenleri yakından, hatta çok yakından izlemeye başladığımdan bu yana 50 yıl geçti.  Yarım yüzyıldır “solda birlik” hedefli nice girişime tanık, bazılarına yakın, bazılarına çok yakın tanık oldum. Hemen hepsi soldaki siyasi parti ya da hareketlerin tepelerindeki şeflerin kotardığı girişimlerdi. Niyetler iyiydi ama sonuçlar iyi olmadı.  Birlik’in bileşenleri kendi grupsal ya da partisel kimliklerini ve iç disiplinlerini korudular. Kimi doğmadan öldü; kimi sakat doğdu, kimi de ömürsüz oldu...

Sonuncu deneme ÖDP idi. Hepimizi, hatta solda konumlandığını bilmediğimiz, duymadığımız kişileri bile umutlandıran, heyecanlandıran ÖDP. Ancak  bir  süre sonra görüldü ki kurulan katılanların içinde eriyeceği bir yeni parti değil, bir gruplar, hareketler, partiler koalisyonuymuş. Üstelik “sol”u birbirlerinden epey farklı kavrayan ve tanımlayanların koalisyonu. Sonuçta kimi gruplar, hareketler koptu ve ÖDP tek bir siyasal çizginin siyasal partisine dönüştü.

Tabii bir de EDP’nin kendisi var. Onun kuruluş serüveni de herkes için derslerle dolu umutlu ama sancılı bir süreçti. O sancılı süreçte kendilerini sosyal demokrat, alevi, sosyalist gibi kimliklerle tanımlayanların buluşması için çaba harcandı ve -ayrıntısı bu yazının konusu değil- olmadı. Sosyal demokratlar kendi yollarına gittiler, Aleviler kendi yollarına...

Şimdi de yine iki partinin birleşmesine mi tanık oluyoruz?

Galiba hayır!..

Son  cümledeki “galiba”, 50 yıllık, çoğu kötü deneylerin dürtüsü ile yoğurdu üfleme refleksinden yazıldı.

Ancak umutlanmak, heyecanlanmak için sağlam nedenler var.

Önce iyi kötü izlediğim (aslında iyi izlediğim) kadarıyla şefler düzeyinde görüşmelerle sınırlanmış bir birleşme süreci söz konusu değil. Dahası bir oldu bittiye, “Bana bir parti lazım o da bu gece lazım” aceleciğine kapılınmadığını gösteren sabırlı bir süreç yaşanıyor. Epeydir başlamış ve yaz boyu yürüyecek bir süreç. Kendini EDP ve Yeşiller partisinin üyeleri ile sınırlamayan bir süreç...

*    *    *

Bu yazı ola ki geçen hafta sonunda yapılan ortak açıklama gözünden kaçmış T24 okurlarının dikkatini çekmek üzere yazıldı.

‘Meraklısı daha ayrıntılı bilgi için şu linki tıklayıversin…

Oysa 2012 yılına gelinmişken “yeni ve sol” bir parti ne olmalı, ne olabilir gibi ilginç ve yakıcı bir soru var.

Batı Avrupa deneyiminde daha yirmi yıl öncesine kadar birbirinin dostu değil siyasal rakibi gibi algılanan çevreci (Yeşil) partilerle Marksist partilerin bugün geldikleri nokta üstüne söylenmesi gerekenler var?

Serbest piyasa tanrısının sevgili çocuğu AKP’ye itirazlarını dini temellerden çok adalet, hak, eşitlik gibi temeller üstünde yükseltmeye yönelmiş ve seslerini artık iyiden iyiye yükselten inançlı kesimler ile “Hem yeşil hem sol” bir siyasal hareketin buluşabileceği alanlar ve düzlemler üstüne söylenmesi gerekenler var...

Yani önümüzdeki günlerde bu konuda yazılacak daha çooook Tırmık var. Bugünkü tadımlık olsun ve burada bitsin...

ETİKETLER

aydın engin

Yazarın Diğer Yazıları

Demokrasi sandık bile değilmiş…

16 Kasım 2019 itibariyle, yani o günden bu yazının yazıldığı saatlere kadar yenileri eklenmediyse tam 24 il, ilçe ve beldenin belediyeleri kayyımlandı

Olağanüstü "Olağan İşler" kitabı…

Kitabın başında kazık kaktım. Okudukça sinirlerim allak bullak oldu; sinirler allak bullak oldukça daha soluksuz okumak farz oldu…

Yakalayın Ahmet'i ve betona gömün…

"Reisimize destek vermeyen, karşısına geçen o adam mapuslarda çürüsün" diye naralar atıp yazılar, haberler döktüren AKP medyasının istediği oldu, muratlarına erdiler…