29 Mayıs 2014

Hem kapitalist, hem Yahudi, hem…

Taşeronlaştırma kötü çağrışımlar yaptığından Latinceden tırtıklama bir terim yerleştirildi: Rödovans…

Dünkü Tırmık’a bir okur katkısı geldi. Okuru çoğunuz tanıyacaksınız: İshak Alaton.

Yıllar önce Köln’de bir açık oturumda yanyana oturmuşluğumuz, itişip kakışmadan, iki uygar insan gibi görüşlerimizi sergilemişliğimiz var. Haydi itiraf edeyim, salonu dolduranların çoğu benim taraftan solculardı ama açık oturumda benden çok İshak Alaton’u beğenip alkışladılar; İshak bey de keyifli keyifli benimle dalgasını geçti…

Bir T24 okuru olduğunu bilmiyordum.

Meğer okurumuzmuş. Dünkü “Soma…Peki sonra?” başlıklı yazı üstüne  yazmış. İznini almadım ama hoşgörüsünden eminim. Aynen aktarıyorum…

Sevgili Dostum,

T-24’te ‘’Soma… Peki sonra?’ diye soruyorsun…

Haykırıyorsun… Utanın diyorsun…

Uyanın reziller! diye çığlık atıyorsun…

Netice?

Hiiiç… Kimin umurunda?

Ben bu çaresizlik ve zavallılık hissini yıllar önce yaşadım,

Ağabey olarak sana naçizane tavsiyem…

Boşver… Vah ölenlere…

Kalanlar sağ olsun der, çıkarsın…

1992’de, Zonguldak’ta yuhalandıktan sonra, ‘inmeyin bu cehenneme!’ diye ikaz etmiştim.

Sadece yirmi gün sonra, grizu patladı.

263 insan  yeraltında  kaldı.

Bazı cenazelere beş yıl sonra ulaşıldı.

Değişim bizlere uzak bir haslet…

Devran ayni devran…

Derin nefes al… Bu millet uyanmak istemiyor. Anla artık…

Sevgilerimle,

İshak Alaton”

*    *    *

Alaton’un e-mektubu bu kadar…

Bir de anısı var. 1980’lerin başında Maden İşçileri Sendikası’nın ünlü başkanı Şemsi Denizer’in daveti ile Zonguldak’ta 2.000 maden işçisinin önünde konuşmuş. Önce uzun uzun yuhalanmış; sonra da uzun uzun alkışlanmış. Ayrıntısını aktarmak uzun sürer. Ama İshak Alaton’un yaptığı basit hesabı ve ona dayanarak ürettiği öneriyi 2.000 işçi önünde anlattığı o toplantıdan, yani Alaton’un  ağzından aktaracağım:

“…Halbuki hesap çok basit. Kabaca rakamları vereyim. TKİ, yani Zıonguldak Kömür İşletmeleri, sahibi devlet, yani Hazine, yani sen, ben…

Her sene devletin Zonguldak için harcadığı para 500 milyon dolar. Üretilen kömür ve toprak karışımı ürün ise zoraki değir devlet işletmelerine satılıyor ve gele geçen satış parası 50 milyon dolar.  Yani Zonguldak TKİ her sene 450 milyon dolar zarar ediyor.

Peki diyorum, işçinin eline ne kadar para geçiyor? Uzun beklentilerden sonra resmi cevap: 120 milyon dolar.

Hesap bu durumda çok çarpıcı ve basit.

İşçilere her ay sonu 1230 milyon doları dağıt. Madenleri kapat.

Ve 450 eksi 120 eşittir 330 milyon dolar. Bu parayla Zonguldak kalkınır. O günün saf ve cahil İshak Alaton’u bilmiyor ki bu 330 milyon doların büyük bir kısmı daha Ankara’dan yola çıkmadan politikacı ve bürokratların keselerine aktarılıyor…

Evet, büyük kapitalist üstelik Yahudi, belki de Israil ajanı (Bunlar hep söylendi, namlı gazetecilerce yazıldı) İshak Alaton’un kömür madenciliği için önerisi bu kadar.

Elbet kimse dinlemedi. Yıllar eskisi gibi akıp geçti. Yani grizu patladı, ocak çöktü, yeraltı cehenneminden kömür çıkaran işçiler öldü. Grizu patlamadığı, ocak çökmediği zamanlarda da iflas etmiş ciğerleri ile kömür işçileri 50 yaşını bile zor bulup öldü.

Sonra…

Sonra 12 Eylül darbesinin ardından iktidara uzanan Turgut Özal döneminde serbest piyasa tanrısı buyruk verdi: “Devletin zararını karşılamak yanlış ve verimsiz. Özelleştirin…

Kamu işletmeleri hızla, yok pahasına, yağma Hasan’ın böreği misali özelleştirildi. Medyanın namlı kalemleri güzellemeler döktürdüler: Özelleşti, güzelleşti…

Kömür madenleri içinse adı özelleştirme olmayan, dahası özelleştirmeden de beter bir formül bulundu: Taşeronlaştırma. Ancak taşeronlaştırma kötü çağrışımlar yaptığından Latinceden tırtıklama bir terim yerleştirildi: Rödovans

Yani mülk kamunun ama işletmesi özel sektörün.

Yaninin yanisi: Taşeronlaştırmanın kibarcası. Hani g.t yerine popo denince kibar oluyor ya, işte öyle.,..…

Dahası çıkarılan kömürün tümünün devletçe satın alınacağı garantisi de cabası…

TKİ’nin tonunu 120 dolara mal ettiği linyitin tonunu 23.8 dolara maletme başarısını Soma’da rödovans sahibi holding patronu Alp Gürkan pek kestirme açıklamıştı:

- Özel sektörün çalışma tarzıyla…

Nedir özel sektörün çalışma tarzı?

Kısaca:  Kâr, daha çok kâr, en çok kâr…

Başka?

Başkası yok. Bu kadar kısa, öz ve insansız

Yazarın Diğer Yazıları

"Gölgeli sevinç" başlıklı bir Tırmık yazacaktım

"Besbelli demokrasiyi, özgürlüklerimizi adaleti savunmanın ancak çok ağır çabalarla mümkün olacak. Bu bin kez daha ayan beyan oldu"

YSK aynasında yüksek yargı

Kuvvetler ayrılığı ilkesinin alabildiğine silikleştirildiği bir başkanlık sistemi, artık demokrasiden gitgide ve hızla uzaklaşan bir tek adam yönetimidir

2022 yılında bir gün...

YSK Başkanı uzayan oy sayımıyla ilgili itirazları yazılı bir açıklama ile cevapladı...