07 Ekim 2019

En az kayıp, en düşük maliyet, en hızlı sonuç

Sizce (Perinçekgiller ve AKP Reisi için değil, sizce) kaç mehmetçik Suriye topraklarında can verirse en düşük kayıp olur?

AKP Kızılcahamam'da kampa girdi. Kampın kapanış gününde AKP Reisi, tayfasına sözcüğün tam anlamıyla "gaz" verdi.

Biber gazı değil hamaset gazı.

Yerel seçimlerde Türkiye'nin en büyük ve hem kültürel, hem ekonomik hem de siyasal olarak en belirleyici kentlerinde partisinin yediği okkalı tokadı,  "Acıtmadı ki acıtmadı ki..." diye özetlenebilecek çocuksu gerekçelerle on, on beş yıllık seçimlere ilişkin yüzde hesapları sıralayarak  anlattı da anlattı. Buraya özetini bile aktarmak istemem. Okurken beni sıkıntı bastı. Sizin de canınızı sıkmayacağım. Ama ille de kendinize acımayacak ve okuyacaksanız tıklayın.

Ancak Reis'in kapanış konuşması bundan ibaret değildi. Takıntıya dönüşmüş, kişisel iktidar hesaplarının ve ideolojik düşlerinin odağına oturmuş ve bizlere "bir gece ansızın" yaşatacağı anlaşılan Suriye seferi  üstüne de uzun uzun konuştu.

O "uzun uzun" cümlelerden biri gözden kaçabilir. Kaçmasın. Aynen şöyle konuştu:

- Zaferle değil, seferle mükellefiz.

Ne demek bu ?

Sahiden "zafer değil sefer önemli" denmesinden ne anlaşılmalı ?

Meselâ "İçeride hem siyasette, hem ekonomide fena çuvalladık. Her geçen gün bizim iskelelerden çiviler düşüyor. Ancak dikkatleri dışarıya çevirtebilirsek, kahramanlık öyküleri ile tabanımızdaki milliyetçi ve fetih sevdalısı kesimleri oyalayabilir, belki de geri kazanabiliriz..." hesabı mı yapıyor?

Yoksa sahiden "Eski Osmanlı topraklarıdır, yani bizimdir. Geri alacağız" diyerek fetih seferlerine çıkmak hesabında mı? Sahiden böylesine bir ideolojik, böylesine cihatçı bir takıntı ve saplantı halinde midir?

Ben bilmiyorum. Belki siz biliyorsunuzdur ama ben bilmiyorum, bilemiyorum.

Meselâ konuşmasındaki şu cümlelerin anlamı ne olabilir:

"... Güvenli bölge olarak söylediğimiz, haritada çizip gösterdiğimiz yerler, 30-32 km. derinlik çalışmalar bizim bu bölgede durumumuz ne olduğunu göstermemiz bakımından önemli. Bize düşen her alanda hazırlık yapıp, yeni projeleri ve eserleri hayata geçirmektir. Biz işimize bakacağız. Türkiye için ne yapabiliriz ona bakacağız..."

Bu kırık dökük cümleler bal gibi Suriye topraklarının epey büyük bir kesimini "fethetmek"ten başka ne anlatıyor olabilir?

*   *   *

Sorduklarımın cevabı galiba AKP iktidarının resmi olmayan koalisyon ortaklarından, Vatan Partisi'nin "değişmez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez" lideri Doğu Perinçek'ten geldi.

Önce AKP Reisi'nin Suriye hesaplarına destek garantisi verdi. Aynen aktarıyorum:

- Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarından Fırat’ın doğusuna askerî harekâtın başlamak üzere olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz. Türk milleti ve Vatan Partisi olarak, her cephede üstün yetenekli komutanlarımızla ve Mehmetçiğimizle omuz omuzayız...

Ardından ekledi:

"Barış Pınarı Harekâtı'nın en az kayıpla, en düşük maliyetle, en hızlı sonuca ulaşması için..."

Bırrrr...

İçim üşüdü.

"En az kayıp", "En düşük maliyet" , "En hızlı sonuç" öyle mi ?

Sizce (Perinçekgiller ve AKP Reisi için değil, sizce) kaç mehmetçik Suriye topraklarında can verirse en düşük kayıp olur?

Sizce (Perinçekgiller ve AKP Reisi için değil, sizce) bir fetih savaşının en düşük maliyeti nasıl hesaplanır? Kaç dolar, ya da kaç TL?..

*   *   *

Midem bulanıyor...

Yazarın Diğer Yazıları

“Nurcan Baysal da, Sezgin Tanrıkulu da yalnız değildir” diyecektim…

Kimileri bizim Sezgin arkadaşımız gibi "Tanrıkulu" olur, kimileri de "devletin kulu"...

Suriye 440 x 30 kilometrekare küçüldü…

Suriye dünden beri 13.200 kilometrekare küçüldü. 13.844 kilometrekarelik Adana ili kadar yani…

Bir iyi, bir de kötü haber

Artık bir yazıda, meselâ "İkinci dünya harekâtı" yerine korkmadan "İkinci Dünya Savaşı" diyebileceğim