19 Nisan 2013

Dengesiz Denge: CHP

Evet yine CHP…Maalesef…Gülseren Onanç’ın yönetimden istifasına kadar giden süreç anlamlı, önemli ve sonuçları olacak. O yüzden yine CHP...

Evet yine CHP…

Maalesef…

Gülseren Onanç’ın yönetimden istifasına kadar giden süreç  anlamlı, önemli ve sonuçları olacak. O yüzden yine CHP.

İster “Yav bu CHP’den ne köy olur, ne kasaba, ne diye yazıyorsun ki” diyenlerden olun; ister “AKP’nin bunca berbat işleri varken yine CHP’yi diline dolayıp, tutup ille de onu tırmıklamak neden” diyenlerden…

Şu gergin, zemini kaygan, başarısız kalırsa ülkeyi kan göllerine döndürecek ortamda  her demokrasi gücünü cimrice (Bir daha: Cimrice), asla yok saymadan ve israf etmeden korumak, kollamak, desteklemek omuzdaşlık etmek gerektiğine inanıyorum.

O yüzden yine CHP…

Hayır CHP’den bir sosyal demokrat parti çıkarma çabası ve umuduyla klavyeye yumulanlardan değilim. CHP taa 1967’den beri sosyal demokrat bir parti olup olamayacağını kendi kendine test etti ve her defasında nafile çabalara tanık olduk.

Hayatı ve CHP’yi zorlamanın anlamı yok.

Ama CHP içinde  sahiden demokrat, sahiden özgürlükçü kişiler hatta gruplar olduğunu biliyoruz. Tıpkı CHP içinde darbeci, tepeden inmeci  “Halk için, halk adına, halka rağmen” gibi 1930’ların sloganlarına sarılmış, altı okun "milliyetçilik oku”nu sorgulamamış ya da alay eder gibi “Milliyetçiyiz ama öyle kaka milliyetçi değil cici milliyetçiyiz. Aslında bizimkine milliyetçilik denmez, yurtseverlik denir” gibi yaveleri ısıtıp ısıtıp önümüze süren kanatlar olduğunu bildiğimiz gibi…

Baykal’ın yerine gelen Kılıçdaroğlu son kurultayda bu iki kanadı veri ve zorunlu sayıp, bu iki kanadın önde gelenlerini yönetimin çeşitli iskemlelerine oturtarak kendince bir denge kurdu.

Denge nedir ? Hele siyasal partilerde denge ne olabilir?

Var olan durumu korumak, partiyi eritecek, güçten düşürecek  savrulmaları önlemek için çoğu kez parti içi dengeler gözetilir.

Güçlü bir liderlik, haydi PKK ağzıyla söyleyelim önderlik altında bu denge işe yarayabilir, partiyi eritmeden, cılızlaştırmadan bir  süre taşıyabilir.

Peki ama denge adı altında kurulan aslında bir kilitlenme ise ne olur?

Ne olacak CHP bugün ne ise o olur.

Denge dediğiniz partiyi korumaya değil günbegün eritmeye ve itibar kaybetmesine yol açıyorsa “Bu ne dengesiz denge imiş” demek haksızlık olmasa gerek.

*    *    *

Bir örnek, bir çok örnek arasından neredeyse rastgele seçtiğim bir örnek:

CHP Kürt sorunu üstüne, hele bugünlerdeki gibi çözümü yönünde -doğru ya da yanlış- ama hızlı adımların atıldığı Kürt sorununun çözümü üstüne ne öneriyor; partinin bu konuda  bugünkü politikasının temeli, omurgası ne ?

Mesleğim  bu konuyu (da) yakından izlemeyi gerektiriyor ve ben bu sorunun cevabını bilmiyorum.

Bugün ister ulusalcı (=milliyetçi) kanadın yiğitlerine sorun, ister demokratlığına kuşku duymayacağımız Gülseren Onanç, Sezgin Tanrıkulu gibi CHP’lilere sorun, söyleyecekleri şundan ibaret:

“CHP 1989 yılında hazırlayıp yayınladığı ‘Kürt sorunu raporu’ ile bu konuya parmak basan bir partidir. Konuya asla duyarsız değildir. Böyle söyleyenler haksızlık etmektedirler.”

Gel de dilinin ucuna geleni söylememek için yutkunma…

Beyler,  hanımlar, 1989’dan bu yana köprülerin altından 24 (Yazıyla: Yirmi dört) yıl geçti.  Bu yirmi dört yıl boyunca olup bitenleri  bir hatırlayın. Partinizin koalisyon ortaklığı yaptığı dönemleri filan bir düşünün.

1990’lı yıllar boyu, Şak-Tak paşaları, Hendek-Düzce Adapazarı üçgenini, boşaltılan köyleri, Jitem’i, Yeşil’i, Çatlıgilleri, korucubaşılık yapan aşiret reislerini,   itirafçı çetelerini, “Enseden tek kurşun”lu ölüm kentine dönüştürülmüş Batman'ı, Türkiye’ye teslim edilip yargılanan ve ömür boyu ağırlaştırılmış hapse mahkum edilen Öcalan’ı…

Daha sayayım mı ?

Siz  hâlâ “Annenizin Kürt raporu” ile bugünü kucaklayabileceğinizi, yönünüzü saptayabileceğinizi, sorulara ve sorunlara cevap verebileceğinizi mi sanıyorsunuz ?

*    *    *

Kılıçdaroğlu’nun denge tutkusunun son kurbanı Gülseren Onanç oldu. Genel Başkan "Açıklamalarınızla partiyi zor durumda bırakıyorsunuz" deyip   Onanç’ın istifasını istedi. O da istifa etti.

Daha önce de Onanç’ın CHP tabanının “sürec”e ilişkin tutumlarının oranınını veren açıklamaları üstüne  yine Genel Başkan “Sürecin ne olduğunu bilmiyoruz ki bu konuda partililerimizin bir tercihi olabilsin” buyurmuştu.

Ben olsam bunu söylemeden önce  birine, mesela CHP genel merkezinin çaycısına gider “Yav Kürt sorununa ilişkin bir süreç varmış. Başbakan bize bilgi vermiyor. Ne olduğunu sen biliyor musun” diye sorsaydı, Tayyip Erdoğan’ın ek açıklamasına, bilgi vermesine  gerek kalmadan hepsini öğrenirdi ve süreci etkilemek, yanlışlardan arındırmak, hızlandırmak, derinleştirmek için kolları sıvardı..

Ama o zaman da parti içi denge bozulurdu ve…

Ve belki o zaman koskoca CHP gün be gün erimekten de kurtulurdu…

 

Yazarın Diğer Yazıları

Bitirilmeyen bir Tırmık ve bir kişisel not

Hiç günü kurtarmak için yazmadım. Bundan sonra da yazmam

Reis boşa koysa dolmaz, doluya koysa almaz

Reis'in derdi büyük. Eğer "Seçim zamanında yapılacak" sözünü ve iddiasını yalayıp yutmayacaksa Anayasa'yı değiştirmek zorunda. Anayasayı değiştirmeye ise Meclis'teki AKP ve MHP milletvekillerinin sayısı yetmiyor. O zaman geriye tek seçenek kalıyor. Erken seçim

Bir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden

MHP Başbuğu partisinin Kızılcahamam kampının kapanışında konuştu. Valla kampa katılan MHP yiğitleri ne düşündüler bilemem. Zaten düşündükleri olumsuzsa dile getirmek MHP çatısı altında pek mümkün değildir. Parti disiplini değil, Başbuğ disiplini olsa gerek. Ama ben elbette her türüyle milliyetçiliğe, dolayısıyla MHP’ye de, onun Başbuğ’una da çok ama pek çok uzağım, öyleyse Başbuğ’un sözleri üstüne düşündüklerimi dile getirebilirim