01 Şubat 2012

CHP’de Kılıçlar Çekildi

Bir kaç gündür CHP’de kimilerine göre “tuhaf” şeyler oluyordu. Dünkü gazeteleri, yetmedi internet sitelerini...


Birkaç gündür CHP’de kimilerine göre “tuhaf” şeyler oluyordu. Dünkü gazeteleri, yetmedi internet sitelerini sabırla dolandım. Ne olur ne olmaz hesabıyla CHP’nin resmi internet sitesinde de bir süre iskele yaptım.
Ne olup bittiğini anladım...
...ve anlamadım.
*    *    *
Önce anladığımı anlatayım (yanlış anlamışsam siz düzeltin):
CHP’de kimilerinin muhalif kanat, kimilerinin “tutucu kanat” diye adlandırdığı, Baykal-Sav takımının kılıç artıkları yeterli imzayı toplamış ve bir “Tüzük Kurultayı” için yönetime başvurmuş. Yönetimin eli mahkum; çünkü tüzük çok açık. Bu tüzük kurultayı toplanacak. Kurultay isteyenler CHP tüzüğünün 9 maddesinin değişmesini istiyorlar. Değişiklik Kılıçdaroğlu ekibinin işbaşı yaptıktan sonra biçimlendirdiği CHP yönetim piramidini alt üst edebilecek. Anlaşılan Kılıçdaroğlu, Parti Meclisi’nin kompozisyonu değiştirilerek Baykal-Sav kanadınca kuşatılacak; eli kolu bağlanacak.
Eh, parti içi demokrasidir; görüşlerine katılalım katılmayalım (mümkünse katılmayalım)  Baykal-Sav kanadı, daha doğru bir deyişle “kanatları” Kılıçdaroğlu’ndan hoşnut değiller ve aralarında bir koalisyon oluşturmuşlar ve kolları sıvamışlar; yeterli imzayı da bulmuşlar. Genel Başkan kurultay çağrısı yapmak zorunda.
Yaptı da.
Ama bir değil iki Kurultay çağrısı birden yaptı. Birincisi muhaliflerinin 9 değişiklik istediği tüzük kurultayı; öteki genel başkanın olağanüstü kurultay çağırma yetkisine dayanarak ilan ettiği ve 80-90 tüzük maddesinde değişiklik yapılmak istenen tüzük kurultayı... Yani bir hafta arayla iki tüzük kurultayı. Birincisi - galiba - 3 Mart’ta toplanacak. Olağanüstü kurultay ise ötekini önceleyecek ve
26 Şubat’ta toplanacak(mış).
Buraya kadarında bildiklerinizi özetledim.
Gelelim ötesine...
*    *    *
İlk soru: CHP’de sorun bu mudur?
Görünüşe göre öyle. CHP’nin yönetimine talip olan kanatlar tüzük değişikliği istiyorlar.
Çağırdıkları kurultay(lar)ın gündemi bize bunu söylüyor.
Gel de Can Yücel’i anma.
Bir zamanlar için için kaynayan Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) kongresinde o davudi sesiyle kükremiş; onun ağzında “edepsiz olmayan” sözcüklerle delegelere seslenmişti:
- Efendiler, bize tüzük değil b.zük lazım b.üzük !..
Tayyip Erdoğan CHP’ye bağıra çağıra soruyor:
- Siz bu imam hatiplerden neden rahatsız oluyorsunuz? Meslek liselerinden neden rahatsız oluyorsunuz? Dindar bir nesil gelmesin! Herhalde bundan...
CHP saflarından cevap geliyor:
- İmam Hatip Okullarını, İlahiyat Fakültelerini, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kuran CHP’dir. Sen kim oluyorsun da iftira atıyorsun? İnsaf...
İşte CHP’nin sorunu burada yatıyor. Genel Başkan ya da bir başka CHP’li Başbakanın karşısına çıkıp “Sen laik devletin dindar nesiller yetiştirmesini mi öneriyorsun behey gafil” diyemiyor. Tersine Başbakanla aynı düzlemde yarışa çıkıyor. Bu yarışın galibi sizce kim olabilir? Aslı varken “çakma”sının peşinden giden olur mu ?
Eh bu durumda tüzükle uğraşmak ve tüzük değişikliğinden medet ummak da doğal elbette...
*    *    *
İkinci soru: CHP’nin sorunu bu mudur ?
CHP’de iki değil üç kanat var.
Bir: Popülist kanat. “Popülizm” nitelemesini burada halkçılık olarak değil “halk dalkavukluğu” olarak kullanıyorum. Hatırlayın, seçim propagandasında Deniz Baykal’ın önüne kara çarşaflı kadınlar getirmişler ve onlara CHP rozeti taktırmışlardı (Deniz Baykal da takmıştı). Böylece dindar kesimlerden oy alabileceklerini düşünmüşlerdi. Bir saniye durup “aslı varken bizim gibi çakmaların peşinden kim koşar, kim oy verir” diye düşünmemişler, düşünememişlerdi. Zaten popülizm de böylesine perişan bir siyasal çizgidir. Yani bu kanadın üstünde uzun uzun durmaya değmez. Yani geçelim...
İki : Gelenekçi kanat. Bu niteleme yerine “devlet tapıncı”na saplanıp kalmış kanat da diyebilirdim; “laiklik dinine” tapan kanat da. Onlar  “Demokrasi mi laiklik mi” gibi saçma bir soruyu ciddi ciddi tartışılabilirler, “Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmak”la öğünüp demokrasiyi, laiklik tehlikedeyse vazgeçilebilir bir “süs” olarak kavrarlar. Sözcüleri “Ordu da kâğıttan kaplanmış meğer” gibi bir cümleyi sıkılmadan kullanır ve açıkça ya da gizlice darbelere umut bağlarlar. Bir de kemalist ideolojiyi ve devlet kapitalizmini solculuk sanırlar. Hem de ciddi ciddi böyle sanırlar.
Oysa safkan milliyetçidirler... Ama milliyetçi teriminden hoşlanmazlar ve kendilerine “ulusalcı” diyerek farklı olduklarını iddia ederler. Oysa “ulusalcı” ile “milliyetçi” arasındaki fark “umut” ile “ümit” ya da “aydın” ile “münevver” arasındaki fark kadardır.
Üç: Sosyal demokratlar... İçinizden bazıları bu kanat için “Var mı sahiden CHP’de öyleleri” diye kestirmeden gidebilir.
Ama var.
Kimileri sosyal demokrasiyi sahiden sindirmiş, derinlemesine öğrenmiş ve içtenlikle bağlıdırlar. Kimileri bilgiden çok duygularıyla sosyal demokrattırlar. Emeğe duyarlıdırlar; sınıflar arasındaki derin gelir uçurumlarını olabildiğince azaltmak isterler. Ancak sosyal demokrasinin küresel bunalımından dolayı ortaya umut veren, kitleleri kucaklayabilecek bir program ve programatik hedefler koyamazlar.
Şimdi bunlara hem İsa’ya, hem Musa’ya, hem Muhammed’e göz kırpan sonuçta da ne İsa’ya, ne Musa’ya, ne Muhammed’e yaranması mümkün olmayan bir genel başkan ekleyin.
İşte size CHP !..
*    *    *
Üç kanat saydım. Bu üç kanat aynı siyasi partinin çatısı altında barınamaz. Barınıyor gibi görünüyorsa, bu görünüş aldatıcıdır. “Biz kitle partisiyiz, her görüşten üyemiz olabilir” cümlesi bir palavradır. Söyleyenlerin bile zor inandığı bir palavra.
CHP çatlayacak. Bu kaçınılmaz. Daha önce de çatladı. Turhan Feyzioğlu, Kemal Satır, Coşkun Kırca, Emin Paksüt gibi kıdemli CHP’liler “Ortanın solu”na yönelen CHP’ye itiraz ettiler, koptular ve kendi partilerini kurdular.
Şimdi de öyle olacak. Peki - neredeyse - 90 yaşındaki CHP’nin tapusu hangi kanatta kalacak?
İşte onu bilemem. Çok merak ettiğim de söylenemez...

Yazarın Diğer Yazıları

Opa, şerefveşan ne demek?

Benim küçücük torunuma da, dedesine ilkokulda öğretilen bir marşı öğretiyorlardı: Andımız…

Hak, Adalet, Demokrasi İstiyoruz: HADİ!..

Çoban ateşleri kıvılcımlanıyor sosyal medyada. Acep ardından alanlarda, sokaklarda, yollarda, dağlarda, ovalarda, kentlerde, kırlarda hak, adalet, demokrasi arayan yurttaş selleri akacak mı?..

AKP yargısı Ahmet Şık'ı çok "seviyor"…

Acaba Ahmet Şık’ın suçu bugün iyice su yüzüne çıkan gerçeği epey önceden söylemiş olması, yani erken öten horoz olması mı dersiniz?