01 Nisan 2011

Bizi savcı değil, “Öz” ilgilendirir

Önceki gün, ben nezle grip, salya sümük yatar ve Tırmık bile yazamayacak haldeyken...


Önceki gün, ben nezle grip, salya sümük yatar ve Tırmık bile yazamayacak haldeyken televizyon ekranlarında haber belirdi: Ergenekon savcılarından Zekeriya Öz, İstanbul Başsavcı Vekilliği’ne getirildi; yani  “yukarıya doğru şutlandı”...
Ardından ekranlarda, dün sabah da bütün gazetelerde tartışma başladı: Zekeriya Öz terfi ederek güçlendi mi, yoksa terfi ettirildi ama Ergenekon davası üstündeki yetkilerini de yitirdi mi?
Yorum sağanağı sürüyor. Farklı fikirler var. Kimileri ah vah etmekte, kimileri sevinçten ellerini ovuşturmakta...
“Tarihte kişinin rolü” üstüne çok söylenmiş çok yazılmıştır. Sahiden de kişiliğiyle tarihe damgasını vurmuş çok kişi var.
Ama ben Türkiye’nin yakın ya da güncel tarihinde çok ama çok önemli bir yeri olan Ergenekon davalarının tek kişiye bağlanmasına itiraz ediyorum ve itiraz etmemiz gerektiğine inanıyorum. Eğer bir dönem Türkiye’de darbeler yapmak isteyen, darbe ortamı yaratmak için cinayetler işleyen, ürkütücü planlar hazırlayan güçlerin ve o güçlerde belirleyici roller üstlenenlerin cezalandırılması ve fakat Ergenekon davaları bahane edilerek intikamcı hesaplarla davaya sokuşturulanların aklanması sadece ve sadece tek bir savcıya kaldıysa bu Türkiye’de demokrasinin derin, çok derin bir yara alması demektir.
Savcı Öz’ün “yukarı doğru şutlayan” kararın ardında ne gibi hesaplar olduğunu bilemem. Bilmek için de çabalamam. Savcı Öz hatalar da yapmış olsa işin özünde cesur bir savcı olarak ortaya çıktı. Eğer onu görevden alanlar böylece Ergenekon davalarını da sündürme, söndürme, bitirme hesapları yaptıysa buna açıkça ve olabildiğince güçlü karşı çıkmak bence yurttaşlık ödevimizdir. 
Hele “Baykal çizgisinden” kopma umutları saçarak işbaşına gelen Kılıçdaroğlu’nun anlaşılması güç bir tutumla yeniden Ergenekon avukatlığı’na soyunduğu göz önüne alınırsa Ergenekon davasına sahip çıkmak daha da önem ve ağırlık kazanıyor.

*    *    *

Bu yazı daha da uzatılabilir, daha da ayrıntılara inilebilirdi ama grip ve nezle beni hâlâ aşırı taciz ediyor. O yüzden bugünlük bu kadarla kalsın. Hoşgörün...

Yazarın Diğer Yazıları

"Bugün canım yazı yazmak istemiyor"

Çetin Altan ağabeyimden izin aldım ve 61 yıl önceki o unutulmaz yazısını ödünç aldım

Helâlleşme üstünden Kılıçdaroğlu’na saldırı sağanağı

Kılıçdaroğlu’nun “helâlleşmeden” ne anladığını, ne anlaşılması gerektiğini açıkladığı grup konuşması didikleniyor. Sözcüklerin, cümlelerin altında başka anlamlar aranıyor, bulunuyor; niyet okuma denen berbat alışkanlıklar dörtnala kalkıyor.