22 Ocak 2014

‘Ama bütün devletler kirli işler yapıyooooo!..’

Başlıktaki yılışık cümle karabasan gibi üstümüze çöktü. Gazete köşelerinde, TV ekranlarında, yetmedi şimdi kahve sohbetlerinde ha bire yineleniyor.

Başlıktaki yılışık cümle karabasan gibi üstümüze çöktü. Gazete köşelerinde, TV ekranlarında, yetmedi şimdi kahve sohbetlerinde ha bire yineleniyor.

Anlaşılmıştır sanıyorum. Suriye yönünde ilerlerken durdurulmak istenen, durdurulamayan, durdurulsa bile aranamayan TIR’lardan söz ediyorum.

Önce hepimizi salak yerine koymayı denediler.

“Ne biliyorsun içinde ne olduğunu… Söylüyoruz işte, insani yardım malzemesi var…”

Tutmadı. Somali’ye sahiden insani yardım malzemesi yollarken TIR’lar kapakları ardına kadar açılıp gazetecilere gösterilmişti; bu defa TIR’ın dışarıdan fotoğrafını çekmek bile habercilerin –kısa süreli de olsa– gözaltına alınmasına yol açıyor.

“Tamam, içinde ne varsa var. Ama onlar Suriye’deki Türkmenlere gidiyor…” buyurdular. Bu da tutmadı.  Daha kestirmeden gittiler, “MİT’in yasası var, yönetmeliği var. MİT’e ait araçlar durdurulamaz, aranamaz” buyurdular.

Önlerine MİT Kanunu kondu. Tartışılamayacak kadar açıktı. “MİT’in görevleri” başlıklı bölüm yedi maddede görevleri sayıyor. Hepsinde ortak nokta: “MİT istihbarat hizmeti” yapar. 

Ve noktayı şu paragraf koyuyor:

Milli İstihbarat Teşkilatına bu görevler dışında görev verilemez ve bu teşkilat Devletin güvenliği ile ilgili istihbarat hizmetlerinden başka hizmet istikametlerine yöneltilemez.

Ben bu cümleyi şöyle anlıyorum:

MİT bir başka ülkeye silah nakliyatı yapamaz, o ülkedeki bazı gruplara silah, savaş malzemesi desteği için görevli kılınamaz…

Bunu böyle anlayan tek ben değilim elbette. Çünkü zaten bu cümlenin başka türlü anlaşılması mümkün değil.

Ama kimilerinin (gazeteci, siyasetçi vb.) ağzından o yılışık cümle geliyor:

- Doğru. Kanun böyle diyor. Her ülkenin gizli servisine ilişkin kanunu böyle der. Ama bir çok devlet  başka ülkelere silah desteği, savaş malzemesi sevkiyatı yapıyooooooo!..

Doğru: Yapıyoooooo!..

Bunu yapan ülkelerdeki hükümetler hem kendi yasalarına, hem insanlığa karşı suç işliyoooooo!..

Amerika her yerde yapıyor. Hatırladığım Nikaragua’da da yapmıştı. Yakalanmış, işlediği suç kanıtlanmış ve Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından mahkûm edilmişti. (Tarafsız Bölge programında yanlışlıkla Venezulella’da dedim, bari burada düzelteyim. Nikaragua’da Kontra denen karşı devrimci çetelere silah, eğitmen, mermi, havan topu ve mermisi takviyesi yapmıştı).

İngiltere, Fransa, Almanya, Çin, Rusya… Say sayabildiğince. Hepsi bu suçu işliyor ve defalarca işliyor.

Pekiii, Türkiye de Suriye’de, hem de en uğursuz terör çetelerine silah, mühimmat desteği sağlıyor; bunu da – tıpkı öteki devletler gibi–  gizli servisi MİT aracılığıyla yapıyorsa, bu yapılanı suç olmaktan çıkarır mı?

Her ülkenin kanunlarında adam öldürmek, hırsızlık yapmak, uyuşturucu ticareti yapmak yasaktır ve her ülkede cinayetler işleniyor, hırsızlık yapılıyor, uyuşturucu satılıyor…

E peki Türkiye’de bir katil “Ama başka ülkelerde de insanlar cinayet işliyooooo” diye kendini savunabilir mi?

Hırsızlar, uyuşturucu tacirleri “Ama başkaları da yapıyoooo” mazeretiyle yakayı kurtarmaya, suçtan arınmaya kalkışabilirler mi?

MİT’i “Bunlar da şu işi gizlice yapamıyorlar bilader. Yakalanıyorlar, dünyaya rezil oluyoruz” diye eleştirenlerden (Eleştiri?) biri bana döndü ve sırıtarak konuştu:

- Engin abi sen de çok naifsin beeee!.. Mühim olan yakalanmamak. Yoksa bütün devletler yapıyooooo!..

Naif malum “çocuksu” demek, ama “Hileye hurdaya aklı ermeyen, saf, salak” anlamında da kullanan oluyor.

Naif olmayı ve naif kalmayı tercih ediyorum…

Yazarın Diğer Yazıları

"Pandora'nın kutusu" açıldı; eee, sonra ne oldu?

Yani sahici gazeteciler, gözü pek haberciler üstlerine düşeni yaptılar; mesleklerinin gereğini yerine getirdiler, halkın haber alma hakkını belgeleriyle ete kemiğe büründürdüler. Peki sonra ne oldu?

Birinci tekil şahıs ve Kılıçdaroğlu

Son günlerde Kılıçdaroğlu’ndan gelen çağrılar paniği artırdı ve artık susamaz hale geldiler.

Seçimi garantilemişiz, haydi uyuyalım

Okuduklarımdan, izlediklerimden, AKP cephesinde gitgide çoğalan ve yükselen  çatlak seslerden benim çıkarabildiğim sonuç bu: Seçim zaferi garanti. Sonrası ise kendiliğinden düzelecek. Bir düş aktardım. Haftalardır, hatta aylardır pompalanan ve bizleri içine sürükleyen bir düş. Kolayca ve hevesle kapılabileceğimiz bir düş.