29 Mart 2012

AKP’nin Eğitim Sistemi Mavalları

Sahiden AKP’nin eğitim sisteminde uygulamaya sokmaya yeminli göründüğü şu 4+4+4 sadece imam hatiplerin ortaokul bölümünü açmayı mı hedefliyor?

 

Bir TV kanalından telefon edip bir tartışma programına çağırdılar. Konuyu sordum. Cevap evlere şenlik:

- Eğitim sisteminde 4+4+4 uygulamasının imam hatiplerin orta okul bölümlerinin açılmasını hedeflediği üstüne tartışacağız...

“E siz zaten yargıyı vermişsiniz, tartışacak ne kalmış” demek vardı ama telefondaki genç kadını terslemek yakışık almayacaktı. Başka bir bahane bulup savdım.

Sahiden AKP’nin eğitim sisteminde uygulamaya sokmaya yeminli göründüğü şu 4+4+4 sadece imam hatiplerin ortaokul bölümünü açmayı mı hedefliyor? Daha açık soralım: Bundan mı ibarettir ve itirazların odağı bu mudur; bu mu olmalıdır?

Getirilmek istenen sistemin çok daha vahim ve sonuçları itibariyle –ileride aklı başında bir hükümetçe düzeltilinceye kadar- bir kaç kuşağın geleceği ile insafsızca, hunharca oynamak olduğu üstüne konusunu iyi bilen bir kaç uzman eğitimci dışında eleştiriye rastlanmıyor. Tartışma “İmam hatiplerin orta bölümlerini açmak hesabı ” ya da “kızları okula yollamamak için kökten dincilerin bir manevrası” vurguları arasında dolanıyor.

Dahası Başbakan’ın, kulağa hoş gelen “Üniversiteye giriş sınavının kaldırılacağı, dershanelerin kapatılacağı, liselere olgunluk sınavı konacağı” açıklaması ile şu 4+4+4 arasında bir bütünlük olduğu iyiden iyiye gözden kaçmakta.

Sırayla gidelim.

Bir: 4+4+4 düzeni uygulamaya sokulursa ilk dört yılın sonunda öğerencilerin yolları ayrılacak. Kimi çocuklar üniversiteye kadar gidilebilen yola girecekler; kimileri bir meslek dalında yetişmiş uzman personel olabilecekleri bir yola itilecekler; kimilerie ise sanayi için eğitilmiş eleman olacaklar (Son cümleciği “İşçisin sen işçi kal” diye de okuyabilirsiniz.)

Bütün bu karar süreci çocuk (mesela sizin çocuğunuz) henüz 10 yaşındayken yaşanacak. Kim, hangi ölçütlerle ve hangi yetkinlikle bu kararları verecek ve çocuğun (mesela sizin çocuğunuzun) geleceğini o daha 10 yaşında iken karara bağlayacak sorusu ise AKP elebaşılarının umurunda bile değil.

Bunlar, eğitim sisteminde “İmam hatiplerin orta bölümlerini açmak” ya da “Kızları okuldan koparmak” gibi önlenebilir hesaplardan çok daha vahim, doğrudan çocuklara (mesela sizin çocuğunuza) yönelen  bir cinayet girişimi değilse nedir?

İki: Başbakan ve akıldanesi danışmanları yapılan uygulamanın temel ve zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarmak olduğunu özellikle vurguluyorlar; dahası eğitimde “devrim yapıyoruz” filan diye öğünüyorlar.

Onlara göre 12 yıllık temel eğitimin ardından çok iyi yetişmiş (Bir daha: Çok iyi yetişmiş!!!) çocuklar  düz lise, anadolu lisesi, fen lisesi gibi ayrımların kalktığı bütün liselerin aynı  ve yüksek kaliteye ulaştığı bir eğitim basamağına geçecekler. Eh orası da bittikten sonra artık üniversite giriş sınavlarının merkezi yapılmasına gerek kalmayacak. Her üniversite kendine biçtiği ağırlık konularını gözeterek kendi sınavını yapacak. Türkiye de berbat orta eğitimden, meslek okulu bile olamamış üniversitelerden kurtulacak; hep birlikte 2023 yılının “Büyük Türkiye”sine iyi yetişmiş, iyi eğitilmiş genç bir nüfusla ulaşacağız !..

Başbakan ve kurmayları bizlerden işte bu masala inanmamızı istiyorlar. Yani bizleri salak sanıyorlar.

Salak mıyız?

Her kentte adına üniversite denen, iki profesör, beş doçent, 15-20 yardımcı doçent, yeteri kadar “öğretim görevlisi”nden ibaret bir eğitmen kadrosuyla “yüksek öğrenim kurumu” açacaksınız; o öğretim kadrosu için bırakınız dalında yabancı literatürü takip edebilecek yabancı dil bilgisini, Türkçede düzgün cümle kurmaktan bile aciz ekipleri işe koşacaksınız ve o kurumun adı Üniversite olacak. Üniversite’nin bütün dillerde “Bilim üretilen bir kurum” anlamına gelen bir kavram olduğunu ise halının altına süpüreceksiniz...

Üç: Bu adı üniversite, kendi yüksek lise bile olamamış eğitim kurumlarına  gelecek öğrenciler ise 1975-1980 arasındaki o kanlı dönemde diplomasını “silah göstererek” almış öğretmenlerin yetiştirdiği bir sonraki öğretmen kuşağının tezgahından geçerek gelecekler...

Bu AKP’li mollalar bizi sahiden salak mı sanıyorlar; bu mavalları yutacağımızı mı umut ediyorlar? Tartışmayı sadece ve sadece “4+4+4 imam hatiplerin orta kısmını açmak ve kızları okula yollamadan çocuk yaşta gelin eden çağdışı düzeni sürdürmek” üstünden yürüteceğimizi filan mı umuyorlar?

Bir kaç kuşağı kurban edecek bir girişimle karşı karşıyayız. Tartışmayı bu eksene kaydırmazsak aslında AKP’nin ekmeğine yağ sürmüş oluruz...

ETİKETLER

AYDIN ENGİN

Yazarın Diğer Yazıları

Acaba bugün ne yazsaydım yakışık alırdı?

Belki de "Seçme saçmalar" başlığı altında, matrak mı matrak bir medya taşlaması mı döktürseydim? Ne güzel olurdu? Şey…

Demokrasi sandık bile değilmiş…

16 Kasım 2019 itibariyle, yani o günden bu yazının yazıldığı saatlere kadar yenileri eklenmediyse tam 24 il, ilçe ve beldenin belediyeleri kayyımlandı

Olağanüstü "Olağan İşler" kitabı…

Kitabın başında kazık kaktım. Okudukça sinirlerim allak bullak oldu; sinirler allak bullak oldukça daha soluksuz okumak farz oldu…