24 Mayıs 2019

258 sayfayı çöpe atalım, işimize bakalım...

YSK'nın gerekçeli kararını uzun uzun okumakla, üstünde saatlerce, günlerce konuşmakla, saçmalıklarıyla dalga geçmekle zaman yitirmeye hakkımız yok; kolları sıvamak ise yurttaşlık ödevi

Aaa, yeter be!..

Perşembe akşamından cuma gece yarısına işimiz gücümüz, içimiz dışımız YSK adlı yüksek yargı kurumunun seçim iptalini bizlere açıkladığı ("kafa ütülediği” ya da  "oyaladığı" diye de okuyabilirsiniz) 258 sayfalık gerekçe metni oldu.

Sizi bilmem. Ama ben "Yeter be" dedim ve haklıyım.

O 258 sayfanın büyük bölümü AKP'nin itirazlarının gerekçeli karara aktarılmasından ibaret. Yani hızlıca, atlaya zıplaya okumayla kolayca geçilebilir. Ben de öyle yaptım zaten.

Bir başka büyücek bölüm ilçe seçim kurullarından gelen berbat bir Türkçe ile yazılmış, düşük cümlelerle daha da berbatlaştırılmış raporlar. Onlar daha da hızlı okuyup geçilebilirdi. Ben de öyle yaptım zaten.

Kalıyor YSK'nın 6 Mayıs'taki karar toplantısında ağızlarını açmamış, sonra da  seçimin iptali yönünde oy kullanmış asilli yedekli yedi üyenin raporu. Topu topu 10 sayfacık ve bir mizah ya da yürekler acısı bir "kılıf arayıp bulma" metni gibi okunabilir. Ben de öyle okudum zaten.

İptal kararına karşı oy kullanan dört YSK üyesinin 38 sayfa tutan "muhalefet şerhleri" ise daha dikkatli okunmaya değer. Çünkü bu dört yargıç derslerine epey iyi çalışmışlar ve iptal kararına karşı itirazları ciddi hukuksal ilkelere dayandırılmakta.

*   *   *

Bir öneri: Eğer okumadıysanız ve okumak niyetindeyseniz boş verin. Vaktinizi boşa harcamayın. Oysa 23 Haziran'a 30 gün kaldı ve bu 30 gün altın değerinde. Eğer İstanbul seçiminin iptaline yurttaşın esaslı bir cevabı olacaksa, hak edenlere hak ettikleri ders açık seçik verilecekse bu ancak çalışmak, çok çalışmakla mümkün olacak.

İlle de YSK gerekçesinin ayrıntıları üstüne bilgi sahibi olmak istiyorsanız, yine kendinizi yormayın, Diken İnternet Sitesinde, eskiden Cumhuriyet'te kapı yoldaşım olan, iyi haberci ve güçlü bir hukuk kültürü ile donanmış  Kemal Göktaş tertemiz bir değerlendirme yazısı yayınladı. Onu okuyun. Bir tıkla o yazıya ulaşabilirsiniz. 

*   *   *

Sonra da hepimizin kolları sıvaması gerekiyor. ("Hepimiz derken; bu ülkede hukukun üstünlüğünü savunan, demokrasinin ırzına geçilmesine karyı güçlü bir itiraz çığlığı yükselten, hukuk devletinin kağıt üstünde kalmasına razı olmayan yurttaş ve seçmenleri kastediyorum.)

Şimdiden belli. Seçimin tekrarlatılmasını sağlayan AKP ve Reisi mümkün olan her yola başvurup bu kez kıl payıyla da olsa kazanmaya çabalayacaklar.

Neler yapacaklarını bilmiyoruz. Ama neler yapabileceklerini 17 yıllık deneyimlerimizle biliyoruz.

(Bana anlatılan bir dolaysız tanıklık sanırım yeterince fikir verecek. Bingöl'de AKP elebaşıları ev ev dolaşarak, özellikle sözü dinlenen dini önderleri, tarikatların ağır toplarını karşılarına alıp hepsinden 23 Haziran'da önce İstanbul'a gitmeleri ve tanıdıkları, tanımadıkları "İstanbul'daki Bingöllüler" üstünde çok yoğun ve titiz çalışmalarını istediler.)

Bingöl örneğini İstanbul'a göç vermiş bütün Anadolu kasaba ve kentlerine yayın. AKP tek bir oyun bile peşine düşecek ve bunu yapacak militan kadrolara sahip. Hacı hoca, şeyh takımı kolları sıvayacak besbelli.

Buna bir de İstanbul rant kaynaklarını 17 (hatta AKP Reisi'nin Erdoğan'ın İstanbul belediye başkanlığı koltuğuna oturduğu 1994'den beri tıka basa yiyen, paylaşan sermaye sahiplerini, ihale kaçırmayan inşaat devlerini ekleyin.

Siyasal İslam'ın İstanbul belediyesinin başdöndürücü, ağız sulandırıcı olanaklarını elden kaçırmaya hiç niyeti yok.

Üstündeki ölü toprağını atmışa benzeyen CHP örgütünün çabaları elbette önemli. Ama bu "CHP nasıl olsa sandık güvenliğini sağlayacak, oy çalınmasını, hile yapılmasını önleyecek" gibi bir tembelliğe ebelik etmemesi gerek.

Sözün özü: YSK'nın gerekçeli kararını uzun uzun okumakla, üstünde saatlerce, günlerce konuşmakla, saçmalıklarıyla dalga geçmekle zaman yitirmeye hakkımız yok. Kolları sıvamak ise yurttaşlık ödevi.

Yani: 258 sayfayı çöpe atalım, işimize bakalım...

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Bir kere daha 24 Haziran sabahı

Sosyalist solun en keskinlerinden, kapitalizmle mücadeleyi hiç gündemlerine almamışlara bir demokrasi blokunda buluşma imkânlarını hemen tartışmazsak sonrası kekeme fıkrası gibi olacak...

Reis bilerek ayrıştırıyor, çünkü ayrıyız...

Siyasal tercihleri böylesine taban tabana zıt olan kitlelerin var olduğu bir ülke zaten ayrışmış, birbirlerini ötekileştirmiş, kutuplaşmış bir toplum demektir

CHP/ML değil, sadece CHP

Meselâ CHP'nin İBB adayı Ekrem İmamoğlu, Giresun'da kara ünlü, kan dökücü bir çete reisi olan Topal Osman için “Topal Osman’a bağlıyım” dedi ya, sosyalist solun kimi kesimlerinde ya da kalemlerinde yer yerinden oynadı