27 Ekim 2021

25 Ekim'i 26 Ekim'e bağlayan gecede CHP

Sabah oldu ve CHP'nin tezkereye "hayır" diyeceğini öğrendik. Bütün gece ne oldu, neler konuşuldu, karar nasıl değişti bilmiyoruz. Kendi adıma ben bilmek ihtiyacı da duymuyorum

Alın size bir soru: CHP, kabuğunu kırıyor mu?

Tuhaf bir soru oldu. Haklısınız. Öyleyse biraz geri dönelim.

Şimdiki CHP yönetimi yakın dönemlerde kendisini zora sokacak sınavlara girdi ve sınavlarda -öğrenci deyimiyle- fena halde çaktı.

1967'dan bu yana "devlet partisi"nden sosyal demokrat bir partiye dönüşme sancıları çeken ve bir türlü sahici bir sosyal demokrat partiye dönüşemeyen CHP'den söz ediyorum.

Hatırlayın: Özünde HDP milletvekillerinin dokunulmazılığını kaldırma ve AKP iktidarının canını en çok acıtan Selahattin Demirtaş gibi siyasetçileri meclis dışına, hapishane içine itip rahatlama hesaplarına dayanan dokunulmazlık dosyaları ile ilgili oylamaya CHP "Anayasaya aykırı ama istemeye istemeye evet diyeceğiz" dedi ve sahiden de "Evet" dedi.

Afrin'e asker göndermeye ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresinde de aynı ayıplı çizgiyi izledi ve yine istemeye istemeye "evet" dedi ve egemen bir ülkenin sınırları içine asker yollandı.

CHP bu sahiden ayıplı çizgiye rağmen kendini sosyal demokrat bir parti olarak nitelemeye devam etti.

Neden?

Bu konuda CHP'nin ağzı iyi lâf yapan tepe kadrolarından bir dizi açıklama dinlenebilir, bir dizi gerekçe ileri sürülerek kendilerini ve "bizi" ikna etmeye çalışılır; bu tutumun sosyal demokrat çizgi ile çelişmediği savunulabilir.

Bunlara "Siz onu benim külahıma anlatın" diye karşı çıkan gazeteciler, demokratlar ve barış savunucuları da "CHP düşmanlığı" ile suçlanabilir.

Bu gerekçeleri, bu lâf ebeliklerini kulak ardı edelim. CHP'nin bu çizgiyi inatla izlemesinin temel nedeni onun bir "devlet partisi" olmaktan kurtulamaması, devlet tapıncını aşamamasıdır. Bir sosyal demokrat partiyle dönüşememesinin somut kanıtıdır…

* * *

Ve önceki gece…

CHP yine bir sınav öncesindeydi. AKP Reisi'nin seçim yatırımı mı, "Orta Doğu Sultanı" olma hayallerinin, yayılmacı bir dış politika yöneliminin sonucu mu bilemem ama Meclis'in önüne yine ve yeni bir tezkere geldi: Suriye ve Irak'a yeniden asker gönderme yetkisini Cumhurbaşkanına, hem de 2023 Ekim ayı sonuna kadar veren bir tezkere…

Gerekçe: Sınır güvenliği.

"Komşu ülkelere asker yollamaktansa kendi sınırını yol geçen hanı olmaktan çıkarsana be Reis" diyenlere aldırmadan bu tezkere Meclis'in önüne getirildi.

İyi Parti, kökenlerine uygun davrandı ve tezkereye "evet" diyeceğini epey önceden açıkladı. Şaşırmadık.

"HDP ne diyecek" diye sormadık bile. Biliyorduk.

Ama "CHP ne yapacak" sorusunun cevabını bilmiyorduk.

Önceki gece CHP milletvekilleri, yönetim kadroları uykusuz bir gece geçirdiler. Gece yarısına kadar "Biliyoruz hayır demek lazım. Ama ittifak ortağımız İyi Parti ile ters düşmek de yanlış olacak" gibi bizleri sadece güldüren gerekçelerle tezkereye "evet" diyeceklerdi.

Bunu gece boyunca defalarca ve farklı kaynaklardan defalarca "teyit" ettik". Gece bunun öfkesi ve utancıyla yatağa girdik.

Sonra sabah oldu ve CHP'nin tezkereye "hayır" diyeceğini öğrendik. Bütün gece ne oldu, neler konuşuldu, karar nasıl değişti bilmiyoruz. Kendi adıma ben bilmek ihtiyacı da duymuyorum.

Ama sonucu CHP'nin kendini kuşatan, donduran, sosyal demokratlığına köstek olan "devlet partisi" saplantısından kurtuluşana giden bir adım olarak değerlendirdim.

Küçük ama büyük bir adım.

Arkası gelir mi?

Bu kalıcı bir çizgiye dönüşür mü? Sosyal demokrasinin temel ilkeleri CHP'ye egemen olur mu?

Acele etmeyelim. Yoğurdu iyice üfleyelim. Ama CHP'nin böyle bir karara ulaşmasına da, böyle bir adım atmasına da sevinmekten çekinmeyelim.

Yazarın Diğer Yazıları

Avrupa Konseyi'nin uzun sürecek sınavı başladı

Şimdilik kof umutlar beslemeden, yoğurdu üflemeyi yeğleyip beklemek daha doğru…

Varan bir: 4 Aralık'ta Mersin'de

Hep CHP yönetimi eleştirilir. Bu kez CHP seçmeni de bir sınav eşiğinde

Avrupa Konseyi “Kavala sınavı”nda

Avrupa Konseyi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yazılı olarak soracak: “Türkiye sizin Kavala ile ilgili kararınıza uydu mu, yoksa uymayıp Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal mi etti?”