29 Aralık 2009

19 + Ufuk Uras

Bir süre önce yolu Türkiye’ye düşmüş, düşmüşken beni arayıp bulmuş İsveçli bir meslektaş...

Bir süre önce yolu Türkiye’ye düşmüş, düşmüşken beni arayıp bulmuş İsveçli bir meslektaş, o zamanlar çalıştığım Cumhuriyet’teki odamda günlük telefon ve ziyaretçi trafiğine, Cumhuriyet bürolarından ve ajanslardan yağan haber sağanağına dolaysız tanık oldu. Adamcağızın sanki başı dönmüştü. İskandinav usulü espri yaptı:

- Engin senin şu bir günlük haber ve konu trafiğine biz yılda bir, bilemedin iki kez  tanık oluruz ve o günün sonunda yorgunluktan bir haftalık tatile çıkmak zorunda kalırız...

Adam haklıydı...

Geçmişi bırakın ve şu güne bakın:

Bu yazı yazılırken:

Yargıç, savcı ve polislerin girdiği Seferberlik Tetkik Kurulu’nun “kozmik” odalarında belge, bilgi taraması olanca hızıyla sürüyor.

Milli Güvenlik  Kurulu’nun toplantısı 4,5 saat sürüp bitti. Sonuçta sade suya tirit bir açıklama yapıldı ve şimdi Ankara’daki meslektaşlarımız meslek hünerlerinin elverdiğince açıklamada yazılmayanı, MGK toplantısında konuşulanları  İstanbul’daki mutfaklara aktarmaktalar. İsveçli meslektaş sadece bunları okusaydı haftalık değil yıllık izne çıkardı...

Doğu’da KCK operasyonu hız kesmeden sürüyor ve Kürtlere adeta  “Sakın oturmayın, kapın taşı, molotofu çıkın sokaklara” çağrısı yapılıyor.

Hakkari’de “tazyikli su fışkırtma - taş atma yarışması” olanca hızıyla sürüyor...

İran, tastamam 30 yıl önce Humeyni’yi iktidara getiren günleri andıran “halk-polis çatışması” yaşamakta...

Pakistan yine kan gölü. Bu kez Sünniler, Şiilere saldırdı...

Amerika’da beceriksiz teröristler kendilerini ve yolcularıyla birlikte uçakları havaya uçurma denemesindeler. Şimdilik iki kez denediler ve beceremediler. Ama ya bir becerekli terörist çıkarsa?..

Yani... Yani bu yazıyı evde değil de T24 bürosunda yazıyor olsaydım, bilgisayarı kapatır, mutfağa girer, “Abiler, ablalar, benden paso... Bu konu kargaşasında yazı mazı yazamam. Sular biraz durulsun, sonra yazarım” der, ceketimi alıp en yakın meyhaneye çöker, masadakilerle  “N’olcak bu memleketin hali” muhabbetinin tadını çıkarırdım...

Yani güncel yazı yazmak, meslek intiharı gibi olacak. Akşam yazdığını sabah yalanlanmış ya da fos çıkmış bulma rizikosu pek yüksek...

O yüzden günlük yorumu mesleğin prenslerine, baronlarına bırakıp, gölgede kalan bir konuya geçeceğim.

*    *    *

Başlıktan anlamışsınızdır;: Ufuk Uras’ın Kürtlerin DTP yerine yedekte tuttukları ve şimdi işlerliğe geçirdikleri Barış ve Demokrasi Partisi’ne (BDP) katılışını yazacağım.

Hatırlayın, daha 2007 seçimlerinin kesin sonuçları alınmadan, DTP’nin grup kuracak kadar (20 milletvekili gerekiyor) iskemle kazanıp kazanmadığı belli olmadan Ufuk Uras tavrını açıklamıştı:

- Gerekirse, DTP’li arkadaşların grup kurabilmeleri için onlara katılırım!

Sonra DTP 21 iskemle kazandı ve Ufuk Uras desteğine ihtiyaç kalmadı. Ufuk Uras da Meclis'teki tek (Evet: Tek) sosyalist milletvekili olarak kolları sıvadı.  Seçmenine verdiği sözü tuttu. Meclis’te ezilenin, sömürülenin, yoksulun, mağdurun, ötekileştirilenin sesi oldu. Gücünün yettiği, dilinin döndüğü ve bağımsız milletvekili, hem de tek tabanca milletvekili olmanın zorluklarını aşabildiği kadar...

Şimdi de BDP’ye destek veriyor ve böylece 19 Kürt milletvekiline Meclis’te grup kurma, grup adına her konuda söz hakkı alabilme, TRT’nin TBMM televizyonunda yurttaşlara seslenebilme, sesini duyurma olanağı sağlıyor...

Ama o BDP’nin yirminci milletvekili değil. 19 BDP milletvekiline grup kurma desteği veren bir sosyalist. Sıvadığı kollarını da BDP politikalarını uygulamak için değil, Türkiye’de solun merkezini yeniden inşa etme çabalarına katkı için kullanıyor, kullanacak...

Üstelik solun merkezini yeniden inşa etme çabaları bugünlerde iyiden iyiye hızlandı, yoğunlaştı. Solun civcivi yumurtanın kabuğunu çatlattı çatlatacak...

Henüz kamuoyunun önüne çıkılmadı. Çünkü henüz yemek ocakta. Ama fokurdamaya da başladı...

Eh Ufuk Uras da bu yemeği kotaran, hazırlayan, pişirmek için ocağa vuran aşçılardan biri...

Yani işi çok ve esas işi bu...

Bilen biliyor. Ben bilmeyenler ya da bilip anlamamakta inat edenler için yazdım...

Yazarın Diğer Yazıları

Bitirilmeyen bir Tırmık ve bir kişisel not

Hiç günü kurtarmak için yazmadım. Bundan sonra da yazmam

Reis boşa koysa dolmaz, doluya koysa almaz

Reis'in derdi büyük. Eğer "Seçim zamanında yapılacak" sözünü ve iddiasını yalayıp yutmayacaksa Anayasa'yı değiştirmek zorunda. Anayasayı değiştirmeye ise Meclis'teki AKP ve MHP milletvekillerinin sayısı yetmiyor. O zaman geriye tek seçenek kalıyor. Erken seçim

Bir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden

MHP Başbuğu partisinin Kızılcahamam kampının kapanışında konuştu. Valla kampa katılan MHP yiğitleri ne düşündüler bilemem. Zaten düşündükleri olumsuzsa dile getirmek MHP çatısı altında pek mümkün değildir. Parti disiplini değil, Başbuğ disiplini olsa gerek. Ama ben elbette her türüyle milliyetçiliğe, dolayısıyla MHP’ye de, onun Başbuğ’una da çok ama pek çok uzağım, öyleyse Başbuğ’un sözleri üstüne düşündüklerimi dile getirebilirim