08 Kasım 2019

TÜYAP: Bir sanat, edebiyat ve dostluk şöleni

İstanbul’un inşaatlarından trafiğine, beton ormanlarından rant kavramına yine denetlenemez bir ivmeyle büyümeye heves ettiği şu son yıllarda, fuarın da artık kabına sığmayacağı belliydi

TÜYAP’ın kitap fuarı tam 38. kez yapıldı. Bu şenliğin kentin göbeğinde, The Marmara otelinde veya Tepebaşı’nda yapıldığı yılları elbette hatırlarım: Benim de ilk kitap yayınlama dönemimdi. O son derece mütevazi, ama etkili olayı büyük bir merakla bekler, adeta ‘huşu’ içinde, bir törene katılır gibi gider ve genç bir yazarın tüm kalp çarpıntılarını duyumsardım.

Her şeyin devasa boyutlara doğru geliştiği, büyük olmanın tek başına bir erdem sayıldığı, hele İstanbul’un inşaatlarından trafiğine, beton ormanlarından rant kavramına yine denetlenemez bir ivmeyle büyümeye heves ettiği şu son yıllarda, fuarın da artık kabına sığmayacağı belliydi.

Öyle de oldu. Taa Büyükçekmece’ye taşınma pahasına görkemli bir mekana kavuştu. Aynı zamanda, Bülent Ünal yönetiminde Deniz Kavukçuoğlu ve hemen hepsi kadınlardan oluşan son derece yetenekli bir kadronun becerisine de...Artık TÜYAP’ı kim durdurabilirdi ki?


Okurlarla...

Giriş bedelindeki artırım etkiledi mi?

Böylece, yine saatine göre 45 dakikayla iki buçuk saat arasında değişen bir süreç içinde gidip geldik. Geçen yıllardan daha kalabalık mı değil mi sorusunun hesabını yaptık. Değildi galiba...Ve dün yazıldığına göre bunun bir nedeni de bu yıl girişin iki misline çıkarılışıydı: Yani 5 liradan 10 liraya...

Bu enflasyon çağında çok gözükmüyor. Hele içerdeki kimi zaman muazzam denebilecek indirimleri düşünürseniz...Yine de biraz anlıyorum: Bana sempatilerini açıkça belirtip önümdeki 20 kadar kitabım arasında duraksayan, ama sonunda en ucuzunu seçen okurlarımı düşününce...


TÜYAP'ta kitaplarım...

Kitap fiyatları bazen özel koşullara da bağlı oluyor. Örneğin benim aslında tükenmiş gözüken, ama elde 5-6 adet kalmış olan birkaç kitabım gibi: Ne Şurup-Şeker Şarkılardı Onlar, Sümbül Sokağın Tutsak Kadını, 100 Yılın 100 Filmi, Hayatımızı Değiştiren Filmler 1995-2005 ve de 2005-2015...Yine de hepsinde ciddi bir indirim var. 


Tan Oral ve Füruzan

Hıfzı Topuz’la birlikte kitap imzalamak

Neyse... Kimi izlenimlere gelince... İlk gün olan cumartesi, geçen yıl gibi yine Hıfzı Topuz’la yan yanaydık. Ve onun 96 yaşındaki o bitmeyen enerjisini; başta elbette benim de de aldığım Anı Ve Mektuplarda Melih Cevdet Anday olmak üzere tüm o kitaplarını özenle imzalarken genç okurlarıyla kurduğu diyalogu hayranlıkla izledim. Ve onun kadar ‘iyi yaşlanmayı’ diledim. Dönüşte arabada baş başa kaldık ve bana uzun yaşamından çok ilginç kimi anılar anlattı: bana çok değerli gelen...Daha çok yaşa sen, sevgili Topuz...

Pazartesi günü yine gittim. Bu kez, Sinemada 50 Kuşağı paneline katılacağımız sevgili Deniz Türkali’yle birlikte....Ve yine uzun yolu hiç fark etmeden...


Fuarda Hıfzı Topuz'la

Deniz Türkali’yle oluşturduğumuz ikili

Biliyorsunuz: Bu yıl ödül alan çok değerli yazarımız Adnan Özyalçıner edebiyatımızın çok önemli kuşağı sayılan 1950’ler kuşağından… Daha birçok önemli yazarla birlikte. Bu nedenle TÜYAP bu yıl sanatın her dalında bir  “50 Kuşağı” tartışması açmış. Çok da iyi etmiş.

Ben ayrıca Deniz Türkali ve Burçak Evren’i de seçmiş ve davet ettirmiştim. Evren son dakikada gelemedi. Ama Deniz ve ben öylesine iyi bir ikili oluşturduk ki... İzleyenler tanıktır: Son derece enerjik, esprili, hınzır ve bilgi içeren bir tartışma oldu. Seyircinin de büyük katkısıyla...

Ben doğrusu iyi hazırlanmıştım. Ve aldığım notlarla bunu bir yazı haline getirip yarın burada yayınlamak istiyorum: Yazacak hiçbir filmin olmadığı; varsa da ya eleştirmen fobisinden, ya da becerisizlikten bize gösterilmediği bu tuhaf hafta sonunda...

Ödüllü ressam Mevlüt Akyıldız’ı tanımak

Yine TÜYAP’a dönersek... Demek ki pazartesi yine geldim. Önce panel, sonra yine imza. Ve akşam o efsanevi yemek. Ödülü benim aldığım 2014 yılındaki geceyi unutabilir miyim? Yeşilçam’dan birçok yıldızın beni yalnız bırakmadığı ve sanırım kurumun tarihinde ayrı bir yeri olan...


Adnan, Doğan ve Zeynep'le...

Bu yıl da çok güzel bir gece oldu. Öncelikle koşut bir ödül olan Artist Sanatçı Onur Ödülü bu yıl ressam Mevlüt Akyıldız’a gitti. Bu mütevazi sanatçıyı tanımaktan çok mutlu oldum.  O ödülünü (benim de okulum olan) Mimar Sinan Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Handan İnci Elçi’nin elinden alırken, Adnan Özyalçıner de TÜRSAK başkanı Bülent Ünal ve de TYB- Türkiye Yayıncılar Birliği başkanı Kenan Kocatürk’den ödülünü aldı. Harika konuşmalar eşliğinde...

Bu arada rahatsız olan Deniz Kavukçuoğlu’nun fuara katılamadığını belirteyim ve ona şifalar dileyeyim. 


Feyza Hepçilingirler

Dostlar: Füruzan’dan Zeynep’e, Doğan’dan Faruk’a...

O yemekte birçok dostla bir araya geldik. Öncelikle masamızda sevgili Füruzan ve de Feyza Hepçilingirler vardı: bol ödüllü iki kalem.

Füruzan çok eski dostumdu; daha geçen hafta Beyoğlu’nda Yapı-Kredi’deki söyleşisine katılmıştım.  Onun da tam 87 yaşındaki enerjisine ne denli hayran olduğumu belirteyim. Feyza hanımı tanımaksa ayrı bir zevkti.       

Elbette Bay Kitap Doğan Hızlan (ki törende sahnedeydi); yine TÜYAP ödüllü Tan Oral, tüm TÜYAP ödül kitaplarını yazmış ve yazmakta olan Bay Kitap-2 Faruk Şuyun; sevgili Zeynep Oral. Hasan Bülent Kahraman. Daha kimler kimler...

TÜYAP’ın o harika ekibi. Cemran, Çağdaş, Gülay, Sunay, yeni katılan Elerki...Hepsine kucak dolusu teşekkürler. Ve geceye hayat veren o harika caz üçlüsüne ve tüm müzisyenlere de....

 


Yarın: Sinemada 50 Kuşağı        

 

Yazarın Diğer Yazıları

Yıldız Hanım'ın ardından: Anılar, anekdotlar, pişmanlıklar

Sevgili Yıldız Hanım... Vakit ayırıp o oyunu yazamadım. Çok üzgünüm. Ama sizi tanımış olmanın onurunu hep taşıyacağım

Shakespeare oynayan Toros'lu köylü kadınların hikayesi

Toros açık havasına taşınmış bu Orta Çağ İngiliz saray dramı, sanki bu deplasmandan kazançlı çıkıyor

Bir sinema zirvesi değil; ama bir spor filmi başyapıtı...

Ken Miles yarışın ne menem bir şey olduğunu anlatmak için Henry Ford'u zorla arabaya alıp piste fırladığında adam hüngür hüngür ağlamaya başlayınca... Bizim de ağlayasımız geliyor. Aynı biçimde, Enzo Ferrari sonunda kaybedince, ona bile üzülüyoruz!..