13 Haziran 2015

Şişman kadın ajanın yapamadığı şey yok!

CIA'in casuslarına teknik yardım sağlayan tombiş ve sempatik Susan Cooper, günün birinde fırsatı değerlendirir...

 

AJAN    (Spy)      X  X  X

Yönetmen ve senaryo: Paul Feig
Görüntü: Robert D. Yeoman
Müzik: Stanley Shapiro 
Oyuncular:  Melissa MacCarthy, Jason Statham, Jude Law, Rose Byrne, Bobby Cannavale, Miranda Hart, Jessica Chaffin, Peter Serafinowicz, Raad Rawi/ Fox yapımı.

 

 

Melissa McCarthy bir süredir sinemanın en sempatik şişman kadını olarak perdeye ve TV ekranlarına geliyor. Ve bizleri güldürmeyi başarıyor.

Film, jeneriklerden başlayarak bir James Bond parodisi olacak gibi gözüküyor. Ve bu bizi memun ediyor. Bir Bond parodisini, hatta filmini öylesine özledik ki...

Nitekim, CIA’nin nedense hep farelerin ve yarasaların saldırısı altında gözüken bürolarında, hiç ‘sahaya çıkmadan”, sadece eylem adamı casuslara masa başından teknik yardım sağlayarak günlerini dolduran tombiş ve sempatik Susan Cooper, günün birinde karşısına gelen fırsatı değerlendiriyor. Ve kadın şefi kandırarak, uluslararası bir çeteden tehlikeli bir bombayı alıp satmak isteyen bir kadın Bulgar casusunun odak noktası olduğu karışık bir entrikanın içine dalıyor.

NewYork’tan Paris veya Budapeşte’ye birkaç büyük  kenti ustalıkla dekor alan film, temposunu hiç aksatmadan sürdürüyor. Ve hiçbir anında ciddiye almasanız da sizi yeterince güldürmeyi başarıyor.

Ama filmin asıl gücü, Melissa McCarthy’de...Yakın yıllarda Bridemaids- Nedimeler, The Heat- Ateşli Aynasızlar, Saint Vincent- Benim Komşum Bir Melek gibi filmler ve hala süren Mike ve Molly adlı TV dizisiyle tanınan 1970 doğumlu McCarthy, gerçekten de Fatty, Oliver Hardy, Bob Hope gibi tombiş komedi oyuncularının varolduğu sinema tarihi içinde, akla gelen hemen hemen ilk ve tek tombiş kadın komedyen.

Sanatçı kabul etmek gerekir ki gerçek bir güldürü ustası. Ve bunun için yapmayacağı şey yok!  Bana göre giderek artan kilosu bile daha komik gözükmek için!...Ayrıca her türlü fiziksel eylemden de kaçınmıyor: kilosuna rağmen bol bol kavga ediyor, düşüyor, atlıyor, sıçrıyor.  Kurşun sıkıyor veya kurşunlara hedef oluyor. Hiç bilmediği dünya kentlerinde araba kullanıp deli gibi yarışıyor, pilotları düşen uçakları kullanıyor. Ve her durumdan sağ-salim çıkıyor. 

Bu film de en çok, yazar-yönetmen Paul Feig’in o belli ölçüde gerçeküstücü, giderek absürd senaryosu içinde onu izlemek için bir fırsat. Ancak yardımcı oyuncular da anmaya değer.

Jude Law ve Jason Statham, kısa rolleri içinde göz dolduruyorlar Yönetmenin gözdelerinden Rose Byrne, Bulgar casus Rayna rolünde parlıyor. Üçkağıtçı Sergio de Luca’da Bobby Cannavale ve İtalyan Aldo’da Peter Serafinowicz de gayet iyiler. İki kadın oyuncunun katkısını da unutmayalım: büro şefinde Mom dizisinin annesi Allison Janney. Ve de yine bürodan bir numaralı kanka Nancy rolünde Miranda Hart.

Sonuç olarak, komedi sanatına ciddi bir katkısı olmasa da eğlendiren bir film

 

 

Eskileri ısıtıp önümüze sürme çabası

 

JURASSİC WORLD     X  X

Yönetmen: Colin Trevorrow
Senaryo: Rick Jaffa, Amanda Silver, C. Trevorrow, Derek Connolly
Görüntü: John Schvartzman
Müzik: Michael Giacchino
Oyuncular:  Chris Pratt, Bryce Dallas Howard, Vincent d’Onofrio, İrrfan Khan, Ty Simpkins, Nick Robinson, Omar Sy, Jake Johnson, Judy Greer/ Universal (UİP) filmi.

 

 

Michael Crichton’un kaleminden çıkmış ve Steven Spielberg’in yaratıcı dehasıyla şekillenmiş ilk Jurassic Park filminden beri ne çok zaman geçti...Tam olarak 22 yıl...

Ardından gelen iki filmden sonra, dinozorlar biraz unutuldu. Ama sayısız etkisi yıllar boyu sürdü. Ki bunlardan biri de, popüler Friends TV dizisinde David Schwimmer’in canlandırdığı Dr. Ross Geller karakterinin dinozor uzmanı olması sayılmalı!...

Bunca yıl sonra, bu hikayeye dönüş yaşanıyor. Tüm dünyadan milyonlarca ziyaretçinin çoluk-çocuk gelip, sınırlı sayıda dinozorun  bir tür doğal hayvanat bahçesi dekorunda dolaşmasını izlediği Nublar adasına ilgi azalınca, yöneticiler genlerle oynayarak yeni bir yaratığı canlandırıyorlar. Daha büyük, daha vahşi ve daha kemirici...

Ama Frankenstein çıkışlı tüm öykülerde olduğu gibi, bu sözümona bilimsel çaba geri tepiyor. Ve o yaratık kontroldan çıkıp kendi türünü bile katletmeye girişince,  savaş başlıyor.

Bu film için ne söylenip yazılabilir? Gerçi anlı-şanlı imdb sitesi cömertçe 8.6 gibi çok yüksek bir puanı yakıştırmış. Bu sitenin okurları sadece heyecan hastası gençler mi diye sormak gerekiyor.

Çünkü filmde hemen hiçbir özgünlük yok. İlerleyen teknolojiyle o ‘canavar’ (ki aslında iyi dinozorlar da var!) daha bile ürkünç sayılabilir. Ama senaryo yerlerde sürünüyor, karakterler eğer grotesk değilse cılız, oyuncular beceriksiz...Nerede ilk  filmin o Sam Neill, Laura Dern, Jeff Goldblum, Sir Richard Attenborough, Samuel Jackson’dan oluşan efsanevi kadrosu, nerede bu yeteneksizler?

Sonuç olarak, belki hikayedeki ziyaretçiler gibi çoluk-çocuk gidip eğlenebilirsiniz. Ama ciddiye alınacak yanı olmayan, sırf hazır malzemeden yeni karlar çıkarmanın peşine düşmüş ticari bir film bu....

 

 

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Eşsiz bir anne-bebek hikayesi; ama Oscar'lık mı?

Bu yılın Oscar'larına katılacak Türk filmi seçilmesiyle de dikkat çeken Bağlılık Aslı, Semih Kaplanoğlu'nun ilk 'dijital filmi'

Sanayi Devrimi’nin altın çağına bir bakış

Sanayi Devrimi’nin en hızlı dönemindeyiz. Büyük keşifler birbirini izliyor; teknolojik buluşlar hayatı değiştiriyor...

Synonymes: Bir dil, din ve siyaset sorgulaması

Bu garip film, öncelikle dillerin ve sözcüklerin önemine değiniyor denebilir