12 Mart 2022

Öfkelenince dev bir pandaya dönüşen kızın hikâyesi

Animasyon sineması artık zirvesindedir ve bu filmdeki büyük çaba gerçek bir sanat düzeyine çıkmıştır; görülmeyi de hak eder

KIRMIZI

X X X

(Turning Red)

Yönetmen: Domee Shi
Senaryo: Sarah Streicher, Julia Cho, Domee Shi
Görüntü: Mahyar Abousaeedi, Jonathan Pytko
Müzik: Ludwig Goransson
Sanat Yönetmeni: Laura Meyer

Disney-Pixar yapımı, 2022.

 

İki efsane firmanın bir araya gelmesi öncelikle başlıbaşına bir olay... Üstelik ilki animasyon / canlandırma teknolojisinin sinemadaki ilk ve en büyük yaratıcısı olan Walt Disney. Öbürü, yani Pixar ise son dönemde İnside Out veya Coco gibi zirvelere çıkmışsa da son bunalımı iyi atlatamamış ve sinemalara yeterince malzeme sunamamış bir firma. 

Tüm bu açılardan, bu filmin merakla beklenen bir çaba olduğunu ve türün meraklıları için (ki illa da çocuk olmaları gerekmiyor!) önemli bir deneyim olduğunu bilelim.

Kendi adıma türe saygısı olan bir sinefil olarak (100 Yılın 100 Filmi kitabıma iki örnek almıştım: Pamuk Prenses ve 7 Cüceler ile Roger Rabbitt - Masum Sanık), filme gittim. Başta biraz sıkıldıysam da, belli bir süre sonra gerçekten ilgi çekici bir hâl aldı. Bunu sonuna dek sürdürebildi mi, tartışılır... Ama şu kesin: Animasyon sineması artık zirvesindedir ve bu filmdeki büyük çaba gerçek bir sanat düzeyine çıkmıştır; görülmeyi de hak eder.

Film 13 yaşına yeni girmiş bir genç kızın, Torontolu Mei Lee'nin çektiklerini anlatıyor. Ana-babasının sevgilisi Mei Lee, sanki büyümüş de küçülmüş bir kızdır!.. Espri dolu, her şeyle dalgasını geçebilen, okuldaysa bir grup kız arkadaşıyla birlikte oğlanların canına okuyan...

Ama günün birinde ilk cinsellik dokunuşları ona da ulaşır. İlk bakışta o ünlü Koreli gencecik oğlanların yarattığı yeni guruplara benzeyen bir avuç şarkıcı ve özellikle içlerinden biri, onun kalbini çalar. Ah, o ilk aşk bunalımları... Kim onları tatmamıştır ki...

Ama Mei Lee'nin başka sorunları da vardır. Bunlardan biri annesinden aldığı genlere dayanan (anne de vaktiyle aynı şeyi çekmiştir) bir dönüşüm/değişim içinde olma özelliğidir. Kimi durumlarda (en çok da aşırı öfke ve kızgınlık anlarında) genç kız birden değişip dev ve kızıl bir pandaya dönüşür!.. Öyle ki evine bile zor sığacak... Ve bu elbette filme de üstün bir teknolojiyle halledilmiş çılgın aksiyon anları katar.

Ve bu olan, uzun bir zaman öyle sürer. Genç kız zaman zaman "İçimde bir canavar var" diye yakınırken, bazen de pandalığı sırasında "Kırmızı insana şans getirir" diye teselli bulmaya çalışır. Aynı geçmişi yaşamış ve kızına hastalık derecesinde düşkün anne onu kızdırır; hatta kimi zaman öfkelerine neden olur. Bir yerde Mei Lee'nin annesi ve anneannesiyle bir araya gelmesi hayli etkili bir nostalji hissi yaratır. Öte yandan, Mei Lee'nin dört kankasıyla ilişkisinin her şeyin üstüne çıkması da var. Ve belki anne Ming'in finaldeki görkemli isyanı da bundan kaynaklanır. 

Filmde Toronto'nun Daisy Mart mağazası veya görkemli tiyatrosu da kimi olaylara sahne oluyor. Film biraz Netflix'in geçen yıl gösterdiği The Mitchells vs the Machines filmini hatırlatıyor: ana temalarıyla... Filmde birkaç şarkı da var: Billie Eilish veya Finneas gurubu imzalı... Ama karşımıza dublajlı olarak gelen filmde, bu şarkılar orijinal olarak korunmuş; elbette iyi de edilmiş. Yer yer, dediğim gibi o genç Uzak Doğu şarkı gruplarının varlığı, bir çok kültürlülük havası yaratıyor. Bu da filmin bir başka özelliği.

Sonuç olarak film kuşku yok ki bu alanda düzeyin ne kadar yükseldiğini gösteriyor. Jeneriklerde veya imdb bilgilerinde film için yüzlerce teknik görevlinin yer aldığı görülüyor: çizer-animatör, görsel efekt, ses ve müzik bölümleri için... Bence en iyisi küçüklerinize (8-14 yaş arası) izlettirmek bahanesiyle gidin. Memnun kalmanız bence çok olası!..



Sevgili okurlarım.

Dün Bursa'da TÜYAP Kitap Fuarı açıldı. Hem TÜYAP'lı dostlarımı, hem de kitapseverleri görmek için gitmeyi çok istedim ama hava koşulları izin vermedi. Ne var ki önümüzdeki hafta sonu -inşallah- geleceğim. Ve cumartesi-pazar günleri hem söyleşi yapıp hem son kitaplarımı imzalayacağım.

Yazarın Diğer Yazıları

Metin Akpınar; ölümsüz bir kültür ikonumuz

Dışardan bakılmış bir biyografiyle o yaşamı hikâye etmenin ilginç ve başarılmış bir örneği. Okumanızı tavsiye ederim

Çifte kültürlü kentte şiddet, cinayet...Ve alzheimer

Filmi kendi adıma hayli beğendim. Bir düzineye yakın karakter çok incelikli olmasa da belli ölçüde ilgi çeken kişilere dönüştürülmüştü. Aksiyon sahneleri kadar iç burkucu dramatik gelişmeler de eksik değildi

Anneler ve kızları üzerine çarpıcı bir film

Bir yandan sakin bir Yunan adasındaki doğal ortamın Batı'dan gelme bir cemaat tarafından iyice hareketlendirilmesi; bir diğer deyişle uluslarası turizmin bir ülkeye kazandırdıkları ve kaybettirdikleri... Öte yandan, çocukları konusunda birçok ortak şeyi paylaşan iki anne ve birinin de kızkardeşi