23 Aralık 2018

İnsan-robot aşkı olur mu, olursa nasıl olur?

Bilim-kurgu meraklılarından çok, kesin biçimde duygusal olanlar ve romantizmle beslenenler için...

 

AŞKIN ALGORİTMASI   
X  X  X
(Zoe)

Yönetmen: Drake Doremus
Senaryo: Richard Greenberg
Görüntü: John Guleserian
Müzik: Dan Romer
Oyuncular: Ewan McGregor, Lea Seydoux, Theo James, Rachida Jones, Christina Aguilera, Miranda Otto

Amerikan filmi

 

İlginç bir film... Bir bilim-kurgusal öykü, bir distopya. Ama ayni zamanda yoğun bir aşk hikayesi, bir kadın-erkek ilişkileri analizi, bir romantik balat denemesi.

Geleceğin dünyasındaki arayışlardan biri sentetik, yapay insanlar ve en çok da kadınlar üretmeye yöneliktir. Bir tür ‘nano-cerrahlığı’ türemiş ve insana tıpatıp benzeyen, üstelik düşünen ve neredeyse ‘hisseden’ robotlar ortaya salınmıştır.   

Bunlar genelde birer robot olduklarının bilincindedirler, yani hadlerini bilirler!.. Ama Zoe bir istisnadır. Yaratıcısı Cole’e tutulacak kadar... Giderek Cole da kendi eseri olan bu kadına aşık olur.

Yani bir tür Pygmalion hikâyesi (Bernard Shaw’dan.) Ve ondan çıkarılan My Fair Lady müzikali şeması....

Ama müzikler çok hoş olsa da, bu bir müzikal değildir. Komedi hiç değil. Mekanize olmuş gri renkli bir yeni dünyada, kadın-erkek ilişkilerinin alabileceği biçim üzerine bir düşünmedir. Öyle bir dünya ki, iki insanın birbirlerine uygunluğu bile bilimin saptadığı anket sorularıyla kararlaştırılmaktadır. Yani filmde ‘algoritma’ olarak adlandırılan bu yöntem, bir beraberliğin sürüp sürmeyeceğine karar vermektedir.

Ve Cole böyle bir ankette ‘uyumsuz’ çıktıkları için, gerçek bir kadın olan eşinden ayrılmıştır. Küçük kızını babasız bırakmak pahasına!..

Üstelik bir de ‘yapay erkek’ vardır. Türünün en güzel  örneklerinden James. Ve o da Zoe’ye tutulmaz mı? Ama, ah o kadın kalbi... Dengi olan James yerine illa da Cole diye tutturmaz mı? Bu garip dünyada, insanlar duygusuzlaşırken makinaların aşık olduğu bir alemde denge nasıl sağlanacak, mutluluk nasıl elde edilecektir?

Bu kendine özgü distopya öyküsü son derece duygusal ve romantik bir masala dönüşmeyi başarıyor. Belki biraz fazla duygusal, aşırı biçimde romantik...Yer yer “bir düğmeyle kapatılabilen bir makinanın içinde insan olamaz” tarzı diyaloglarla bezeli, iyi oynanmış bir film; bilimsel olanla alabildiğine düşsel olanın kendine özgü bir sentezi.

Ve yer yer çarpıcı sahneler içeriyor film... Örneğin o gayet dişi gözüken robotların erkeklere pazarlandığı lüks genelevi. Ya da seri imalata dönüşmüş Zoe sahnesinde, 10-15 Zoe’nin birlikte olduğu bölüm gibi...Kadro da başta Ewan McGregor ve gerçeğiyle-robotuyla tüm o kadınlar görevlerini yapıyor.

Sonuç olarak bilim-kurgu meraklılarından çok, kesin biçimde duygusal olanlar ve romantizmle beslenenler için...

Yazarın Diğer Yazıları

Shakespeare oynayan Toros'lu köylü kadınların hikayesi

Toros açık havasına taşınmış bu Orta Çağ İngiliz saray dramı, sanki bu deplasmandan kazançlı çıkıyor

Bir sinema zirvesi değil; ama bir spor filmi başyapıtı...

Ken Miles yarışın ne menem bir şey olduğunu anlatmak için Henry Ford'u zorla arabaya alıp piste fırladığında adam hüngür hüngür ağlamaya başlayınca... Bizim de ağlayasımız geliyor. Aynı biçimde, Enzo Ferrari sonunda kaybedince, ona bile üzülüyoruz!..

Gürcistan’da yoksulluk, cinsellik ve bale üzerine

Denetimli anlatımı, sağlam dramatik yapısı ve müzik/dans yanıyla da ilgi çeken, görülmesi gerekli bir film