13 Eylül 2015

İki çocuk bir dehşet evine düşerse...

Film sinemada çocukların da işin içine karıştığı, hatta baş rol yüklendiği filmler arasında özel bir yer alaca

ZİYARET   (The Visit)   X  X  X

 

Yönetim ve senaryo​: M. Night Shyamala
Görüntü: Maryse Alberti
Oyuncular:  Olivia DeJonge, Ed Oxenbould, Deanna Donagan, Peter McRobbie, Kathryn Hahn/ Amerikan filmi.

 

Hint kökenli Amerikan  sinemacısı M. Night Shyamalan’ı kendi adıma severim. Gerçi ilk önemli filmi olup onu bir anda meşhur eden Altıncı His’i, genel onayın tersine ben çok tutmamıştım. Ama sonradan yaptığı hemen tüm filmleri ilgiyle izledim, çoğunu da sevdim.

Onun belki asıl dramı, herkesin ittifak ettiği bir başarıya ulaşamaması. Onu bir tür modern Hitchcock gibi alırsak, henüz kendi Vertigo’sunu, kendi Kuşlar’ını, kendi Sapık’ını yapamadı denebilir.

Sanırım Ziyaret de bunu yapamayacak. Yine de bu gerilim filminin özgünlüğü ve insanı ürkütmedeki ustalığı tümüyle yadsınamaz. 

Film yine üstâda özgü bir tuhaf öykü anlatıyor. Vaktiyle ailesinin karşı çıkmasına rağmen bir evlilik yapıp uzaklara giden bir genç kız, tam 15 yıl onlarla ilişki kurmaz.

Ama adam çoktan çekip gitmiş ve geride mutsuz bir anneyle iki çocuğu kalmıştır. Belli bir yaştaki çocuklar da dede ve ninelerini görmek ister. Ve özel yaşamında zor bir dönem geçiren kadın, onları yaşlılara yollar: bir haftalığına.... Ama orası tuhaf bir yer, gizlerle dolu bir evdir. Ve bir hafta kolay geçmeyecektir.

Yönetmenin bir önceki filmi After Earth- Dünya: Yeni Bir Başlangıç’tan aldığı parayla tek başına finanse ettiği, hiçbir yıldız ismin yer almadığı bu alçakgönüllü film, aslında hiç fena değil. Sanatçı bizlere ilk yarısında komedi ögelerinin de yer aldığı, ikinci yarıda ise ürkünçlük dozu tırmanan bir ‘lanetli ev’ çeşitlemesi sunuyor.

Ablanın bir kamera hastası olması ve olup bitenleri sürekli filme alması, Blair Cadısı’ndan beri çok sık kullanılmış bir öge olarak pek özgün sayılmaz.  Ama Shyamalan’ın bunu aşıp kendi dünyasını kurduğu da bir gerçek.

Film komik ögeleri kadar gerilim ögelerini de temel bir şeyden alıyor; çocuklukla yaşlılığın o onulmaz, kimi zaman sempatik, ama çoğu zaman dramatik çelişkisinden...İnsanoğlunun işin başındaki konumuyla sonundaki konumu öylesine acı biçimde farklı ki... Buluşma noktaları elbette var; çoğu zaman en duygusal ve yumuşak biçimde...Ama ya öyle değilse, öyle olamıyorsa? 

Filmin pek bilinmeyen kadrosu gayet iyi. Özellikle iki çocukta Olivia DeJonge ve Ed Oxenbould  harikalar yaratıyor. Elbette çocukları korku filmleriyle bağdaştırmak kolay değil...Ama son dönemde bu öyle moda ki...Umarım çekimlerde ürkmemişlerdir!...Yaşlılarda ise tiyatrodan gelen  Deanna Donagan ve Peter McRobbie, işlerini iyi yapmışlar.

Finale doğru filmin aşırı bir biçimciliğe saptığını ve kimi sahnelerin neredeyse anlaşılmaz olduğunu düşünenler de olacaktır. Ama kimileri de o ışık-gölge oyunlarına bayılabilir.

Sonuç olarak her şeye karşın, film sinemada çocukların da işin içine karıştığı, hatta baş rol yüklendiği filmler arasında (Jack Clayton’un The İnnocents- Masumlar’ından Altıncı His’se) özel bir yer alacak. Bu açıdan, meraklıları görmeli.

Son bir not: film sonlara doğru özellikle, Amerikalıların ‘twist’ dediği bir sürpriz gelişmeye dayanıyor. Umarım hiçbir sinema yazarı bunu açığa vurmaz!.. Ayrıca görenlerin de görmeyenlere söz etmemesi iyi olur.   

 

Yazarın Diğer Yazıları

Güle güle Adalet

Toplumculuğu edebi değerine ve dil hâkimiyetine kesinlikle engel olmayan, tersine onu besleyen bir yazma çabası...

50. yılınız kutlu olsun, Fatoş

27 Haziran 1970, Cumartesi günü Boğaziçi Lalezar Gazinosu'nda Fatoş Güney ve Yılmaz Güney çifti evlenmişlerdi

Trump ve ABD: Her ülkenin kendi siyahları var

Tarih akıp gidecek. Ve bu kendine özgü adam da o uzun galerideki portrelerin arasında yerini alacak: Küçümseme, gülme ve nefret etme arasında bir tuhaf karışım oluşturarak...