02 Temmuz 2016

Elser: Tarihi değiştirebilecek olay nasıl tökezledi?

1939 Kasım ayında Hitler’e Münih kentindeki parti kongresinde düzenlenen ve başarıya ulaşamayan suikastin öyküsü

HİTLER’E SUİKAST                      X  X  X  ½
(Elser)

Yönetmen: Oliver Hirschbiegel
Senaryo:  Léonie-Claire Breinersdorfer, Fred Breinersdorfer
Görüntü: Judith Kaufmann
Müzik: David Holmes
Oyuncular: Christian Friedel, Katharina Schüttler, Burghart Klaußner, Johann Von Bulow, Felix Eitner, Udo Schenk

Alman filmi

 

   Çağdaş Alman ustası, Das Experiment- Deney, yine Hitler üzerine Downfall- Çöküş, The İnvasion- İstila, Diana gibi filmlerin yaratıcısı Oliver Hirchsbiegel, bu kez gerçek bir suikast olayının içyüzünü sağlam ve ödünsüz bir sinemayla anlatıyor. Ve yakın tarihe ve Nazi suçlarına ürpertici ve öğretici bir yaklaşım getiriyor. Sanki Çöküş’de söyleyemediklerini tamamlayarak...

    Bu hemen hemen tümüyle unutulmuş ilginç bir siyasal olaya getirilen tanıklık, 1939 Kasım ayında Hitler’e Münih kentindeki parti kongresinde düzenlenen ve başarıya ulaşamayan suikastin öyküsü.

   Georg Elser aslında bir suikast, hatta herhangi bir eylemle ilişkisi olacak türde biri değil. Kendi halinde, grubuyla eğlenip  müzik yapmayı ve şarkı söylemeyi seven, sakin tabiatlı ve enerjik bir genç adam. Biz onu daha 1932 yılından başlayarak özel hayatıyla, duygusal ilişkileriyle ve kişisel meraklarıyla tanıyoruz. 

   Elser giderek en büyük insanlık suçlarının başlamadığı, toplama kamplarının henüz var olmadığı, birçok siyasal/toplumsal belirtiler ortada olsa da ülkenin çok büyük kesiminin yaklaşan tehlikeyi inatla görmediği bir ortamda, Adolf Hitler’in çok yakın br gelecekte nasıl bir canavara dönüşeceğini, Avrupa’nın ve giderek dünyanın başına nasıl bela kesileceğini öngörüyor.

     Ve özelliklerinden biri olan tekniğe egemenliğini biraz soyut bir idealizmle birleştirerek, tek başına bir bomba tuzağı hazırlıyor: Hitler’in de katılacağı bir Münih parti toplantısında patlamak üzere… Ama Hitler sadece 13 dakika önce, bir nedenle çıkıp gidiyor. Ve böylece insanlık tarihinin görüp göreceği en büyük soykırımın ve milyonlarca insanı öldürecek en büyük savaşın çıkması engellenemiyor. Kaderin cilvesi!..

     Esler yakalanıyor, yargılanıyor, bir kampa atılıyor. Orada işkence görüyor: her türlüsüyle… Ama tam Nazizmi’in yenilgisi yaklaşırken, bir emirle hayatına son veriliyor. Bir talihsiz kişilik… 

   Bu unutulmuş öykü ilginç bir filme dönüşüyor. Bir yandan, bir büyük kişisel trajedi. Öte yandan, tarihin gidişini küçük, küçücük şeylerin nasıl etkileyebileceğini gösteren bir tarihsel saptama. Alman toplumunun gafletiyle birlikte, Nazi uygulamalarının tüm zalimliğini de güçlü biçimde hatırlatan…

    Ustalıkla, sakin ve denetimli biçimde anlatılmış, gayet iyi oynanmış, konunun getirebileceği tüm abartılı aksiyon ve gerilim çabalarını  önlemiş (hatta bombanın patlaması bile gösterilmiyor, daha çok sonrası işleniyor), görecelikle yalın bir film; sağlam bir siyasal ders.


Not: Sevgili okurlarım. Tatile  çıktığımdan, iki hafta boyunca yokum.

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Beyoğlu: Sinemaların değil, ama sinema müzelerinin merkezi

Doğrusu bu özenle hazırlanmış müzeyi çok beğendim. Ama elbette daha eksikleri var, hem de çok... İyi bir yönetimle bunlar tamamlanabilir

Netflix’te bol sürprizli bir gerilim filmi

Daha önce de birlikte American Splendor, The Nanny Diaries gibi ilginç filmler yazıp yönetmiş Shari Springer Berman - Robert Pulcini ikilisi karşımıza değişik bir filmle geliyorlar

Atlar, ahırlar ve eski değerler üzerine bir çağdaş western

Ana tema Amerikan toplumu üzerine getirdiği  gözlemlerdir. Kırsalın klasik yaşam biçimi ve bunun değerleriyle, modern çağın, kentleşmenin ve kapitalistleşmenin çatışmasıdır bu...