05 Ağustos 2017

Çocuğunuz kaçırılırsa ne yaparsınız?

ABD’nin nasıl bir suç ülkesi olduğu, nasıl kriminaller barındırdığı ve özellikle Amerikan taşrasının uğursuzluğu konusunda bildiklerimize birkaç şey daha ekliyor

 

ANNE     (Kidnap)    X  X  X

Yönetmen: Luis Prieto
Senaryo:  Knate Lee
Görüntü: Flavio Martinez Labiano
Müzik: Federico Jusid
Oyuncular:  Halle Berry, Sage Correa, Chris McGinn, Lew Temple, Jason George, Christopher Berry

Amerikan filmi.

 

 

Talihsiz bir film...Çok yapımcılı, ama ardındaki şirket çekimlerden hemen sonra iflas etmiş. Böylece film birkaç yıldır dolapta yatıyormuş!..

Elbette harika bir film olsa ne yapıp edip gösterilirdi. Bu haliyle çok parlak değil. Ama yine de birçok iddialı filmden daha iyi bence...

Bir yerlerde biri “tipik bir B filmi” demiş. Ancak onca cilalı, ama kof  “A Filmi”nden sonra (bakınız: bu haftanın diğer filmleri), alçakgönüllü, ama kendi içinde tutarlı bir B filmi görmeyi tercih ederim.

Böylece, “her 40 saniyede bir çocuğun kaçırıldığı” dev ülke ABD’de bunlardan birinin macerasını izliyoruz. Önce uzun bir “ev filmleri” geçidiyle küçük ve sevimli siyahi oğlan Frankie’yi tanıyor, büyümesine tanık oluyoruz. Annesi Karla sonunda eşinden boşanmıştır, garsonluk yapar ve zorlukla vakit bulup oğlunu oyun parkına götürür. Ve bir ara yalnız bırakır. 

Döndüğünde oğlan yoktur. Ama diğer kaçırma filmlerinin tersine, Karla onu kaçıran arabayı hemen yakalar. Gözleriyle yani... Ve de arabasıyla peşlerine düşer.

Bu onu New Orleans’ın bitmeyen ve nedense polislerin hiç gözükmediği yollarında, uzun bir kovalamacaya yollayacaktır.

Film, kaçırmanın psikolojik geriliminden çok yollarda süren takibe bağlanmış. Böylece Taken ya da The Fast and the Furious serilerinden birini izler gibi oluyorsunuz.

Bu sahneler iyi kotarılmış. Kahvede geçen uzunca açılış bölümü de öyle...

Ama filmin asıl kozu kuşkusuz Oscar’lı oyuncu, son dönemde pek göremediğimiz Halle Berry. Fiziğini iyi korumuş oyuncu, oğlunu kurtarmak için her şeyi göze alan anne rolüne iyi asılmış. Ve bizleri o gerilime ortak etmeyi başarmış.

Ayrıca ABD’nin nasıl bir suç ülkesi olduğu, nasıl manyak kriminaller barındırdığı ve özellikle Amerikan taşrasının uğursuzluğu konusunda bildiklerimize birkaç şey daha ekliyor. Hele o ürkünç Margo-Terry çifti gerçekten de insana korku veren türden...

Dediğim gibi iddiasız, ama en azından vaatlerini yerine getiren bir küçük film.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Yeniden moda olan Hat sanatıyla aşk arasında...

Dilsiz, bir hikaye anlatmaktan çok, kendisini unutulmuş bir sanata adamışlığı simgeliyor

Ünlü melekler dönüyor ve yolları İstanbul’a düşüyor!

Belli bir akışkanlık içerse de türünde öne çıkamayan bir film

Hayatımızı yaratan küçük şeyler büyük şeylere dönüşürse...

Filmin özetlemeye çalıştığım hikayesinden çok daha önemlisi, bize gösterdiği çevre. Belli bir iş dünyası; büyük ya da orta şirketler, yeni moda olan meslekler... Bitmeyen iş, kariyer, başarı, mutluluk diyalogları...