23 Haziran 2017

Bir büyük kentin teröre yakalandığı gün

O tarihi kent önümüzde çağdaş terörizmin son oyunlarından biri için sanki bir tiyatro sahnesi oluyor

 

KARA GÜN     (Patriots Day)       X  X  X  X

 


Yönetmen: Peter Berg
Senaryo: P. Berg, Matt Cook, Joshua Zetumer
Görüntü: Tobias A. Schliessler
Müzik: Trent Reaznor, Atticus Ross
Oyuncular: Mark Wahlberg, John Goodman, Michelle Monaghan, JK Simmons, Kevin Bacon, Christopher O’Shea, Rachel Brosnahan, Jimmy O. Yang, Themo Melikidze, Alex Wolff

Amerikan filmi

 

 

2013 yılında ABD’nin Boston kentinde meydana gelen terör saldırısının neredeyse birebir sinemalaştırılması.

O yılın Nisan ayında kentin geleneksel maraton koşusu var. Ve çok büyük bir kalabalık katılıyor. Koşunun görkemli bir canlandırılışı ve sonunda –beklendiği gibi- bir Habeş sporcunun şampiyonluğu...

Ama öte yanda  bir şeyler dönüyor. Soyadları Tsarnaev  olan Tamerlan (Timurlenk’in İngilizcesi) ve Dzokhar kardeşler, evlerindeki şüpheli hazırlıktan sonra kalabalığa karışıyor ve bombalı çantalarını münasip yerlere koyuyorlar

Ve patlamayla birlikte kargaşa başlıyor. Birkaç ölü, ama çok sayıda yaralı.  Ve ardından ikinci bomba. Kent panik içindedir ve ve bizim baş kahraman olan komiser (üstelik dizinden sakat!) Tommy’nin (Mark Wahlberg) gözünden izlediğimiz soruşturma, tüm Amerikan dizilerindeki gibi, yerel polisle FBİ’ın yine kaçınılmaz otorite tartışmalarıyla, ama doğrusu etkin biçimde sürecektir.

Bu kendine özgü film, bir yerde dendiği gibi “ABD’nin 11 Eylül 2001’den sonra uğradığı en büyük saldırı” olan bu yakın tarih olayına güçlü biçimde yaklaşıyor. Deneyimli ve becerikli  yönetmen Peter Berg, bir yandan son derece oynak bir kamera çalışması, öte yandan  dur-durak bilmez bir tempo yakalamış.

Kentin sokak ve meydanlarının kullanılışı ise son derece başarılı. V o tarihi kent önümüzde çağdaş terörizmin son oyunlarından biri için sanki bir tiyatro sahnesi  oluyor.    

Belki en önemli yanı, böylesine iddialı bir filmin ulaştığı belgesel havası. Sayısız kişiliğin en iyi seçilmiş oyuncularla son derece profesyonel biçimde canlandırılmasına ve kurulan sağlam gerilime karşın, film bir belgesel gibi izleniyor. Bu da doğrusu tipik bir büyük bütçeli kitle filmi için bir sürpriz. Ve bence giderek bir avantaja dönüşen...

Oyuncular arasında özlediğimiz John Goodman ve Kevin Bacon, her daim başarılı Mark Wahlberg, Whiplash’ın Oscar’lısı JK Simmons gibi tanıdık yüzler var. Ama ayrıca terörist kardeşlerde Themo Melikidze ve Alex Wolff, Çinli gençte Jimmy O. Young gibi oyuncular da müthiş. Komiser Tommy’nin eşi Carol’da ise birçok filmde gördüğümüz, ama bir türlü yeterince takdir edemediğimiz Michelle Monaghan’a dikkat!...

 

İç savaşı yaşamış Lübnan’dan gelen hüzünlü bir film

 

 

DAĞLARIN ARDINDA    (Tramontane)      X  X

 


Yönetim ve senaryo: Vatche Boulghourjian
Görüntü: Jimmy Lee Phelan
Müzik: Cynthia Zaven
Oyuncular: Barakat Jabbour, Samar Ralek, Michel Adabachi, Sajed Amer, Abido Bacha, Toufic Barakat, Georges Diab

Lübnan/ Fransız filmi

 

 

Çok değişik bir film... Perdelerimizde görmeye alışık olmadığımız Arap sinemasından, daha doğrusu Lübnan’dan geliyor. Fransızlarla ortak-yapım ve 2016 Cannes şenliğinin  Eleştirmenlerin Haftası bölümünde gösterilip bir ödül d e almış.

Güneşli bir Beyrut manzarası üzerine, büyükçe bir koroda çalıp söyleyen yarı-kör bir genç adam tanıyoruz. Tümüyle amatör olduğu  hissini veren (ve sanırım öyle olan) Barakat Jabbour’un canlandırdığı Rabih.

Gençler bize darbukalı, kemanlı ve oryantal ritmli bir konser sunuyorlar. Ama bu mutlu tablo, sonrasında bozuluyor. Çünkü genç adam korosuyla birlikte davet aldığı Avrupa’ya gitmek üzere pasaport almaya çalışıyor. Ama orada taşıdığı kimliğin gerçek olmadığı ortaya çıkıyor.

Rabih sevecen annesi ve himayesinde olduğu dayısı tarafından korunsa da, bu işi tek başına sürdürmeye kararlı. Böylece hastane kayıtlarından nüfus dairesine, bir yerden öbürüne başvuruyor. Ama her başvuru fos çıkıyor. Ve gerçek kökenlerine birtürlü ulaşamıyor. .

Aslında bu ilginç konu korkunç bir iç savaş yaşamış ve yeni yeni  durulmuş bir Arap toplumunu tanımak için iyi bir çıkış noktası. Nitekim ülkedeki kargaşa, ekonomik bunalım, ağır bürokrasi ve sınıfsal çelişkiler heryerde boy gösteriyor.

Ama öncelikle senaryo bir tuhaf. Bir tür gerilim yaratmak için tezgahlanmış tüm o aksilikler ve terslikler, sonunda seyirciyi bezdiriyor:  Sanki bir çıkmaz sokaklar ya da labirentler havası, bitmeyen bir kısır döngü

Buna birkaç yaşlı ve deneyimli oyuncu dışındaki genel amatörlük de ekleniyor. Ve ilginç biçimde başlayan filmi özlenen düzeye ulaştıramıyor. 

YARIN; TRANSFORMERS: SON ŞÖVALYE

Yazarın Diğer Yazıları

Enfes bir komedi aracılığıyla Amerikan sistemini eleştirmek

Atilla Dorsay Digitürk'te yayınlanan "Denemeye Değer" filmini yazdı

Fransız "sosyetik fuhşun yaşayan efsanesi" kadının hikâyesi

Atilla Dorsay Netflix'te yayınlanan Madame Claude filmini yazdı

Ya cep telefonunuz size aşık olsaydı!..

Bu filmi cesur bir yaklaşımla adlandırmak gerekirse bir tür "teknolojik komedi" diye nitelemek mümkün...