18 Temmuz 2021

74. Cannes Film Festivali'nde moda şöleni

Pandemi nedeniyle 2020 yılında iptal edilen Cannes Film Festivali, 6-17 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilerek muhteşem bir dönüş yaptı. Ünlü konukların "kırmızı halı" gösterisi ise, Haute–Couture moda haftasının bir uzantısı niteliğini taşıyordu

Dünyanın en prestijli film festivalleri listesinin başlarında yer alan ve normal şartlarda her yıl mayıs aylarında düzenlenen Uluslararası Cannes Film Festivali, Covid19 pandemisinin yarattığı olumsuzluklar nedeniyle geçtiğimiz yıl gerçekleştirilememişti.

"Kısmi normalleşme" şartlarının oluşması ile "devam" kararı alan festival yöneticileri, takvim değişikliğine giderek, 6-17 Temmuz tarihlerinde dönüş yapmış oldu.

Festival fikri ilk kez 1930 yılında, üst düzey bürokrat ve yazar Philipe Erlanger tarafından önerilmiş, II. Dünya Savaşının patlak vermesi ile ancak Eylül 1946 yılında hayata geçirilmişti.

Dönemin İçişleri Bakanı Albert Sarrault ve Eğitim ve Güzel Sanatlar Bakanı Jean Zay'ın onayı ile doğan Cannes, Venedik Film Festivaline rakip olarak doğmuştu.

1957 yılında, Meksikalı oyuncu Dolores del Rio'yu jüri ekibine katarak eşitlik mesajları vermesi ve 1959 yılında bünyesinde kurduğu "Marchée du Film" (Film Pazarı)olgusu ile festivale ticari kimlik kazandırması, Cannes'ın değerini arttıran girişimler olarak kabul edilebilinir. 

Pandemi nedeniyle uzun süredir evlere kapanarak, durağan bir yaşama ve rahat giyim tarzına alıştığımız günler tamamen geride kalacak mı bilemiyorum ancak, festivallerin heyecanla beklenen "kırmızı halı" olgusu, Cannes'da eski günleri aratmadı.

Ünlü tasarımcıların ezeli "star giydirme" savaşının festivale damga vurmuş olduğunu söylemek mümkün. Şüphesiz bu savaşta istisnalar dışında kazananlar her zaman aynı lüks markalar ve tasarımcıları oluyor.

Kırmızı halıda boy gösteren ünlü yıldızları, T24 okurlarım için dikkatle izledim ve favorilerimi sıralıyorum;

Paul Verhoeven'in "Benedetta" filminin oyuncu kadrosu ile kırmızı halıya gelen Fransız manken ve oyuncu Tina Kunakey'in Valentino imzalı kırmızı kurdele kemerli lila rengi elbisesi favorim diyebilirim.


Tina Kunakey

VII. yüzyılda İtalya'da veba salgının konu alan ve dini öğeler içeren filmin estetik kurgusuna paralel olarak tasarlanan kostüm bir hayli etkileyici.

Moda literatüründe "sirene" olarak nitelenen ve Türkçede "balık elbise" olarak adlandırılan gece elbisesi formunun ön plana çıktığını gözlemlediğim kırmıza halıda, Bella Hadid, Jean Paul Gaultier imzalı siyah tül aksesuarlı beyaz tuvaleti ile muhteşem görünüyordu.


Bella Hadid

Bir zamanların top modeli, Fransa'nın eski first lady'lerinden Carla Bruni-Sarkozy ise her zamanki zerafeti ile basına göz kırptı.

Carla, 1980'li yıllarda Paris'e gelmiş ve profesyonel mankenlik kariyerine, tasarımcılığını yaptığım Jean Louis Scherrer'de adım atmıştı. O dönemin star mankenler kadrosuna katılan Bruni'nin çekingen ve mütevazi kişiliği ilgimi çekmişti.

Jodie Foster, Isabelle Huppert, Isabelle Adjani gibi film yıldızlarının daha klasik kodlar içeren kostümler seçmeleri de isabetli olmuş kanımca. Olgun kadınların genç görünmek arzusu ile estetik olumsuzluklar sergilemeleri hoş olmuyor.

Festivalin sürpriz yıldızı ise, 1992 yılında dünyaca ünlenmesine neden olan "Basic Instinct" filminden bu yana ilk kez kırmızı halıda "arz-ı endam" eden Sharon Stone oldu.

Dolce&Gabbana imzalı, 3D çiçek motifleri ile süslenmiş mavi renkteki "Prenses" elbisesi ile basının ilgi odağı oldu.


Sharon Stone

Erkek starların geleneksel olarak siyah smoking'lerle boy gösterdiği kırmızı halı, bu kez Timothy Chalamet ve Spike Lee'nin ilginç kostümleri ile renklenmiş oldu.

74. Cannes Film Festivalinin jüri başkanlığı görevini üstlenen Amerikalı yönetmen, senarist ve akademisyen Spike Lee, Virgil Abroh imzalı pembe kostümü ve Nike pabuçları ile gelenekçi basın tarafından tenkit edilse de değişik bir atmosfer yaratmış oldu.

Lee, festivale katılan birçok filmin ortak teması olan savaş, sansür, politik çekişmeler gibi konuları, "Dünyayı yönetmeye kalkan gangsterlere hayır" sloganı ile dile getirerek alkışlandı.


Spike Lee

Wes Anderson'un, "The French Dispatch" filminin başrol oyuncusu olarak festivale katılan Timothée Chalamet ise, Tom Ford imzalı altın-gümüş karışımı işlemeli smoking'i ile, protokolü alt üst ederek en az kadın starlar kadar festivale damgasını vurmuş oldu.

Amerikalı-Fransız asıllı genç aktör, 2012 yılında yayınlanan TV dizisi "Homeland" ile adını duyurmuştu. Bir zamanların Brad Pitt'i veya Leonardo diCaprio'su gibi genç kuşak tarafından kutsallaştırılan Chalamet, kendine özgü cesur giyim tarzı ile de ilgi topluyor.


Timothée Chalamet

Mutlu pazarlar...

Yazarın Diğer Yazıları

Kendi çapında bir moda ikonu: Angela Merkel

Almanya'da bugün gerçekleşecek olan genel seçimlerle, 16 yıllık Merkel döneminin de sonu olacak. Çok önceden aday olmayacağını açıklayarak siyaset arenasından çekileceğini ilan eden bu güçlü figürün bir döneme damga vurmuş olduğu gerçeği ise dünya siyasi tarihinin sayfalarına düşecek

Bir moda gurusu: Anna Wintour

1988 yılında, Amerikan Vogue dergisinin Genel Yayın Yönetmeni koltuğuna oturduktan bu yana moda dünyasının en güçlü kadınlarından biri haline gelen Anna Vintour, her zaman gündemde kalmayı biliyor. Siyah gözlükleri, kare kesilmiş saçları ve birbirinden şık kıyafetleri ile yarattığı imajın kitlelerdeki karşılığı ise "Buzdan İmparatoriçe" oldu

Jacquemus'un Kendall Jenner'lı reklamı moda dünyasını karıştırdı

Pandeminin başlangıcından beri, Kaliforniya'daki evine kapanarak inzivaya çekilen Jenner'in, Jacquemus için moda dünyasına dönüş yapmış olması kadar, çırılçıplak soyunmayı kabul etmesinin de yarattığı polemik, asıl hedef olan satış grafiğini uçurmuş durumda