20 Aralık 2020

Birileri bizi kandırıyor

Görüldüğü üzere ortada adeta bir balon gibi şişirilen bir naklen yayın ihalesi var ve bu ihalenin karşılığında ödenmesi gereken paralar da zamanında ödenmiyor

Son iki yıldır adeta yılan hikayesine dönen yayıncı kuruluşun ödemeyi taahhüt ettiği miktarı ödememe veya kuru sabitleme ile ilgili haberlere fazlasıyla alışmıştık. Hatta geçen ay yine bu konu gündeme gelmiş ve kulüpler birliği ödemelerle ilgili protesto çektiklerini belirtmişti. Hemen ardından ise naklen yayıncı kuruluşun temsilcisi görünümündeki futbol federasyonu açıklama ile yola yayıncı kuruluş ile devam etmek istediklerini söylemişti. Üzerinden bir ay bile geçmeden bu kez Süper lig kulüpler birliği vakfı ile birinci lig futbol kulüpleri birliği derneğinin ortak açıklaması gündemi bir kez daha bu konuya çeviri verdi:

"Türk futbolunun en temel paydaşı konumundaki Süper Lig Kulüpler Birliği Vakfı ve 1'inci Lig Futbol Kulüpleri Birliği Derneği olarak, yayıncı kuruluşun yapması gereken ödemelerde uzun zamandır aksaklıklarla ve ciddi sorunlarla karşılaşmaktayız. Yaşanan sıkıntılı süreçte gelirlerimizden önemli derecede indirim yapmamıza, bütün gayretlerimize ve anlayışımıza, TFF'nin yayıncı kuruluşla yaptığı tüm görüşmelere, temaslara, istişarelere ve üstelik de taraflar arasında uzlaşı sağlanmasına rağmen yayıncı kuruluşun yükümlülüklerini yerine getirmemesi her geçen gün biz kulüpleri endişeye ve batağa sürüklemektedir.

"Bu kapsamda Süper Lig kulüpleri ve 1'inci Lig kulüpleri olarak Süper Lig'in 13'üncü haftasında ve TFF 1'inci Lig'in 15'inci haftasında oynanacak tüm müsabakalarda başlama düdüğüyle birlikte bütün futbolcular 60 saniye süresince mücadele etmeyerek protesto eyleminde bulunacaktır. Uzun yıllardır iş ortağımız olan Digiturk beIN Media Group'un yukarıda belirtiğimiz maddi sorunlarımızı ivedilikle çözmesini bekliyoruz.

"Mevcut belirsiz durumun sona ermesi ve kulüplerimizin sözleşme koşulları gereği hak ettikleri şartların yerine getirilmesi için gerekirse hukuk çerçevesinde ve benzeri bu tarzda aksiyonların alınacağından kimsenin şüphesi olmasın."

Açıklamada en dikkat çekici olan husus Süper Lig ile TFF 1.Lig'de oynanacak olan tüm karşılaşmaların bir dakika boyunca mücadele gerçekleştirilmeyerek protesto edileceğiydi. Hatta ilk eylem Cuma gecesi Karagümrük ile Galatasaray arasındaki karşılaşmasında gerçekleşti. Bu protesto eylemi esnasında ise yayıncı kuruluş ekrana takımların kadrolarını yansıtmak suretiyle futbolcuların hareketsizliğini göstermemeyi ve spikerler de yaşanan bu durumla ilgili olarak hiçbir söz etmemeyi yani olan biteni görmezden gelmeyi tercih etti. Öte yandan yayıncı kuruluş söz konusu bu protesto eylemi ile ilgili olarak kamuoyu ile var olan durumun gerçekleri yansıtmadığını ileri süren bir metin paylaşmayı da unutmadı:

 "Digiturk olarak, Süper Lig Kulüpler Birliği Vakfı ve 1'inci Lig Futbol Kulüpleri Birliği Derneği tarafından yapılan açıklamayı büyük şaşkınlıkla karşıladık. Öncelikle şunu net bir şekilde ifade etmek isteriz ki naklen yayın lisans haklarının tarafı Türkiye Futbol Federasyonu (TFF)'dur. TFF, Digiturk tarafından yapılan ödemeleri alır ve kulüplere dağıtır. Buna göre Digiturk, 2020 - 2021 sezonunda bugüne kadar oynanmış tüm karşılaşmalara ilişkin naklen yayın lisans bedelini TFF'ye tam olarak ödemiştir. Öte yandan Digiturk, dünya çapında birçok yayıncının KOVID-19 salgını nedeniyle yapmayı reddettiği 2019 - 2020 sezonu naklen yayın lisans ödemesini, herhangi bir kesinti uygulamadan tam olarak yapmıştır. Ayrıca Digiturk ve TFF, karşılıklı mutabakat çerçevesinde, pandeminin yarattığı zorlukların üstesinden birlikte gelebilmek için, mevcut sezonun geri kalanına yönelik bir ödeme planı üzerinde çalışmaya devam etmektedir. Türk futbolunun gelmiş geçmiş en büyük yatırımcısı olan Digiturk'e karşı Süper Lig ve 1'inci Lig kulüplerinin bu davranışını dayanaksız ve haksız buluyoruz. Türk futbolunun değerini ve markasını olumsuz etkileyeceği belli olan bu tür eylemler en başta kulüplere zarar verecektir. Buna rağmen, Türk futbol endüstrisinin paydaşlarıyla birlikte, ülke futbolunu yurt içi ve yurt dışında geliştirmek ve tanıtmak için tüm iyi niyetimizle çalışmaya devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız."

Yayıncı kuruluşun tepkisinde dikkat çeken husus ise kendilerinin yükümlülüklerden doğan ödemelerin tamamını Türkiye Futbol Federasyonuna yapmış oldukları yani eğer söz konusu bir aksama varsa bundan kendilerinin değil federasyonun sorumlu olduğunu belirtmeleriydi. Hatta pandemi sürecinin yaratmış olduğu koşullarda ödemeleri eksiksiz yerine getirmiş oldukları gibi bir yaklaşımı bile yazıya eklemişlerdi. Maçların oynanmadığı üç ay boyunca ödeme yapmamalarına karşın üyelerinden bu üç aylık zaman dilimi içerisinde maçları yayınlıyormuş gibi para almaya devam ettikleri gerçeğine ise bu metinde tabii ki rastlayamıyorsunuz. Ve yine marka değeri lafı üzerinden dönen klişe sayesinde tüm olup bitenler bambaşka bir noktaya çekilmeye çalışılıyor.

Yayıncı kuruluşun futbol federasyonunu adeta boşa düşüren bu hamlesinin ardından bu kez yeni açıklama Türkiye Futbol Federasyonu tarafından yapıldı:

"Süper Lig Kulüpler Birliği Vakfı ve 1. Lig Futbol Kulüpleri Birliği Derneği'nin ortak kamuoyu duyurusu ile akabinde yayıncı kuruluş Digiturk beIN MEDIA GROUP'un yaptığı açıklama Federasyonumuz tarafından dikkatli bir şekilde takip edilmiştir. Çok açık bir şekilde bilinmesini isteriz ki, 2020/21 sezonu yayın hakları bedeli üzerinde prensip olarak varılan ve kamuoyunda da yer alan tutar göz önünde bulundurulduğunda dahi, Digiturk beIN MEDIA GROUP, 2020/21 sezonuna ilişkin ana sözleşme hükümlerine göre yapması gereken ödemelerin tamamını ifa etmemiştir. Dolayısıyla henüz üzerinde mutabakat sağlanmamış olmasına rağmen yayıncı kuruluşun açıklamasında belirtmiş olduğu “Digiturk, 2020/21 sezonunda bugüne kadar oynanmış tüm karşılaşmalara ilişkin naklen yayın lisans bedelini TFF'ye tam olarak ödemiştir” yönündeki açıklaması gerçeği yansıtmamaktadır. Tüm taraflar açısından büyük hassasiyet taşıyan konu Türkiye Cumhuriyeti Kanunları ve hukuk çerçevesinde Federasyonumuz tarafından kapsamlı bir şekilde değerlendirilmekte olup gerekli açıklamalar kamuoyu ile paylaşılacaktır."

Şimdi asıl noktaya gelmiş bulunuyoruz çünkü TFF bu açıklamayı yapmakla birlikte geçen ay yaşanan krizi çözemediğini ve yaşanan problemin halledilmemiş olmasına karşın gereğinin yapılmadığında sorumluluğu bulunduğunu da bir anlamda kabul etmiş oluyor. Yani yayıncı kuruluşla devam etmek istiyoruz diyenlerin şimdi ödemeler yapılmamıştır ifadesi kullanıncaya kadar tek taraflı yükümlülüklerin yerine getirilmediği için sözleşmeyi feshetme haklarını kullanmaları gerekiyordu. Oysa kulüplerin haklarından çok daha fazla yayıncı kuruluşu zikreden federasyonun, marka değeri adı altında gelmiş olduğu noktada yaşanan bu protesto bile durumun ne kadar saçma bir hal aldığını ortaya koymaktadır.

Bir tarafta hiç de öyle söylendiği gibi devasa paraları hak etmeyen bir lig var ortada, öte tarafta ise bütün bu sürecin ısrarla sürdürülmesi gerektiğini savunan bir federasyon bulunuyor. Ve tabii ki bu sürecin paydaşları olan futbol kulüpleri de aslında tüm bu yaşananlardaki sorumluluklarını adeta görmezden gelerek tüm faturayı yayıncı kuruluşa keserek, rahatlamayı tercih ediyorlar. Oysa naklen yayıncılık alanındaki her üç ayağın da yerine getirmediği sorumlulukları ve yapmaktan imtina ettikleri görevleri bulunuyor. Yayıncı kuruluş bilerek imzaladığı sözleşme şartlarını kendince daha ucuza kapatabilmek için başta kuru sabitleme olmak üzere adım adım değiştirme yoluna gidiyor. Futbol federasyonu yapılan bütün bu düzenlemeleri kabul etmek suretiyle kulüplere başka çareniz yok, bunu benimseyeceksiniz zorlamasında bulunuyor. Kulüpler ise yaşanan ekonomik sorunlar karşısında federasyona ve devlete olan bağlılıkları nedeniyle susmanın yanı sıra kendilerine teklif edilen parayı kabullenmeyi tercih ediyorlar.

Görüldüğü üzere ortada adeta bir balon gibi şişirilen bir naklen yayın ihalesi var ve bu ihalenin karşılığında ödenmesi gereken paralar da zamanında ödenmiyor. Her defasında kriz yaşanıyor ve yaşanan krizin sonuçlarını her nedense kamuoyu Gençlik ve Spor Bakanı'nın açıklamalarından ve bu konudaki tek bilirkişi pozisyonundaki Rıdvan Dilmen'in söylediklerinden öğrenebiliyor. Pandemi sürecinin yarattığı ekonomik sıkıntılar kulüpleri her geçen gün biraz daha fazla zorlarken bir de bu duruma naklen yayın ödemelerinin gerçekleştirilmemesi veyahut taahhüt edilen bedelin altında bir şekilde gerçekleştirilmesi ile oluşan zarar eklendiğinde işler çıkmaza giriyor. Doların 7,80 TL olduğu bir yerde 5,80 TL üzerinden ödemelerin sabitlendiğini yani 2 TL'lik bir zararın yarattığı etkiyi kulüplerin ne kadar kaldırabileceğini bu protesto ile görmüş olduk.

Son bir noktada söz konusu protestoya ilişkin Türkiye'de futbolcuların karşı karşıya kaldıkları olaylar karşısında ne kadar sahipsiz oldukları yaşanan bu 60 saniyelik hareketle birlikte bir kez daha ortaya çıkmıştır. Futbolun en önemli paydaşları olması gereken futbolcular ne yazık ki taraftarlarla birlikte futbolun en zayıf halkalarıdırlar. Kendi sorunlarına çözüm arayabilme olanağına bile sahip bulunmamaktadırlar. Bu yüzden de oynanmakta olan oyunun öznesi değil nesnesi haline dönüşmüşlerdir ve bu şekilde devam ettikleri sürece saha içerisinde oynayan kendileri olmakla birlikte sürekli olarak oynanan olarak kalmaya da mahkumdurlar. Gerçekleştirilen protestoda bile kendilerinin değil futbolu yöneten kulüplerin yani yöneticilerin dahli söz konusudur ve bu durum bile fazlasıyla ironiktir.

Bu yaşanan bildiri savaşlarının gösterdiği tek şey ise birilerinin bizi kandırmayı alışkanlık haline dönüştürmüş olduğudur. Fakat aralarında artık bir anlaşmazlık bulunduğu noktasına ulaşılmış olması ve yalanların üzerinin kapatılamıyor olması bile futbol kamuoyu için bir kazanımdır. Görünen o ki futbol sahasındaki naklen yayınların bu şekilde sürebilme ihtimali giderek azalıyor ve önümüzdeki dönem başka gelişmelere gebe gibi duruyor.

Yazarın Diğer Yazıları

İzmir Duvarı

Çalışmayı çok önemsediğimi ve böylesi çalışmalarla içinde yaşadığımız ülkenin sosyal bilimler alanında daha iyi anlaşılmasına ve buradan çıkacak sonuçların hem toplumsal açıdan hem de kültürel ve siyasi anlamda bize yol göstereceğine inancım tam. Bununla beraber İzmir kentinin hiçbir zaman için bir duvar imgesi ile tarif edilebileceği kanaatinde değilim

Haksız tahrik ve kaybolan adalet 

Pınar Gültekin davasının sonucunda verilen haksız tahrik indirimi bugüne kadar verilen kararların yeniden sorgulanmasının önünü açmalı ve kamuoyunun bu tuhaf kararlardan arındırılmasına vesile olmalıdır

Öğrenci affı ve üniversite sınavını kaldırmaya dair

Kısa vadeli ve belirli bir kitleyi hedef alan çözüm önerilerinin sonuçları üniversite açısından yarardan ziyade zarar olarak kendisini göstermiştir/göstermektedir. Umarım yanılırım ancak geçmiş deneyimlerim durumun yine bu minvalde ilerleyeceğini ortaya koymakta