Videoröportaj

Şirin Payzın New York'ta 13 Kasım'ın nabzını tuttu: "Trump-Erdoğan görüşmesinden somut bir şey çıkmaz; Ankara tek dostu olan Trump yönetimini kaybetmemeli"

09 Kasım 2019 14:30

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Trump görüşmesi öncesi İstanbul Ekonomi Araştırma Genel Müdürü Can Selçuki, "Trump yönetimi şu an Türkiye'nin tek dostu gibi duruyor. Önümüzde; CAATSA (Amerika’nın Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası) ambargoları ve HalkBank'la ilgili mahkemenin vereceği karar ve yasa tasarıları gibi birçok risk var. Bunlar olurken de konuşabildiğimiz tek güçlü aktör olan Beyaz Saray'la ilişkiyi koparmamak lazım" dedi.     

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, ABD Başkanı Donald Trump'la 13 Kasım'da yapacağı görüşmeyi yakından takip etmek amacıyla New York'ta bulunan Şirin Payzın, İstanbul Ekonomi Araştırma Genel Müdürü Can Selçuki'ye Türkiye-ABD ilişkileri, ve 'Barış Pınarı Harekâtı' ve Türkiye'de yeni kurulacak partiler olmak üzere birçok konuyu sordu. 

Önümüzdeki hafta yapılacak Erdoğan-Trump görüşmesine ilişkin yorumlarda bulunan Selçuki, "Somut bir şey çıkacağını beklemiyorum. Şu an Türkiye'de olan Amerikan heyetinin görüşmelerinden çıkacak sonuçlar, Suriye'ye dair nasıl bir yol haritasında anlaşılacağı daha önemli.

Bu ziyareti şöyle okumalı. Trump yönetimi şu an Türkiye'nin tek dostu gibi duruyor. Önümüzde birçok risk var; CAATSA ambargoları, Halk Bank'la ilgili mahkemenin vereceği karar ve yasa tasarıları var. Bunlar olurken konuşabildiğimiz tek güçlü aktör Beyaz Saray ve bu ilişkiyi koparmamak lazım" diye konuştu.     

'Barış Pınarı Harekâtı' süresince Türkiye'ye yaptırımlar uygulanacağını gündeme getiren ABD Kongresi'ndeki son durumu da değerlendiren Can Selçuki, "Suriye meselesi gündemden düşmüş durumda. Trump için daha öncelikli konular var. Ancak Kongre'nin ve Senato'nun Türkiye'ye olan kızgınlığı hâlâ geçmedi. Senato'ya gönderilen 2 yasa tasarısı vardı. Senato bunu gündeme almayı erteledi ancak yakın zamanda gündeme gelebilir" dedi. 

"Seçmenin gündemi dış politika değil; ekonomi ve yönetim"

Dış politikanın Türkiye'deki seçmenin üzerindeki etkisini yorumlayan Selçuki, "Türkiye'de dış politikayla seçmen arasındaki bağ kopalı uzun süre oldu. Seçmenin ve hane halkının gündemi ekonomi ve yönetim. Ekonominin gidişatı ve sistemin işleyişiyle ilgili memnuniyetsizlik var ve seçmenin ana konusu bu" yorumunu yaptı. 

Türkiye'deki seçmenin 'ideolojik aidiyetleri eskisi kadar umursamadığını' ifade eden Selçuki, "Seçmen artık ideolojik kutuplaşma ve siyasi kimlik üzerinden belli partilere hapsedilmek istemiyor. Birileri çıkıp 'Ben bunu kırıyorum, icraatlarla geleceğim' derse ve buna seçmeni inandırabilirse Türkiye'de yeni bir siyasetin önü açılabilir, seçmenin beklediği bu" diye konuştu.

"İç siyasette artık yeni partilere yer var"

AKP'den istifa eden eski bakan Ali Babacan'ın ve eski başbakan Ahmet Davutoğlu'nun yeni parti çalışmalarıyla ilgili de konuşan Selçuki, "Yeni partilere yer var mı diye düşünmek gerek öncelikle. 17. yılını doldurmuş bir AKP var ve şu ana kadar yeni parti kurulmamasının nedeni Erdoğan'ın liderliğindeki hareketin merkez sağın ve sağın unsurlarına cevap verebiliyor oluşuydu. Ancak şu an ilk defa yeni partilere yer olduğunu görüyoruz. Bunu yerel seçimlerden sonra gördük. Yaklaşık 15 puanlık bulunduğu ideolojik kamptan başka bir yere oy vermeye hazır seçmen var. Yeni adaylara bu denklem içinde bakmak lazım. Yeni kurulacak iki partinin de şansı var ama ne olacağını söylemek zor" yorumunu yaptı. 

"İmamoğlu ince ve zor bir çizgide yürüyor; dengeyi daha iyi sağlamalı" 

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun siyasi geleceği hakkında değerlendirmeler yapan Selçuki, "Anketlere bakınca Türkiye çapında bilinirliği olan ve başarılı bulunan bir siyasetçi. Yalnızca İstanbul'da değil, Türkiye çapında da lider olmuş vaziyette. Ancak Türk seçmen günün sonunda ciddi siyasetçi seviyor. İmamoğlu ciddi değil demiyorum ancak ince ve zor bir çizgide yürüyor; dengeyi daha iyi sağlaması gerekiyor" dedi.