Dünya
Deutsche Welle

Yorum: El ele bilinmezliğe doğru

DW'den Alexander Freund'a göre iki Kore lideri arasındaki suskunluğun sona ermesi, uzlaşılan tedbirlerden çok daha büyük önem taşıyor.

27 Nisan 2018 21:13

Çok farklı dünyalardan geliyorlar: Güneyden fazla göze batmayan insan hakları avukatı Moon, kuzeyden uluslararası politikanın korkunç çocuğu lider Kim. İnsanları birleştiren pragmatist Moon, meydan okuyan roket adam Kim. Kuzey'den kaçmak ve hayatı boyunca demokrasi için savaşmak zorunda kalan Güney Koreli Devlet Başkanı, üçüncü kuşaktan tanrı gibi tapılan ve aklındaki başlıca düşünce hanedanının hayatta kalması olan bir diktatörle bir araya geliyor.

Tüm farklılıklara rağmen iki Korelinin arasındaki buzlar çabuk eridi. Tarafsız bölgede birbirlerini dikkati çekecek denli samimi bir şekilde selamladılar ve ilk kez bir Kuzey Kore lideri Güney Kore topraklarına ayak bastı. Moon'un deyişiyle kısa bir süre sonra bölünmenin değil, barışın sembolü olacak sınır çizgisini birlikte el ele bir daha geçtiler. Pyongyang'ın ulaşılması güç lideri de bilinçli bir şekilde rahattı. Tüm dünyadan gelen kameralara kocaman sırıtıp, çiçek getiren çocukları sevdi, yanındaki neşesi her halinden belli kız kardeşine her iki Kore'nin lezzetlerinden oluşan yemek menüsüyle ilgili takıldı.

Suskunluğun sonu

Bu karşılaşma gerçekten tarihi bir ana işaret ediyor. O kadar ki, iki devlet adamının şaşırtıcı dostane tavrı tüm dünyadan gelen yaklaşık 3 bin gazetecinin alkışına neden oldu. Her şeyin ötesinde son yıllardaki suskunluğu bozması beklenen zirveden beklentiler büyük, hatta belki çok büyük.

Her iki taraf birlikte karşılıklı provokasyonlardan uzak durmak konusunda anlaştı, gelecekte düzenli olarak her iki tarafta da buluşmak hedefleniyor. Askeri gerilim azaltılacak ve iki hükümet başkanı arasında doğrudan telefon bağlantıları oluşturulacak. Bir barış anlaşması hala yürürlükte olan ateşkes antlaşmasının gerini alacak, bölünme yüzünden parçalanan aileler yeniden buluşabilecek. Ekonomik olarak her iki taraf daha yakın işbirliği istiyor ve bunun için ortak sanayi bölgesi Kaesong'da yeniden bir bağlantı bürosu açılacak. En önemli konuda da bir uzlaşma söz konusu: İki taraf birlikte nükleer silahlardan arınmış bir Kore Yarımadası için çalışacak. Bu taktik olarak aynı zamanda Amerikan nükleer silahlarının bölgeden çekilmesi anlamına da geliyor. Açıklanan ortak hedef bölünmüş kardeş devletleri yeniden birleştirmek. Kim "Aynı dili konuşuyoruz, aynı kana sahibiz, aynı tarihi paylaşıyoruz, biz aynı halkız. Savaşmamalı, aksine yeniden birleşmek için çaba sarf etmeliyiz" dedi.

Elbette tüm dostane davranışlara rağmen duruma şüpheci yaklaşmak gerekli. Çünkü 2000 ve 2007'deki ilk iki Koreler arası zirve de büyük umutlar uyandırmıştı. O zaman da düşman kardeş ülkeler güven artırıcı tedbirler üzerinde anlaşmış; ancak başlangıçtaki coşku çabuk kaybolmuş, Kuzey nükleer ihtirasını artırdığında ise iletişim tamamen kopmuştu.

Selefinden daha başarılı

Bu zirve buluşmasının şaşırtıcı olan yanı sadece meydana gelmesi değil, bu kadar samimi bir atmosferde gerçekleşmesi. Sosyal liberal Moon, görevdeki birinci yılında diyaloğa hazır gerilimi düşürme politikasıyla, muhafazakar iki selefinin ulaştığından çok daha fazlasına ulaşmayı başardı. Kim de riskli nükleer ve füze programıyla babası ve büyük babasından çok daha fazlasına erişti: Kuzey Kore'nin ciddiye alınması gereken bir tehdit olarak algılanmasına. Kim, sonunda ezeli düşmanı ABD ile göz hizasında tartışabilme noktasında. Bir ay içinde ise Kore lideri Kim ve ABD Başkanı Trump buluşması gerçekleşecek. Bu da bundan birkaç hafta öncesine kadar akla bile getirilmeyen bir şeydi.

Koreler arası zirve sayesinde iletişim yeniden başladı ve geçen aylarda sürekli tırmanan gerilim sarmalı sonunda durdu. Başkan Trump iyi öğütlenmiş olmalı, keza doğrudan görüşmeler boş Twitter mesajlarından elbette ki daha yararlı. Tüm taraflar adım adım kaybolan güveni yeniden inşa etmeyi ve barış için bir çözüm bulmayı deneyebilir. Eğer bu başarılırsa Trump da tüm seleflerinden daha başarılı olmuş olacak.

Alexander Freund

©Deutsche Welle Türkçe

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştirDeutsche Welle