Yaşam

Yoksulun dayanışma formu

Cengiz Çiftçi T24'e yazıyor.

01 Haziran 2010 03:00

T24- Başak Kültür ve Sanat Vakfı, insana, insani değerlere öncelik veren insanın en temel hakkı olan kendi potansiyelini geliştirme ve gerçekleştirme ilkesi için yoksul çocukların çocukluklarını, yoksul gençlerin gençliklerini yaşayabilmeleri için gerekli maddi manevi imkanları ve ortamları oluşturmak için kurulan bir vakıf.


Alanlarında uzman sosyal çalışan, psikolog, eğitimci, sağlık çalışanı kişiler tarafından  2002 yılında  İstanbul’da kuruldu. Kadıköy, Maltepe ve Üsküdar’a bağlı 7 gece kondu ve yoksul  mahallesinde zorunlu göç ile gelmiş aileler ile çalışmalara başladı.

Dayanışma formu olarak kırılgan gurupları bütün boyutu ile kapsayan vakfın deneyimi aslında demokratik bir toplum sürecinin işletilmesi için sivil deneyimlerin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyan model örneklerden biridir. “Gelişen ve kalkınan bir ülkede insana öncelik vermeyi, kültürün yaratıcısı olan insan için yapılan yatırımı, gelecek için en değerli ve en verimli yatırım olarak gören (biz kurucular) sanatın elit bir kesimin elinde olduğu ülkemizde başta yoksul, yoksun çocuk ve gençlerin sanatsal beceri ve yeteneklerini açığa çıkarmak, yönlendirmek ve katkı sunmak amacıyla vakfımızı merkezi yerlerde değil, kentsel kültürün kıyısında diyebileceğimiz bir semtte Kayışdağı’nda  açtık. Biliyoruz ki;  işsizlik, iç  göç olgusu, eğitimsizlik, sosyal güvenceden yoksun olma,  yaşadığı kente  adapte olamama, güvensizlik, gelecek kaygısı gibi sorunlar yaşayan insanların sorunları  hepimizin sorunlarıdır. Bu noktada çalışma yürüten kurumlar ve yardım severler artmadığı sürece bu sorunlar katlanarak uluslararası boyut kazanacaktır. “


Nüfus trentleri ve neoliberal politikaların dayattığı politikalar kırsal çözülme süreçlerini hızlandırdıkça sosyal süreçlerin daha sorunlu oluşmasına neden olmaya devam edecek. Kentsel alanda konsolidasyonun oluşabilmesi 3 kuşaklık bir süreci kapsar. Yoksulluk ve kurumsallaşmış dışlanmışlık demokratik toplumların temel ilkesi olan eşit hizmet ilkesinin bu süreçlerde işlememesini gündeme getiriyor. Yakın zamana kadar ülke düzeyinde yapılan değerlendirmelerle bu tür dışlanmışlıklar ülke süreçlerindeki istisnai yoksulluk ve dışlanmışlıklar olarak adlandırılırken artık küresel düzeyde bir kent yoksulluğunun yaşandığı ve bunun istisnai bir süreç olmadığı her kes tarafından biliniyor. En basit düzeyde Dünya Bankası çoğu zaman liberal iktisadi politikaların sekteye uğramaması için risk ayarlaması yapılacak programları şart koşmaya başladı.


Akademik düzeyde apolitik ve suya sabuna dokunmayan bir ortamın etkisi ile yoksulluk 1990-2000 sürecinde ihmal edilen konular arasında oldu. Benzer bir şekilde göç ile ilgili temel süreçler 1950’li yıllarda başlamasına rağmen henüz göç literatürüne ciddi bir katkı sunduğumuzu söyleyemeyiz. Bu izolasyon ve apolitik ortamlarda Başak Kültür Sanat Vakfı gibi girişimler göç ve göç sürecinin getirdiği yoksulluğu ve dışlanmışlığı bilimsel süreçlerle ele alarak hizmet üretmeyi, ortam yaratmayı ve sürece müdahale etmeyi başarmıştır. Modelin kendisi kentsel yoksulluk süreçlerinde çocuk ve gençlere hizmet üretmek anlamında oldukça değerlidir.


Farklı Kültürleri Sokakta Buluşturuyoruz.


Başak Kültür ve Sanat Vakfı bir algıyı kırıyor. Toplumsal sorunlar uzaktan bakarak ya da değerlendirilerek çözülmez. Toplumun içinden örgütlenmelerle, yerinden hizmetle ,emek gücüyle ve dayanışarak toplumsal sorunlara çözüm üretilebilir. Kırılan algı aslında topluma temas edildiğinde ötekileşmenin sınırlarının kalkmaya başlaması ile oluşuyor. Bunun içinde daha fazla insanın farklı alanlarda kendi özgünlükleri ile toplumsal sorunlar ile ilgilenmesi gerekiyor. 


Başak Kültür ve Sanat Vakfı gerçekleştirdiği bir çok çalışmaya bir yenisini daha ekliyor. Sizlerden gelecek destekle çalışma daha anlamlı ve başarılı yürütülecektir.


2010 yılında melodilerimizle, renklerimizle, farklılıklarımızla gezici sokak sanat atölyeleri ile yeniden İstanbul’un öteki sokaklarına akacak, gülüşlerimizi çoğaltacağız. Başak Kültür ve Sanat Vakfı olarak “Sokakta Buluşan Kültürler” projesi ile Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul’da Avrupa Gönüllü Hizmeti kapsamında İtalya ve Fransa’dan gelen genç sanatçılar ile birlikte çalışacağız.


Projemizi İstanbul’un 12 ilçesinde (Eyüp, Sultançiftliği, Sultanbeyli, Beykoz, Ümraniye, Üsküdar, Pendik, Maltepe, Kartal, Tuzla, Kadıköy, Ataşehir’in mah.) gerçekleştireceğiz. 12 ilçede yaşayan 7-15 yaş arası çocuklara yönelik 4 Haziran -27 Ağustos Tarihleri arasında(Cuma, C.tesi, Pazar günleri  saat 14.oo-18.oo) çeşitli sanat dallarında atölye çalışmaları yapacak ve sanatı kent merkezlerinden kenar mahallelere ulaştırmanın heyecan ve gururunu yaşayacağız.


Vakfımız benzer bir çalışmayı 2009 yılının Haziran-Ağustos aylarında İstanbul’un 9 ilçesinde gerçekleştirmiş ve Gezici Sokak Sanat Atölyesi ile 558 çocuğun atölye çalışmalarına katılmalarını sağlamıştır. Ayrıca bu projemiz İstanbul ile sınırlı kalmamış, projemiz İzmir’in Karabağlar Belediyesi tarafından da model olarak uygulanmıştır.


Kentin varoşlarında yaşadıkları için kent merkezlerinde yoğunlaşan sanatsal çalışmalara katılma olanaklarından yoksun çocuklara ulaşma projemizi yukarıda sözünü ettiğimiz “Sokakta Buluşan Kültürler” projemizle bu yıl da sürdürmeyi ve daha çok çocuğa ulaşmayı hedefliyoruz.


Çocukların gülüşlerinin çoğalmasını, yeteneklerinin keşfedilmesini isteyen; çocukların sanata ulaşmasında bizimde payımız olsun diyen sanatçıları ve sanat kurumlarını, üniversiteleri, eğitimcileri ve eğitim kurumlarını, akademisyenleri, belediyeleri, sivil toplum örgütlerini, basın-yayın kuruluşlarını ve duyarlılık gösteren herkesi sosyal sorumluluk anlayışı kapsamında bu projeye destek olmaya davet ediyoruz.


saygılarımızla

Başak Kültür ve Sanat Vakfı
Tel:0216 4204968
Web:www.basaksanatvakfi.org.tr
E.mail:basaksanat@gmail.com
Ataşehir /İstanbul

ETİKETLER

sivil toplum