Gündem

Yılmaz Özdil: Tarihten haberi olmayan cahil cühelayı, kafasında fesle dolaşan tımarhanelik tiplerle zehirlemelerinin son hamlesidir İnönü'ye 'hırsız' denmesi

09 Şubat 2019 10:28

Türkiye Cumhuriyeti'nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün Türkiye'ye dönmek isteyen Osmanlı hanedanı üyelerinin mücevherlerini aldığını iddia eden 2. Abdülhamid'in torunu Nilhan Osmanoğlu'na Sözcü yazarı Yılmaz Özdil karşılık verdi. Özdil Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'e ettiği hakaretlerle eleştirilerin ortak noktası olan Kadir Mısıroğlu'nu da hatırlatarak, "Özellikle son 10 senedir gençlerin zihnine Atatürk'e karşılık Abdülhamid koymaya çalışmalarının… Atatürk'ü tarihten silmeye kalkışırken, Osmanlı'da sanki Abdülhamid'ten başka padişah yokmuş gibi davranmalarının… Tarihin t'sinden haberi olmayan cahil cühelayı, kafasında fesle dolaşan tımarhanelik tiplerle zehirlemelerinin… Atatürkçü faaliyetlerin saldırıya uğramasının, linç edilmesinin… Son hamlesidir İsmet İnönü'ye “hırsız” denilmesi" ifadesini kullandı.

Osmanoğlu, eski Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün Türkiye'ye dönmek isteyen Osmanlı hanedanı üyelerine "Bunun bir bedeli var" dediğini ve ellerindeki mücevherleri aldığını ileri sürmüştü. 

Özdil, "İsmet İnönü hırsız öyle mi?" başlığıyla yayımlanan yazısında Atatürk'e de aynı suçlamalarının yapıldığını anlattı; Sözcü yazarı köşesinin ilgili bölümünde şunları kaydetti:

Nisan 1919…
Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkmasına sadece bir ay vardı, İstanbul'da geceli gündüzlü toplantılar yapıyor, milli mücadeleyi birlikte yürüteceği kadroyu örgütlüyordu.

Şak…
İkdam gazetesinde bir haber patladı.
“31 Mart vakasında sultan Abdülhamid tahttan indirilirken, Yıldız Sarayı'nın yağmalandığı, Mustafa Kemal Paşa'nın sarayı yağmalayanlar arasında yeraldığı, Mustafa Kemal Paşa'nın elmaslı incili bir kürdanlık çaldığı” yazıldı!

31 Mart vakası, Nisan 1909'da yaşandı.
Bu haber tam 10 sene sonra, Nisan 1919'da yazılıyordu!

Mustafa Kemal'in tam Anadolu'ya geçme arefesindeyken iftiraya uğraması, hırsız ilan edilmesi, “padişahımız efendimizin sarayını soydu, eşyalarını çaldı” denilmesi, pek de sürpriz olmamıştı.
Çünkü, İkdam gazetesinin İngiliz tetikçisi olduğunu cümle alem biliyordu.

Buna rağmen, karalama kampanyası amacına ulaşmıştı, insanların zihninde kuşku doğmuş, acabalar oluşmuştu.

Hem Mustafa Kemal aleyhinde iftira yazıyor, hem de kendisini savunması için Mustafa Kemal'e söz hakkı tanımıyorlardı.

Mustafa Kemal bu çirkinliğe karşılık, milli mücadelenin yanında yeralan İleri gazetesine röportaj verdi.
Çok kısa konuştu.
“Gülünç ve fecidir. Namusa saygı kalmadığını görmekle üzüntülüyüm” dedi.

Bu “gülünç” ve “feci” olaydan tam 100 sene sonra, İsmet İnönü'ye hırsız denildi.

Hem de tıpkı Mustafa Kemal gibi, İsmet İnönü'nün de Abdülhamid'in mücevherlerini çaldığı öne sürüldü.

(Özellikle son 10 senedir gençlerin zihnine Atatürk'e karşılık Abdülhamid koymaya çalışmalarının… Atatürk'ü tarihten silmeye kalkışırken, Osmanlı'da sanki Abdülhamid'ten başka padişah yokmuş gibi davranmalarının… Tarihin t'sinden haberi olmayan cahil cühelayı, kafasında fesle dolaşan tımarhanelik tiplerle zehirlemelerinin… Atatürkçü faaliyetlerin saldırıya uğramasının, linç edilmesinin… Son hamlesidir İsmet İnönü'ye “hırsız” denilmesi.)

100 sene önce namusa saygı kalmadığını görmüştük.
100 sene sonra da namusa saygı olmadığını görüyoruz.