Dünya
Deutsche Welle

Ürdün'de orta direk ayaklandı

Günlerdir süren protesto gösterilerinin ardından Ürdün Başbakanı Hani el Mülki istifa etti. Ülke, ekonomik açıdan ciddi sıkıntılarla karşı karşıya. Göstericiler, bazı sorunların nedeni olarak hükümeti görüyor.

05 Haziran 2018 23:07

Ürdünlüler günlerdir sokaklardaydı. Protestoların artması üzerine Başbakan Hani el Mülki istifa etmek zorunda kaldı. İstifayı kabul eden Kral II. Abdullah, Eğitim Bakanı Ömer el Rassas'ı yeni hükümeti kurmakla görevlendirdi.

Binlerce Ürdünlü geçtiğimiz Çarşamba gününden buyana hükümetin yeni tasarruf önlemlerini protesto ederek Başbakan el Mülki'nin istifasını talep ediyordu. Cumartesi günü Amman'daki başbakanlık binası önünde 3 bin kişi toplanmıştı. Bu sayı Pazar günü yaklaşık iki katına ulaştı.

Arap dünyasının en pahalı kenti: Amman

Protestoların fitilini ateşleyen ise Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından verilen acı reçetenin uygulanması amacıyla hazırlanan yasa tasarısındaki tasarruf önlemleri oldu. Tasarıya göre gelir vergisinde yüzde 5, kurumlar vergisinde ise yüzde 20 ile 40 arasında değişen oranlarda artış öngörülüyordu.

Alman Friedrich Ebert Vakfı'nın Amman büro yöneticisi Tim Petschulat'a göre, söz konusu yasa tasarısı sadece bardağı taşıran son damla oldu. "Economist” dergisinin yaptığı araştırmada Amman'ın, Arap dünyasının "en pahalı başkenti” olduğunu hatırlatan Petschulat, "Amman, hayat pahalılığında Dubai ve Abu Dhabi'yi bile sollamış durumda. Oysa gelir düzeyi bu kentlerin çok daha gerisinde. Bu da ciddi sorunları beraberinde getiriyor” diyor ve ekliyor: "Dört odalı bir dairenin aylık kira bedeli yaklaşık 350 Dinar. Ortalama aylık kazancın 400 Dinar (500 Euro) olduğu düşünülürse geriye pek bir şey kalmıyor. Buna bir de sağlık ve eğitim harcamaları ekleniyor. Gerçi devlet okulları mevcut. Ama orta direk, çocuklarının iyi bir eğitim almasını istiyor. Bu nedenle de onları özel okullara gönderiyor. Tabii bu okullar da paralı.”

Jeopolitik konumun bedeli ağır

Amman'da serbest gazeteci olarak çalışan Rana Sabbah, Ürdün'ün coğrafî konumunun da son derece kritik olduğunun altını çiziyor. Ülkenin yeraltı zenginliklerine sahip olmadığını, ancak komşu ülekelerde hüküm süren savaş ve terör nedeniyle bütçesinin büyük bir bölümünü güvenlik ve askerî alanlara ayırmak zorunda kaldığını belirtiyor.

Bunun sonucunda kamu sektöründe yeni istihdam sahaları açılamıyor. Oysa istihdam piyasasına her yıl ortalama 60 bin yeni mezun genç katılıyor. Gazeteci Sabbah, sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Özel sektör de büyük baskı altında. Zira Ürdün hemen hemen hiçbir şey ihraç edemiyor. Mevcut politik durum nedeniyle Suudi Arabistan, Irak, Suriye ve Körfez bölgelerinde kapılar kapalı. Jeopolitik konumumuz nedeniyle ağır bir bedel ödüyoruz.”

Vergiler yüksek, hizmet az

Rana Sabbah'a göre halkın asıl tepkisini çeken durumsa her alanda yetersiz kalan hizmetler. "Halk buna artık tahammül edemiyor. Vatandaş son derece yüksek vergiler ödüyor ama karşılığında hemen hiçbir hizmet alamıyor. Buna bir de devlet memurlarının ve emekli politikacıların aldığı maaşların bütçeye getirdiği ağır yük ekleniyor.”

Tüm bunlara ilaveten ülkenin başa çıkılması gereken bir de mülteci sorunu var. Komşu Suriye'deki iç savaştan kaçan bir milyona yakın mülteci Ürdün'e sığındı. Mültecilere uluslararası yardım ise çok cüzzi düzeyde ulaştı. Birleşmiş Milletler Mültecilere Yardım Kuruluşu, uluslararası kamuoyuna defalarca "acil yardım” çağrısı yapmasına rağmen bağışçı ülkeler, bu yıl için gerekli olan 4,8 milyar euronun sadece yüzde 20'sini ödedi.

Friedrich Ebert Vakfı’nın Amman büro şefi Tim Petschulat, tüm sıkıntılara rağmen Ürdün halkının mülteci krizi karşısında yine de rahat ve olumlu bir tutum sergilediğini, mültecilere karşı kaydedeğer bir olayın meydana gelmediğini belirtiyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Bunun nedenlerinden biri Suriyeli mültecilerin, Ürdün halkına verilen sosyal hizmetlerde rakip konumunda olmaması. Aynı şekilde istihdam piyasasında da bir rekabet söz konusu değil. Zira Ürdün hükümeti, Suriyeli mültecilere istihdam piyasasını sadece gastronomi ve inşaat sektörü gibi Ürdünlülerin pek rağbet göstermediği bazı sınırlı alanlarda açtı.”

Ortak direk sesini yükseltiyor

Son günlerdeki protestaların, bugüne kadarki en kalabalık gösteriler olduğuna dikkat çeken gazeteci Rana Sabbah, "2011 yılındaki Arap Baharı dalgasında bile bu kadar insan sokağa çıkmamıştı. Buradaki asıl olumlu konuysa şu anki göstericilerin seküler bir profile sahip olmaları. Sürekli söz sahibi olmak isteyen radikal dinciler değil sokaktakiler. Orta direkten geriye kalan genç Ürdünlüler.”

Sabbah, protestocuların eğitim seviyesinin yüksek olduğuna da dikkat çekiyor: "Üniversite mezunu, internet kullanan, Facebook ve Twitter sayesinde dış dünya ile bağlantılı olan elit bir kesim söz konusu. Bu beni çok mutlu ediyor. Orta direk artık sesini yükseltebiliyor.”

‘Ürdünlüler kurban vermeye hazır'

Ürdün'ün, Ortadoğu'nun nadir istikrarlı ülkelerinden biri olduğunu hatırlatan Friedrich Ebert Vakfı Amman temsilcisi Tim Petschulat, bu nedenle Batı'nın, başta maddi destek olmak üzere bu ülkeye arka çıkması gerektiğini düşünüyor: "Ortadoğu'da istikrarlı bir ülkenin varlığı teminat altına alınmak isteniyorsa, o zaman insanlara biraz nefes aldırmak gerekiyor. Bunun anlamı şu: Halk üzerindeki ekonomik baskıyı daha fazla artırmadan, mali açıdan yeni fırsatların oluşturulması gerekiyor.”

Gazeteci Rana Sabbah ise bu noktada Ürdün halkına da görev düştüğünü söylüyor. "Ülkenin değişmesi gerekiyor. Halkımız bunu anladı ve bu uğurda kurban vermeye de hazır. Ancak hükümetler ve diğer devlet organları, vatandaşa örnek teşkil etmek zorunda. Bir yandan halkın sırtına yüksek vergi yükünü bindirirken, diğer yandan da yöneticilerin zevk-i sefa içinde yaşamaması gerekiyor. Zira Ürdün zengin bir ülke değil.”

Kersten Knipp

© Deutsche Welle

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştirDeutsche Welle