Spor

Uğur Meleke'den 'Galatasaray'ın geleneği'ne eleştiri: 17-18 yaşındaki çocukların özgüveni...

"Bu ülkede bazı şeyler, Ozan Kabak’ın Selçuk İnan’a duyduğu saygının aynısını Selçuk, Ozan’a duyduğu zaman düzelecek"

06 Temmuz 2017 14:10

Hürriyet yazarı ve spor yorumcusu Uğur Meleke, Galatasaraylı Semih Kaya'nın, A Takım'a yeni katılan genç oyuncuların saçlarını kesmesini eleştirdi. "17-18 yaşındaki çocukların özgüveni bu şekilde zedeleniyor" yorumunda bulunan Meleke, "Ayrışmaya ihtiyacı olan çocuklar aynılaştırılıyor" dedi.

Genç oyuncuların saçlarının kesilmesinden sonra ayırt edilemediğini belirten yorumcu, "Bu ülkede bazı şeyler, Ozan Kabak’ın Selçuk İnan’a duyduğu saygının aynısını Selçuk, Ozan’a duyduğu zaman düzelecek" görüşünde bulundu.

Uğur Meleke'nin 6 Temmuz 2017'de Hürriyet'te yayımlanan "Saçı değil ruhu traş edilen adamlar" başlıklı yazısı şöyle:

Galatasaraylı Semih Kaya’nın 4 genç futbolcuyu traş etmesi, gelmiş geçmiş en saçma gelenek. Ayrışmaya ihtiyacı olan çocuklar aynılaştırılıyor. Ve ayrıca 17-18 yaşındaki cocukların özgüveni de bu şekilde zedeleniyor.

Geçtiğimiz günlerde gazetelerde gördüğüm bir fotoğraf, canımı sıktı bir kez daha: Semih Kaya, A takıma yeni katılan 4 genç futbolcunun saçını kesiyor fotoğrafta... Söz konusu tıraş sonucu da ortaya birbirinin aynı 4 tane kel adam kalıyor. Bu aptal fotoğrafta gördüğüm dünyanın gelmiş geçmiş en saçma geleneğinin bin tane handikabı olduğunu yıllardır anlatmaya çalışıyorum bu sütunda: Birincisi, bu çocukları kalabalıktan ayrışmaya en çok ihtiyaçları olduğu dönemde sıfır numara saçla aynılaştırıyorsunuz. Zaten çocukların bulabildikleri şans, Macar sekizinci lig takımına karşı oynadıkları 15 dakika topu topu. Orada da benzer tipleriyle hangisi Ozan, hangisi Samet ayıramıyoruz hiçbirimiz. İkincisi, 17-18 yaşındaki adamın bu süreçte en çok ihtiyaç duyduğu şeyi, özgüvenini zedeliyorsunuz.

İlkel bir görüntü

Adam aylarca aynada kendi gibi hissedemiyor belki de... Üçüncüsü, Türk futbolunun en büyük yaralarından birini, abi-kardeş müessesesini güçlendiriyorsunuz. Oysa bu çocukların idmana çıkarken karşılarında 20 ağabey değil, 20 eşit sporcu görüyor olmaları gerek. Bu ülkede bazı şeyler, Ozan Kabak’ın Selçuk İnan’a duyduğu saygının aynısını Selçuk, Ozan’a duyduğu zaman düzelecek.

Bu ilkel saç tıraşı fotoğrafını görünce, an itibariyle Süper Lig’in, neden UEFA üyesi 54 lig içinde en yaşlı ikinci turnuva olduğunu daha iyi anlayabiliyorsunuz. Hollanda’nın 24, Belçika’nın 24,6, Almanya’nın 24,9, Fransa’nın 25,4, tecrübeyle eş anlamlı İtalya’nın bile 25,8’e kadar çektiği yaş ortalaması, bizde son transferlerle 26,9’a çıkmış durumda...

İlk şans erken olmalı

Geçtiğimiz günlerde Avrupa şampiyonu olan Almanya U21 milli futbol takımının finalde İspanya karşısına çıkan 11’inin, bu yıl liglerinde oynadıkları maç sayısı toplamı 278. Yani an itibariyle tamamı 1. Bundesliga oyuncusu olan söz konusu kadro, 34 haftalık ligde ortalama 25’er maç sahaya çıkmışlar. Bu ortalama, bizim A Milli Takım'ın son Kosova maçındaki ilk 11’inin ortalamasıyla hemen hemen aynı!

Almanya’nın genetik olarak bu özelliğe sahip olduğu itirazını yapabilirsiniz elbette. Ama son dönemde hemen hemen bütün büyük ligler, Almanya’yla yarışma uğraşında. İçinde bulunduğumuz transfer döneminin en pahalı 20 oyuncusunun (Cuadrado dışında) 19’u, 25 yaşın altında...

Halen resmi sözleşmeye imza atmış en pahalı oyuncu 22’lik Bernardo Silva... En yüksek bonservis bedeli ödenmiş 20 futbolcudan Tielemans 20, Andre SilvaSüleComan 21, TolissoLindelöfAkeBentaleb 22, ÇalhanoğluEdersonPickfordParedesPhilipp 23 yaşındalar. Evet, biliyorum, futbolcunun genci-yaşlısı yok; iyisi-kötüsü var. Ama gerçek şu ki, kulüpler de, sporcular da uzun vadeli planlar yapmak istiyorlar artık. Dünyanın en zengin futbol takımı Real Madrid’in Şampiyonlar Ligi finaline çıkan 11’inin kulüpte geçirdikleri ortalama süre yaklaşık 6 buçuk yıl...

Juventus’u 4-1 yenen ilk 11’lerinde son iki sezonda takıma katılan oyuncu yok. Sergio Ramos, Madrid’de 13’üncü, Marcelo 11’inci, Ronaldo ve Benzema 9’uncu, Varane 7’nci sezonlarına giriyorlar. Yani gerek milletler, gerek kulüpler arenasında başarının bir numaralı sırrı istikrar... İstikrarın bir numaralı destekçisi de, yetenekli oyuncuya ilk şansı mümkün olduğunca erken vermek.

21 gramlık ağırlık

Kulüpleri, sadece tavsiyeyle, ya da para ödülüyle genç oyuncuya şans verme konusunda teşvik edemiyoruz. Sebebi basit: Başkanlar kısa vadede başarı kazanıp, prestijli koltuklarını korumak istiyor. Antrenörler, sezonu kurtarıp yüksek maaşlı görevlerinde kalmak istiyor. TFF’ye ve Türkiye Futbol Direktörlüğü’ne soruyorum: Her kulübe yılda maksimum iki antrenörle kontrat limiti neden hâlâ getirilmiyor? Sizi engelleyen şey ne? Antrenörleri biraz rahatlatsak, belki azıcık daha uzun vadeli düşünme fırsatı bulacaklar, genç oyuncuya daha erken şans verecekler.

Ayrıca, bu kadar yaşlı bir ligi bir miktar gençleştirebilmek için, 21 yaş altı yetenekli futbolcuları koruyabilmek için bazı statü değişiklikleri neden hayata geçirilmiyor? Neden mesela geniş kadrolarda 8, esame listelerinde 3 tane 21 yaş altı oyuncuyu mecbur edemiyoruz? Değil üç, yalnızca bir kişilik 21 yaş altı oyuncu zorunluluğunu bile neden kaldırdı bu federasyon?

***

Bu konuyla ilgili fikir alışverişinde bulunurken Deniz Satar’dan öğrendiğim harika bir Sean Penn repliğiyle bitireyim yazıyı: “Diyorlar ki, insan öldüğünde vücudundan 21 gram eksilirmiş. Bu, bir bozuk paranın, bir sinek kuşunun ya da bir çikolata paketinin ağırlığı. Ve belki de, insanın ruhunun da...”